Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

12 Aralık 2009 Cumartesi

“Kent ve Kent Kimliği” : ANKARA

SEMPOZYUM

ANKARA’DA BELEDİYE HİZMETLERİ
TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ ve ÇANKAYA BELEDİYESİ
Ankara 10 Ocak 2009


“Kent ve Kent Kimliği” : ANKARA

Prof. Dr. Mehmet Tunçer



I. Amaç
Ankara binlerce yıllık birikim sonucu oluşmuş bir kenttir. Ankara ile birlikte düşünülen en önemli iki sembolik öğe Kale ve Çankaya’dır. Biri tarihi geçmişi, öbürü ise Cumhuriyet Türkiye’sini sembolize eder. Ankara’da zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, modern bir “Başkent” oluşturma idealinin gerçekleştiği kenttir.
Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemleri üst üste birikerek günümüz Ankara’sını oluşturmaktadır. Metropoliten Ankara, Başkent oluşundan bu yana tarihsel çekirdeğinin çevresinde, özellikle batı koridoru denilen İstanbul ve Eskişehir aksı boyunca 40-50 km. çepere yayılarak, çevre yollarının da etkisi ile yağ lekesi şeklinde bir makro forma ulaşmıştır.
Bu yazıda günümüz Ankara’sında “Kent Kimliği” nin oluşumu ve değişimi özetlenecek, özellikle Eskişehir ve Yenişehir’e yönelik olarak kent kimliğinin değişimleri verilmeye çalışılacaktır .

II. Kent Kimliği Nedir ve Hangi Öğelerden Oluşur?
Genel olarak; bir kentin kimliğini oluşturan en önemli öğelerden biri “Mimari Öğelerdir”. Bunları “Çevresel Öğeler” ve “Tek Yapı Öğeleri” olarak iki grupta incelemek olasıdır.

ÇEVRESEL ÖĞELER :
Kentin topografyası (Kale ve Çankaya), mikro klima, doğal yapısı, bitki örtüsü (Ankara armudu) ve hayvan türleri (Ankara keçisi, kedisi), kentin doğal çevresini oluşturur. İnsan yapısı çevresel öğeler olarak; kentleri oluşturan sokak dokusu (çıkmazlar, meydanlar, topografyaya uyum, vb ) (Eski Ankara dokusu), panaromik bakı noktaları (Çankaya, Kale, Anıtkabir, Atakule vb), vista noktaları, anıtsal yapılar (han, hamam, cami, kilise vb) (Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Hacıbayram Camii, Augustos Tapınağı, Roma Hamamı, Çukur ve Çengel Hanlar, Atakule, İş Bankası, Ziraat Bankası, Meclis ve Bakanlıklar Binaları vd) sayılabilir.

YAPISAL ÖGELER :
Ankara dahil binlerce yıllık geçmişe sahip Anadolu kentlerinde, kentin kültür mirasını oluşturan, kentlere kimlik kazandıran yapısal ve mimari öğelerdir.



Fotoğraf 1. ANKARA KALESİ ANKARA KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN
EN ÖNEMLİ ÖGELERDEN BİRİDİR

ANITSAL YAPILAR :
Anıtsal yapılar bir kentte eğer varsa, antik çağlardan bu yana, genel olarak Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi Devirleri boyunca inşa edilmiş, büyük ölçekli, genellikle sosyal-kültürel ve dini nitelik taşıyan yapılardır. Bu yapılar; tapınaklar, tiyatrolar, stadyumlar, odeonlar, agoralar, kiliseler, vb antik çağ yapıları; hanlar, hamamlar, bedestenler, camiler, külliyeler,


Fotoğraf 2. AUGUSTOS MABEDİ ANKARA KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN ÖNEMLİ ANITSAL YAPILARINDAN BİRİDİR.

imarethaneler, arastalar, kapalı çarşılar vb. Selçuklu ve Osmanlı Dönemi yapılarıdır. Ayrıca, okul, hükümet, gar, belediye binası vb kamu yapıları ile çeşitli kamu yatırımları (sağlık, kültürel, mali, idari yapılar) gibi Cumhuriyet Dönemi yapıları olabilir.

SİVİL MİMARLIK ÖRNEKLERİ:
Anadolu kentlerinde kent kimliğini oluşturan, korunması ve geliştirilmesi gerekli dokular ve geleneksel mimarlık örnekleridir. Hemen her kentte o yöreye özgü mimari tarz ve malzeme ile yapılmış, konaklar, evler ve daha mütevazı ölçeklerde bazen bir doku oluşturan yapılar bulunmaktadır. Ankara’da Hacıbayram çevresinde, Hamamönü’nde ve Kaleiçi’nde bulunan Eski Ankara Evleri Ankara kenti kimliğini oluşturan taşınmaz kültür varlıklarıdır.


Fotoğraf 3. GELENEKSEL ANKARA EVLERİ KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN
SİVİL MİMARLIK ÖRNEKLERİDİR.

SANAT ÖGELERİ:
Kentlerde yoğunlaşan, kültür ve sanat eylemleri, kentsel kimliğin oluşmasında başlıca etmenlerden biridir.
Kentlerin anıtsal ve sivil yapılarında, çevresel değerlerinde kültür ve sanat eserlerini gözlemek mümkündür.



Fotoğraf 4. ULUS ANITI ANKARA KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN ÖNEMLİ BİR SANAT ÖGESİDİR. (1970'lerde Ulus'ta Cumhuriyet Kutlamaları)

Resim ve heykel, ahşap, taş, alçı, oymacılık ve süsleme sanatları, vitray, cam, mozaik vb sanatlar yapılarda ve çevre oluşumunda kullanılan sanat dallarıdır.

Bir kent, sadece orada yaşayanların ya da ziyaretçilerin, seyyahların düşünceleri ve yazdıkları ile değil, bilim, teknoloji, mimari, edebiyat, resim, müzik vb. sanat dallarına olan katkıları ile tanınır ve anılır.
Nasıl, “ROMA” denilince; Roma medeniyetinin başşehri, Rönesans’ın geliştiği mimari, resim, heykeltıraşlık vb. sanat dallarının merkezi, Forum Romanum, İspanyol Merdivenleri, meydanlar ve havuzlar, Vatikan vb kubbeler kenti olarak hatırlanırsa…

Kentsel mekânlarda yapılan düzenlemelerde sanat ve mimari nitelikler ağır basar. Bu niteliği oluşturan öğeler ise, su, peyzaj ve mimari öğeler (cepheler, kapı pencere ölçüleri, çıkma, cumba, vb) ile heykeller, müzik, ışık ve ses gösterileri, resim, rölyef, kabartma, çini, Türk el sanatları, seramik vb sanat öğeleridir.

III. Tarihsel Süreç

Ankara’da Cumhuriyet ilanı sonrasında “Kent Kimliği” ni şekillendiren başlıca süreçler aşağıda özetlenmiştir:
1. “Eski Ankara”nın korunmasına yönelik politikalar, plan ve projeler ile geleneksel kent kimliğinin sürdürülmesi çabaları,
2. “Yeni Şehir / Kızılay” kesiminin geliştirilmesine yönelik politikalar, plan ve projeler ile oluşturulmaya çalışılan “Erken Cumhuriyet Dönemi” kent kimliği çalışmaları,
3. Kırdan kente göç olgusu, arsa yağması ve bunlara göz yuman politikaların sonucu olan “Gecekondu” olgusu ile ortaya çıkan “Plansız” ve “Düzensiz” kent kimliği,
4. Kent İmar Planları ile “İmarlı Konut Dokusu” oluşturulmasına yönelik politikalar, plan ve projeler ile oluşturulmaya çalışılan parsel bazında ortalama 5-7 katlı tek yapı “Planlı” ve “Düzenli” kent kimliği çalışmaları,
5. “Kentsel Dönüşüm”, adı verilen ve temelde yık yap sat sürecinin organize olarak gerçekleştirilmesi ile oluşturulmakta olan sağlıklı, yoğun ve donatı standartları eksik “yeni yerleşimler” ile oluşmakta olan kent kimliği.

IV. Eski Ankara’nın Korunmasına ve Yenilenmesine Yönelik Planlama, Projelendirme ve Politikaların “Kent Kimliği” ne Etkileri

Ankara Kent Kimliği’nin “Tarihsel Kimlik” öğelerini, Kale çevresinde günümüze kadar kısmen gelebilmiş Eski Ankara’dan arta kalan yapı ve çevreler oluşturmaktadır. “Eski Ankara” olarak adlandırılan “Tarihsel Çevre” nin korunmasına yönelik çalışmaların kökeni aslında 1930’lara gider. Prof. Hermann Jansen Planı’yla ilk korumaya ilişkin fikirler ortaya çıkmıştır. Bu dönemde henüz uluslararası düzeyde kentsel çevre ölçeğinde koruma çalışmaları başlamamıştır. 1970’lerden sonra Avrupa’da bu yaklaşımların öne çıktığını görüyoruz. Jansen Ankara planlamasına başladığı zaman 60 yaşlarındadır ve “Bahçe Kent” (Garden City) fikrinin savunucularındandır, Ankara’yı da bir bahçe kent olarak planlamıştır.
Jansen’in de vurguladığı gibi, yüzlerce yıldan beri Ankara’nın simgesi, kent kimliğinin en önemli göstergesi Ankara Kalesi’dir. Cumhuriyet’in ilanından sonra buna Atatürk döneminde oluşturulan çağdaş ve modern Cumhuriyet Başkenti’nin imajları eklenmiştir. Kağıt paralarda, afişlerde, madalyonlarda, resimlerde, kartpostallarda, tanıtıcı filmlerde Ankara Kalesi en öne çıkan öğedir (Fotoğraf 5-6-7) .




FOTOĞRAF 5-6. SOLDA; BEDEN TERBİYESİ BÖLGE BAŞKANLIĞI (ANKARA) MADALYONU’NDA ANKARA SİMGELERİ: ANKARA KALESİ, BAYRAK VE ARKA PLANDA GÜNEŞİN DOĞUŞU, ÜST KISIMDA 'ATATÜRK' RESMİ GÖRÜLMEKTEDİR. SAĞDA; ATLETİZM'LE İLGİLİ PLAKET ŞEKLİNDE MADALYA, ÜZERİ GÜMÜŞ KAPLAMA OLUP, AYYILDIZ İÇERİSİNDE, KABARTMA ŞEKLİNDE ANKARA KALESİ GÖRÜLMEKTEDİR.


FOTOĞRAF 7. 1927 TARİHİNDE TEDAVÜLE ÇIKARILAN 10 TÜRK LİRASINDA ANKARA KALESİ

Ancak, Kale’nin odağında olduğu eski Ankara dokusunda koruma çabaları yetersiz kaldığından, tarihi kent dokusu kendi kaderine terk edilmiş, yenilenerek, kullanım yoğunluğu arttırılarak ve onarmadan kullanılarak 1980’lere kadar gelmiştir. Protokol Alanı dışındaki alanlarda kentsel yenileme çalışmaları, doku yıkımları ve yeni yol açılması uygulamaları olmuştur. Talatpaşa Bulvarı gibi, Ulucanlar Caddesi gibi, eski dokuyu yok eden uygulamalar olmuştur. Bu kesimlerde tarihsel kentin dokusunun tamamen bozulduğunu ve yenilendiğini görüyoruz, bu uygulamalar kimlik değişimine neden olmuştur.
Jansen Planı’nda çeşitli meydanlardan Kale’nin algılanması hedeflenmiş ve Kale altındaki doku kentin yeni merkezi olarak planlanmıştır (Plan 1).


PLAN 1. PROF. HERMANN JANSEN’İN ANKARA İMAR PLANI (1932)

Eski dokunun sanatsal değerlerinin dikkate alınması, eski ve yeni kentin birbirinden ayrılıp, birincil bir bağlantıyla bütünleştirilerek, dengenin sağlanması, tarihsel çevrenin yeni gelişmeyi simgesel bir güçle yönlendirmesi Plan’ın temel yaklaşımıdır.

Hacıbayram Camii ve çevresini içeren, Bentderesi’ni içeren ve Kaleyi bedesten geçerek, hanlar bölgesini de içine alan Samanpazarı, Atpazarı, Koyunpazarı’nı içeri alan bir koruma alanı (protokol sahası) sınırı çizilmiştir. Eski Şehir Talimatnamesi, “Protokol Sahası” içinde uygulanmış ve daha sonra 1980’lere kadar bu alan, koruma geliştirme çalışmaları yapılmadan bozulmaya bırakılmış bir doku haline dönüşmüştür.

1920-40 arasında Mahmud Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han Anadolu Medeniyetleri Müzesi olarak restore edilmiştir. Bu bölge 13. ve 14. Yüzyılda çok önemli bir ticaret merkeziydi ve yaklaşık 30 civarında han bulunmaktaydı. Fakat 19. Yüzyıl sonundaki ekonomik çöküş nedeniyle, çıkan yangınlarla, özellikle Mahmutpaşa Bedesteni’nin yanmasıyla, bir yangın bölgesi haline dönüşmüştü. Ancak onarım sonrası bu bölgenin kimliği değişmiş ve “Kültür” ağırlıklı bir kesim haline gelmiştir.

1960’lı yılların ortalarından itibaren, Ankara tarihi kent dokusunun bir bölümü yıkılarak (Kurtuluş ve Kırgız Mahalleleri), Hacettepe Üniversitesi ve hastanesi kurulmuş ve “Eğitim ve Sağlık” ağırlıklı bir dönüşüm gerçekleştirilmiştir.


PLAN 2. ULUS TARİHİ KENT MERKEZİ KORUMA-ISLAH İMAR PLANI (1992)


Ulus’ta geleneksel kent dokusu ve geleneksel kent kimliği bazı yerlerde (Kaleiçi, Hacıbayram çevresi, Yahudi Mahallesi, Hamamönü, Çıkrıkçılar gibi) tamamen olmasa da değişerek korunmuş, bazı yerlerde ise kısmen ya da tamamen yok olmuştur (Hergelen meydanı, Cebeci ve Suluhan çevresi gibi).
1986 yılında Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Proje Yarışması açılmıştır.100 hektarlık geniş bir alanı içeren bu planlama çalışması ile sadece korumayı değil, sağlıklaştırmayı ve yenilemeyi hedefleyen çeşitli programlar içeren Prof. Dr. Raci Bademli ve ODTÜ ekibi tarafından hazırlanan “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma-Islah İmar Planı elde edilmiştir (Plan 2). Ulus merkezinde günümüzde yenilenmesi öngörülen alanda, çok önemli ulaşım ve yayalaştırma kararları vardır. Bu çalışmalar Ankara Tarihi Kent Dokusunun kimliğini korumayı ve çağdaş şehircilik ve mimarlık ilkeleri doğrultusunda geliştirmeyi hedeflemektedir.



Plan 3. HACIBAYRAM CAMİİ VE AUGUSTOS MABEDİ ÇEVRE DÜZENLEME PROJESİ


Bu proje; Hacıbayram ve Augustos Mabedini odak olarak ele almış ve Hacıbayram meydanı tamamen yaya mekanı olarak düzenlenmiştir (Plan 3). Böylece ilk defa geleneksel dokuda bulunmayan bir “Meydan” olgusu ile bu kesimin kimliği değiştirilmiştir. Bu düzenlemedeki, merdivenlerle Cami ve Mabede ulaşma olgusu da projenin kent kimliğindeki gelenekselden farklı yaklaşımlarına bir örnektir. Roma dönemindeki “Sunak” lara (Bergama Sunağı, Arapacis vd.) ulaşan yaya aksları, kutsal yollardan ulaşılarak bu şekilde merdivenlerle çıkılarak ulaşılıyordu.

1985 yılında Kale’ye çıkan Hisar Caddesi üzerinde Roma dönemi “Odeon”’u bulunmuştur. Bu kesimin kimliğini değiştirecek önemli bir keşiftir. Odeon ve yakın çevresi koruma altına alınmış ve kamulaştırılmıştır. Roma dönemi tiyatrosunun da bu bölgede olduğu bilinmektedir. Bu kesimin kimliğini oluşturan Kale ve Roma Dönemi kalıntılarının özenle korunarak geleceğe aktarılması gereklidir. Kaleiçi koruma planı uzun yıllardır sonuçlandırılmamıştır ve bu kesim parçacı uygulamalarla geliştirilmektedir. Ankara tarihsel kent dokusunun, kent kimliğinin en hassas ve korunmaya değer kesimi on yıllardır ihmale uğramıştır.

Altındağ Belediyesi binası yapmak üzere Esenpark kesiminin yenilenmesi burada aşırı yoğun ve farklı bir mimariye yol açmıştır. Bu kesimde kimlik tamamen değişmiş, aşırı bir betonlaşma olgusu, taşıt trafiği, otopark sorunları oluşmuştur.

Saraçlar Çarşısı’nın doğu kısmının tahribine yol açan yangın sonrası yarışma ile bu kesimde çevreye uyumlu bir proje hazırlanmıştır. Tarihsel çarşı’nın yeni ihtiyaçlara yönelik olarak yenilenmesinde gabari korunmuş ancak sokağa yeni bir kimlik kazandırılmıştır.

Pirinç ve Saksı sokaklar arasında kalan beş yapı adasında onarım, sağlıklaştırma ve geliştirme amaçlı bir proje hazırlanmıştır. Ahi Şerafettin Camii ve çevresinin sağlıklaştırılmasına ilişkin bir proje de Altındağ Belediyesi Koruma Birimi tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışmalar daha çok küçük ölçekte birkaç yapıyı onarmak ve küçük alanları düzenlemek şeklindedir. İnci ve Dutlu sokaklarda düzenleme çalışmaları ve Altındağ Belediyesi tarafından, Hacettepe hastanesi arkasında Kırgız Sokakta ve yakın çevresinde yapılan uygulama projeleri aslında geleneksel Ankara sokağını yeniden oluşturma çabaları olarak gözlenmektedir.
Son yıllarda, Ulus’ta yeni bir kimlik arayışına başladığı ve daha çok Osmanlı dönemi mimarisine öykünen yapılara yer verileceği, bunun da Ulus’un modernleşmesine yönelik kimliğinde önemli kayıplara yol açabileceği sanılmaktadır. Ancak, mimari projeler bilinmediğinden bu yargıya varılması için henüz erken sayılabilir.

V. Yenişehir (Kızılay) Kesiminin Geliştirilmesine Yönelik Planlama ve Politikaların “Kent Kimliği” ne Etkileri:

Ankara Kent Kimliği’nin “Erken Cumhuriyet Dönemi Batılılaşması” denilebilecek öğelerini, Atatürk Bulvarı üzerinde ve Yenişehir çevresinde bu günlere kadar gelebilmiş Erken Cumhuriyet Dönemi yapıları ve çevreleri oluşturmaktadır. Jansen 1928 yılında uluslar arası Ankara İmar Planı yarışmasıyla birinciliği kazandıktan sonra, alınan en önemli kararlardan biri, “eski şehrin korunması” ve “yeni şehrin planlanması”dır. “Yeni Şehir”; Cumhuriyet fikrinin ve uluslararası düzeyde Atatürk’ün yeni bir Başkent oluşturma olgusunun en önemli göstergelerinden biridir.


Fotoğraf 8. YENİŞEHİR ANKARA KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN VE CUMHURİYET DÖNEMİNİ VURGULAYAN EN ÖNEMLİ KESİMDİR. (Yenişehir/ Güven Anıtı 1936)

Yenişehir kesiminin geliştirilmesi kararının alınması geleneksel dokuyu bir açıdan koruyucu bir karardır, ama başka bir açıdan da, onun tahrip edilmesine olanak sağlamıştır. Yeni Şehir, ağırlıklı olarak Ulus’tan Çankaya’ya doğru açılan Atatürk Bulvarı üzerinde yer seçen ve Cumhuriyet’in ideallerini simgeleyen kamu yapıları, eğitim yapıları, sağlık yapıları, finans yapıları vd ile binlerce yıllık Ankara’nın terk edilerek yeni bir “Kent Kimliği” yaratılmasına sahne olmuştur. Yenişehir çevresinde ticari ve konut yapıları yer seçmiş, özellikle “Saraçoğlu Mahallesi” ve “Bakanlıklar Kartiyesi” ve TBMM külliyesi ile yepyeni ve modern bir kimlik kazanmıştır. Ankara, Jansen Planı sınırlarını hızla aşan bir gelişme göstermiş ve kent çevresi plansız, “Gecekondu” denilen çarpık kentsel dokularla çevrelenmeye başlamıştır.

1957 tarihinde yeni bir imar planı yarışması daha açılmıştır ve Nihat Yücel-Raşit Uybadin Ankara Planı, 750 bin nüfusa yönelik olarak Ankara’da çok geniş alanları planlamıştır. Bu dönemde artık Kızılay yeni bir merkez olarak ortaya çıkmıştır ve Ankara’nın “Modern / Çağdaş Kent Kimliği” nin bir göstergesi olarak mimari örneklerin sergilendiği bir arena haline gelmiştir.
1961 Bölge Kat Nizamı Planı, 1957 Planına kat artışı getiren bir plandır 6 kat, 8 kat, 10 kat yükseklikler getirilerek hem Yenişehir’de hem de Eskişehir’de (Ulus) ana caddeler üzerindeki erken cumhuriyet dönemi ve 1940-50’lerin yapılaşmalarının yıkılıp yenilenmesine yol açmıştır. Erken dönemde gelişen “Varlık Mahallesi”, “Bahçelievler” (Plan 4) ve “Yenimahalle” gibi iki-üç katlı müstakil evlerden oluşan çağdaş konut dokuları, giderek yerini apartmanlara bırakmaya başlamıştır.


Plan 4. DEĞİŞEN VE DÖNÜŞEN BAHÇELİEVLER ANKARA KENT KİMLİĞİNİN DÖNÜŞÜMÜNE EN GÜZEL ÖRNEKTİR.


II. Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarının, apartmanlarının özellikle Kızılay çevresinde yıkılarak brüt beton ve cam kaplama daha modern mimarlık örneklerinin gelişmesi sonucunu doğuran spekülatif yoğunlaşmalar kent merkez kimliğinin de değişmesine neden olmuştur.
Özellikle Ulus’ta; 1960 sonrasında hemen tümü yarışma ile elde edilmiş olan Anafartalar Çarşısı, Ulus İşhanı, heykel arkasındaki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü binaları, 100. Yıl Çarşısı bu dönem modern mimarlık örnekleri olarak kent kimliğine yeni bir heyecan ve renk katan uygulamalardır.

VI. “Gecekondu” Olgusu İle Kendiliğinden Ortaya Çıkan “Plansız” ve “Düzensiz” Kent Kimliği

Ankara 1950’li yıllardan bu yana kırdan kente göç olgusu, arsa yağması ve bunlara göz yuman politikaların sonucu olarak başta hayal edilenin aksine “Plansız” ve “Düzensiz” olarak gelişmiştir. Eski Ankara konut dokusu giderek çöküntü bölgesi niteliği kazanmış ve yer yer konut dışı kullanımlara açılmıştır. Altındağ sırtlarında başlayan gecekondulaşma, Kale çevresine yansımıştır. Kaleiçi’nde de eklentiler ve avlulara yapılan yapılarla,


Fotoğraf 9. GECEKONDULAR ANKARA KENT KİMLİĞİNİ OLUŞTURAN VE PLANSIZ GELİŞMEYİ VURGULAYAN EN ÖNEMLİ KESİMDİR.

kırdan kente gelenlerin yerleştiği, hatta bir yapıda üç beş ailenin oturduğu bir bölge haline gelmiştir. Altındağ’da başlayan gecekondular kentin kuzeyi, kuzey-doğusu ve kuzey-batısını sararak kentin % 60-70’lere varan konut stokunu oluşturmuştur.

VII. Sonuçlar

Başkent Ankara’da “Kent Kimliği” giderek tamamen değişmiş, gecekondulaşma, plansız kentleşme, betonlaşma olgusu, taşıt trafiği karmaşası, otopark sorunları ile “Çağdaş” olmayan bir “Kent Kimliği” oluşmuştur. Ancak, halen kimliğini koruyan tarihi kesimler ile yeni gelişmekte olan çağdaş kent parçaları bulunmaktadır.

Yer yer arabesk denilebilecek uygulamalar ile henüz “Kimliğini Arayan” bir şehir görünümündedir.

Binlerce yıllık tarihsel ve kültürel geçmişin izlerinin titizlikle korunması, Cumhuriyet Dönemi eserlerinin saptanması, belgelenmesi ve korunması ile Ankara Kent Kimliği çağdaş ve ileri bir kimlik olarak uluslar arası ortamda tanınabilir.

Aksi takdirde, kültürel değerlerini ve doğal çevresini yok eden geri kalmış bir kent olarak giderek çöküntüye uğrayacaktır. Son yıllarda artan doğal ve tarihsel çevrelerin yıkımına yönelik uygulamaların bir an önce durdurulması gereklidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder