Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

4 Aralık 2009 Cuma

YOK EDİLEN BAHÇELER DEĞİL YAŞAM BİÇİMİMİZDİR ! BAHÇESİZ EVLER : “BAHÇELİ” VE “EMEK”



Ankara’nın ilk planını yapan şehir mimarı Prof. Jansen, her ne kadar 1930’larda Ankara’yı bir “Bahçe Şehir” olarak planlamışsa da, Atatürksüz geçen yıllarda, bizler onun bu ideallerini yok eden uygulamalar yaptık.. Başşehrimizi genelde bahçesiz bir apartmanlar şehri olarak birkaç kez yıkıp yeniden inşa ettik, etmeye devam ediyoruz..
Yık yap sat düzeni olan apartmanlaşmanın en kötü örnekleri, yaklaşık 40 yıldır oturduğum Bahçelievler ve yakın komşusu Emek’te de sergilendi gözlerimizin önünde..



Gözlerimizin önünde, dallarına tırmandığımız ve bu uğurda zaman zaman dayak bile yemeyi göze aldığımız güzelim dut, kiraz, vişne, elma ağaçları, manolyalar, kestaneler, akasyalar kökünden söküldü, komşu kızının oturduğu iki katlı ahşap panjurlu evler tepeden aşağı balyozlarla yerle bir oldu..

Arkadaşlarımla bisiklete bindiğim, haftanın bir günü Pazar kurulan ama diğer günler bizim, kentlinin MEYDANI olan “Pazar yerine” “semt hali” adıyla koca bir bina dikilişini de gördük.. Pazar yeri yok edilmekle kalmadı, dükkanlar yapılarak satıldı /kiralandı ve üst kata çıkıp Pazar alışverişi yapmak gibi trajikomik Pazarlara zorunlu bırakıldık ..

Her sokak, parsel parsel yıkıldı, yıkıldı güzelim iki katlı evler.. Ve 40 yıl boyunca bitmeyen çukurlar, bitmeyen kazılar, altyapı bağlantıları, kaldırım yenilemeleri, yetmeyen altyapı, patlayan borular, artan trafik ve gürültü, hava kirliliği, otopark sorunu ile yaşamak zorunda bırakıldı “Bahçeli evler” ve Emek sakinlerinin büyük bir kısmı...

Müteahhitler 4-5 daire, eski Bahçelievlerin mirasçıları da bir o kadar daire sahibi olabilmek ve rant elde edebilmek amacıyla yok edildi tüm bahçeler, ağaçlar, evler, yaşamlar...

Ve, o zamanlar tek bir ailenin yaşadığı yerde şimdilerde 15-20 aile üst üste balık istifi gibi yaşıyor ve komşular, komşularının ölümünden bile habersiz, kuşlar ise uğramıyor Bahçesiz evlere artık..

Tüm bunlara değer miydi?

Ve, çocukluğumuzun misket oynadığımız küçük parkı nerede şimdi? Deneme ile Cumhuriyet Lisesi arasındaki süregelen ve zaman zaman Kolejin baskın çıktığı basket, futbol ya da bilgi turnuvalarının yerini, acaba internet kafelerdeki, simit/sucuk evlerindeki, ya da “chadır” (çadır - mı?) barlarındaki yeni bir yaşam şekli mi aldı? Tabii ki öyle ama sormadan edemiyorum gene de..

Bilmiyorum, böyle yoğunlaşan mahallelerin, kentlerin yoğunlaşmasına neden olanlar acaba yaptıkları karşısında dehşete düşmüşler midir ??
Ya da ranttan paylarını da almışlar mıdır ? Bildiğim şu ki, şimdilerde gecekondu alanlarında da “ıslah” adıyla, çok daha vahşi bir rant hırsı uğruna tüm bahçeli gecekonduların 5-8-10 hatta 15 katlı olarak ıslah edildiği..

Yakında, kentlerin çevresini saran, ama imarlı konut alanlarından çok daha düşük yoğunluklu ve yeşil alanlara sahip gecekonduların o sevimli siluetlerini de arayacağız gibi..


Ankara Magazine Dergisi, “Kent ve Çevre Köşesi”, Ocak 2004, SAYI 27, s.86'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder