Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

4 Aralık 2009 Cuma

ANKARA’DA TARİHSEL / KÜLTÜREL ÇEVRE KORUNMASI, SAĞLIKLAŞTIRILMASI ve YENİLENMESİNDE KARŞILAŞILAN BAZI SORUNLAR ve ÇÖZÜMLER



I. Amaç :

Bu yazıda, Ankara’nın tarihsel kent dokusunda günümüzde gözlenen sorunlarından bazılarının, nedenleri ve çözümleri üzerinde durulacaktır. Korumaya ilişkin olarak yakın geçmişte yapılabilenler özetle verilmeye çalışılacak, var olan yasal, yönetsel çerçeve içinde, kamunun yanısıra, sivil toplum kuruluşlarının ve üyelerinin yapabilecekleri üzerinde fikir geliştirilecektir.

II. Başkent Ankara ve Tarihsel / Kültürel Çevre Koruma Olgusu :

Ankara’nın, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in ilanı sonrasında, Başkent oluşundan bu yana geçirdiği büyük değişim yadsınamaz. Her ne kadar son yıllarda planlama kavramından uzaklaşılmış olsa da, büyük ölçüde planlı geliştirilmeye çalışılmış, çevresini saran gecekondulara rağmen çağdaş bir kenttir Başkent Ankara.

Bu büyük değişim ve dönüşüme rağmen, tarihsel /kültürel/mimari mirasının bir bölümünü de günümüze kadar ulaştırabilmiş ender bir kenttir Ankara….

Ancak, günümüze kadar ulaşabilen bu miras, bir süre daha bakımsız ve ihmal edilmiş olarak kalırsa, kaçak yapılaşma, yenileme, çok katlı yapılaşma baskısı altında ne yazık ki giderek yok olacak hassas bir mirastır.

Ankara’nın kent içi ve yakın çevresindeki höyük, tümülüs ve antik yerleşim yerlerinden (Uzağıl, Maltepe, Beştepeler, Ahlatlıbel, Taşpınar vd.) binlerce yıllık geçmiş tarihinin izlerini bulmak ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bu tarihten bazı kesitleri izlemek olası.. (Bkz. BULUÇ, S., 1991, “İlkçağda Ankara”, Ankara Dergisi, 1,2, AKTÜRE, S., 1984, “16. Yüzyıl Ankara’sı Hakkında Bilinenler”, Tarih İçinde Ankara Semineri)

Son iki bin yıllık tarihsel ve kültürel geçmişin fiziki kalıntıları ise, başta Ankara Kaleiçi ve yakın çevresi olmak üzere, HacıBayram ve Augustos (Ogüst) Mabedi’nin üzerinde konumlandığı Höyük ve çevresinde, Bendderesinde (Roma Tiyatro ve Odeonu), Çankırıkapı üzerinde (Roma Hamamları), güneyde Hacettepe çevresinden başlayarak doğuda Cebeciye kadar yayılan 150 hektardan geniş bir alana yayılan “Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları” üzerinde ve altında yeralmakta…. (HARİTA 1)




HARİTA 1. ANKARA KENTSEL, TARİHSEL ve ARKEOLOJİK SİT ALANLARI

Çeşitli katmanlar halinde Frig, Galat, Roma, Doğu Roma (Bizans), Ahi Dönemleri, Selçuklular, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devirlerinin zengin mimari mirası, anıtsal mimari yapılar, kentsel dokusu ve arkeolojik kalıntıları genel olarak “Ulus Tarihi Kent Merkezi” ve çevresindeki “Eski Ankara” kesiminde bulunur.

1711 tarihli Ankara Gravüründe ve 1839 tarihli Ankara haritasında gözlenen fiziki yapı, sokak dokusu ne kadar ilginçtir ki aradan geçen uzun süreye rağmen oldukça korunmuş olarak günümüze kadar ulaşabilmiştir. Üçüncü surun, giriş kapılarının yokedilmiş olmasına rağmen okunabilen sokak dokusu bugünkü ile aynıdır (GRAVÜR 1 ve HARİTA 2).



GRAVÜR 1. 1711 Tarihli Ankara Gravürü




HARİTA 2 . 1839 ANKARA HARİTASI (Von VINCKE)

III. Hacıbayram Camii ve Ogüst Tapınağı Çevresi

Hacıbayram Camii ve çevresi I. Derece Arkeolojik ve Kentsel Sit Alanı’dır . Farklı dinlerin ve ulusların birbirlerine karşı duydukları saygının ve hoşgörü’nün simgesi olarak görülmektedir, Hacıbayram Camii ve yanıbaşında yükselen Ogüst Mabedi.. Ulus Tarihi Kent Merkezi ve Hacıbayram Camii Çevresi için 1981 – 1992 arasında 10 yılı aşkın bir çaba sonrasında Ulus Koruma- Islah Planı ile Hacıbayram Meydanı Çevre Düzenleme Projeleri hazırlanmış ve uygulanmıştır . (HARİTA 3)

Bu kesimde, Cami çevresindeki sivil mimarlık örneklerinin korunması ve çevre düzenlemelerinin yapılması gerektiği bilinmektedir. Ayrıca, Ogüst Mabedinin ve “Yazıtlar Kraliçesi” nin koruma sorunları bulunmaktadır ve başlatılan çalışmaların sürdürülmesi gereklidir.



HARİTA 3. Ulus Koruma- Islah Planı

Bendderesi’nde Hisar Caddesi yanında ayakkabıcılar sitesi temelleri kazılırken tesadüfen bulunan ve kamulaştırılarak kısmen ortaya çıkarılan Antik Roma Tiyatrosu ve Odeonu, bu kesimin I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilmesine neden olmuştu..

Ancak, diğer kesimler henüz temizlenemediği için devamını kazmak henüz mümkün olamamıştı.. Çöküntü bölgesi haline gelen Bendderesi Caddesi üzerinin temizlenmesi, Roma Bendi’nin rekonstrüksiyonu, derenin temizlenmesi ve tekrar bu kesimin rekreatif amaçlı kullanımı gibi (bir kısmı hayalci!!) öneriler de var bu kesim için..Ancak, en azından tarihsel ve kültürel ortamla uygun düşmeyen kullanımlar bu bölgeden tasfiye edilebilir ve açık hava müzesi şeklinde düzenlenebilir..

IV. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Çevresi ve Atpazarı :

Hisar Caddesi’nden Kaleiçine doğru Anadolu Medeniyetleri Müzesi önünden geçerek gidildiğinde, bu kesimdeki taşıt, yaya ve servis sorunlarını gözlemek olasıdır. Özellikle, turist otobüsleri ve özel taşıtlar için otopark sorunları yaşanmakta, benzer sorunlar Kalekapısı önünde Atpazarı Meydanı’ nda da gözlenmektedir.

Özellikle, yıllardan buyana restore edilmeyi bekleyen Çukurhan ve Çengelhan’ın içler acısı hali ile Kalekapısı önünün perişan hali ne yazıkki birbirini tamamlamaktadır. (Günümüzde -2014- bu iki Han Koç Vakfı tarafından onarılmış ve kente kültürel ve turistik amaçlı olarak kazandırılmıştır)
 Samanpazarı, Atpazarı ve Koyunpazarı’nın Çıkrıkçılar yokuşu ve Kalekapısı ile birlikte ele alınması ve yaya ağırlıklı olarak düzenlenmesi gerekli..

Ancak, bireysel çabalarla yer yer onarımların (Pirinç Han gibi) yapıldığı görülen bu kesim, Ankara’nın 12-13. yüzyıllardan bu yana “Tarihi Ticaret Merkezi” dir ve geleneksel el sanatlarının yer aldığı özel isimli sokaklar da bu kesimdedir..

Sof üretimi ve satışının yapıldığı, onlarca çıkrığın işlediği, bakırcılar, demirciler, debbağların, Ahi Döneminden kalma Lonca düzeni ile üretimlerini yapıp satış yaptığı bu kesimde, geleneksel el sanatlarının ve zenaatların korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Sadece fizik mekanın korunması yetmez, fizik mekana anlam kazandıran sosyo-kültürel ve ticari eylemler de tarihi dokularda yeniden yaşamalı, yaşatılmalıdır.


V. Kaleiçi :

Kaleiçi “Tarihi, Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları” nın 20 yılı geçkin “Koruma Amaçlı Planlama ve Projelendirme Çalışmaları” nın başarısızlığı, Kamunun Koruma Politikalarının yetersizliği, çok uzun süren ve kararsızlıklarla dolu planlama ve uygulama süreci incelendiğinde, ülkede pek çok yerde olduğu gibi burada da, Kültür Bakanlığı, Koruma Kurulları ile Yerel Yönetimlerin bu başarısız durumdan sorumlu olduğu söylenebilir.

Gene de surların onarımı, teknik altyapının büyük oranda çözümlenmesi ve bazı önemli anıtsal nitelikte yapıların onarımı da korumaya yönelik bir umut olarak görülebilir. (Resim 1)




RESİM 1 : 16. Yüzyılda Kale ve Ankara


Kaleiçindeki kontrol dışı, kaçak yapılaşma ve onarımlar ile, Kurul onaylı ancak ilkesiz restorasyonlar, bu kesimin en düşük gelir grubu kiracılar eline geçmiş olması ile birleşince, karşımıza Başkent Ankara’da 21. Yüzyıl başında olmaması gerekli bir fiziki ve sosyal çevre çıkarmıştır.

Burada, -söylemesi bile insanı üzen- 15 seneyi geçkin bir süredir sürdürülen üst ölçek planlama çalışmalarının bir an önce tamamlanması ve restorasyon uygulamaları ile dokunun korunması ve sağlıklaştırılması gereklidir.


VI. Tarihi Ticari Bölge : Hanlar Bölgesi, Çıkrıkçılar Yokuşu ve Suluhan Çevresi :

Hermann Jansen Planı’nın 1932 yılında belirlediği “Protokol Sahası” nın, Hacıbayram’dan Kaleiçi’ne uzanan sınırı içindeki tarihsel kent dokusunun 70 yıllık süreç içinde doku olarak korunabildiğini ancak fiziksel nitelik olarak büyük oranda çöküntü bölgesi niteliği alarak kentin en sağlıksız dokularından biri haline geldiği söylenebilir.

Zaten, Güney’deki mahalleler Hacettepe Hastahane kompleksi yapılırken ve onu izleyen yıllarda yok edilmiş idi. “Aşağı Yüz” denilen, Kaledibi’nin (Taht’el Kal’a) en önemli yapısı SuluHan yokolmaktan son anda kurtulmuş olmasına rağmen, günümüzde Ulus Hali’nin çevresinde yarattığı kullanımlarla giderek gene çöküntü bölgesi içinde kalmaya aday konumdadır.

Suluhan’ın aslına uygun restorasyonu ile bu kesim için korumaya yönelik bir potansiyel oluşturulmuştur. Belki de, Hal’in çağdaş hale getirilmesi, Suluhan’ın çevresinin düzenlenmesi ve sosyal, kültürel ve/veya konaklama kullanımı verilmesi ile bu gidişten kurtarılabilecektir. (Fotoğraf 1)



Fotoğraf 1 : Suluhan Restorasyonu

VI. Bize Düşen Sorumluluklar ve Yapılabilecekler:

Hacıbayram Çevresi, Kaleiçi, Hanlar Bölgesi, Güvercin Sokak, Çerkeş Sokak, Atpazarı Yokuşu vd. gibi, 21. Yüzyıl başında halen kasaba görüntülü, düşük gelir gruplarına hizmet veren, hatta kırsal kesimlere yönelik kullanımların yer aldığı kesimlerin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gereklidir.

Bu kesimlerin giderek, yapı, çevre ve geleneklerin korunup canlandırıldığı, çağdaş ve modern bir Başkent olan Ankara’nın tarihsel ve kültürel geçmişinin sergilendiği, kültürel sürekliliğin sağlandığı mekanlar olması için, Yerel ve Merkezi Yönetimlerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Vakıfların ve giderek her kentlinin yapabileceği, yapması gerekli görevler, eylemler var..

Öncelikle, var olan koruma planları, projelerinin gerçekleştirilebilmesi için neler gerekli, ne tür örgütlenmeler, parasal kaynaklar gerekli ona bakılmalı.. Daha önce yapılan uygulamalar incelenmeli, eksikleri ve olumlu yönleri ortaya konmalı.

Şehir Planlama, kentsel tasarım, mimarlık, restorasyon, peyzaj mimarlığı, endüstri ürünleri tasarımı vd meslek dallarının ortaklaşa oluşturacağı çalışma grupları, yerel yönetimler (Büyükşehir ve Altındağ Belediyeleri) ve Kültür Bakanlığı ile işbirliği içinde gerekli plan, proje, program, tasarımları oluşturabilir, var olanların dağınık halde olanlarını toplayarak bir bilgi/proje bankası oluşturulabilir... Sanırım belediyelerde bu konuda 20 yıla yaklaşan bir süredir belli bir birikim oluşmuştur, Kültür Bakanlığı Ankara Koruma Kurulu için de aynı şey söylenebilir.

Vehbi Koç Ankara Vakfı (VEKAM) bünyesinde, bir de “Koruma Planları, Proje ve Restorasyon Merkezi” oluşturulmasını önermek de mümkün..

Mimarlar Odasında da böyle bir birim / merkez kurulabilir. Eski Ankara’nın bütüncül ve sürdürülebilir korunmasını, sağlıklaştırılmasını, geliştirilmesini sağlayıcı “Stratejik ve Bütüncül Koruma Politikaları” nın geliştirilmesinde Mimarlar Odası (Ankara Şubesi) ile Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi) işbirliği yapmalı, üniversitelerin ilgili bölümlerinin de desteklerini alarak acil eylem politika, plan ve programları hazırlamalıdır..

Mimarlar, restoratörler, plancılar, arkeologlar, sanat tarihçileri güç ve eylem birliği içinde neler yapılabileceğini düşünmeli, planlamalı ve uygulamaya koymalıdırlar..

Başkent Ankara’da, trilyonluk yatırımlar yapılmakta, yeni iş merkezleri, sanayi alanları, prestij konut alanları inşa edilmekte iken ve bunları yapacak parasal ve teknik gücümüz var iken, “Tarihsel Kent Dokusu” nun çöküntü alanı halinde bırakılması ve günden güne yitirilmesinin gelecek kuşaklar önünde affedilemeyecek bir ihmal ve beceriksizlik olacağını düşünüyorum.


Bu yazı TMMOB MİMARLAR ODASI, Ankara Şubesi Bül., “KÜLTÜREL MİRAS ÖZEL SAYISI”, Şubat 2003, “ANKARA’DA TARİHSEL/KÜLTÜREL ÇEVRE KORUNMASI, SAĞLIKLAŞTIRILMASI VE YENİLENMESİNDE KARŞILAŞILAN BAZI SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER”, S. 10-13'de yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder