16 Temmuz 2021 Cuma

Güzel Şehir İlkeleri : Eski Prag-Eski Ankara Kitabı Nasıl Oluştu (Temmuz 2021)


Çankaya Üniversitesinde, 2017 yılından itibaren 3 yaz boyunca katıldığım uluslararası planlama, mimarlık ve mühendislik sempozyumu (WMCAUS) dünyanın en kapsamlı ve en büyük sempozyumlarındandı. Çok katılımlı ve kalabalık sempozyumlardan biriydi.. 

Haziran ayında yapılan bu sempozyumlarda 3 yıl boyunca hem bilim kurulunda yer aldım, hem de Oturum Başkanlığı ve UNESCO Miras Listesine girmiş Bergama, Perge ve Patara'nın korunması konularında bildiriler sundum.. Özellikle Bergama, Perge ve Patara'yı birer yıl arayla sundum.. 


Toplantı açılış ve sonrasında kendi oturumlarım dışında kalan sürede -en az 2 gün bazen 3 gün- boyunca ve akşamları tarihi şehri gezme imkanım oldu.. Aslında Prag Kalesi ve çevresi, St. Vitus katedrali, Old Town Square, astronomik saat ve çevresi, Vlatava Nehri ve kıyısı ile ünlü Charles (Karlow) köprüsü üzerinde ve çevresinde yaya bölgesi olan kesimlerde, bazen ara sokaklara da girerek, eski mahalleleri keşfederek, elimde harita ile adım adım dolaştım.. 2017'de aldığım notlar, 2018'de bir tur güzergahı haline geldi.. Ve 2019'da aynı turu adım adım fotoğraflayarak ve harita üzerinde saplayarak dolaştım...  



Anıtsal yapılara girdim, kiliseleri müzeleri gezdim ve birçok konuda detaylı bilgi edinmeye çalıştım.. Özellikle zemin kaplamaları, ağaç dibi düzenlemelerinden tutun da, lambalar, banklar, kent mobilyaları, işaret levhalarına kadar birçok konuyu fotoğrafladım.. Burada belirli bir tipoloji uygulandığını, kentsel tasarım rehberi kullanıldığını, özellikle tarihi şehrin içinde birçok yerde benzer kaldırım ve yol kaplamaları yapıldığını, çok az değişken lambalar banklar kullanıldığını gördüm.. 1980'lerde başlayan cephe düzenleme ve anıtsal yapı onarımlarının birçok yerde hemen hemen tamamlandığını, özellikle Kale'ye doğru çıkarken ana caddeler üzerinde onarımların bittiğini gördüm. . 

Mimari özelliklerin korunarak, cephe düzenlemeleri yapılmıştı.. Barok, Gotik, Rönesans dönemi yapıları ve üzerindeki, yapıların cephelerindeki süslemeler, heykeller onarılmış ve Prag giderek 4-5 milyon turist çeken büyük bir turizm merkezi haline gelmişti.. Kafeler, lokantalar, pastaneler, dışarıya kadar taşan barlar, yeme içme mekanları, her türlü bütçeye uygun karnınızı doyurabileceğiniz fastfood tarzı McDonald's gibi yerler yaygınlaşmıştı. Tabii 2018/19 yıllarında 1 Dolar ve 1 euro 2,5 -3 lira civarındaydı... 


Bu dönemde gezdiğim müzeler Alphons Mucha Müzesi, Kafka Müzesi ve iki kere gittiğim Vyshgrad Kalesi çevresi, Charles Üniversitesi Botanik Bahçesi (Botanicka Zahrady) ve teleferikle çıktığımız P e t r i n Tepesi çevresindeki manastırlar ve St. Vitus Katedrali çevresindeki bazı müzeler çok güzel, düzenlenmiş, onarılmıştı.. 

2019'a kadar kapalı olan Ulusal Müze (Narodni Museum) Nasyonel Museum vd. bunları gezerken ve gezdikten sonra, fotoğrafları organize ederken aklıma Kevin Lynch "Image of the City" kitabı ve oradaki bir kentin algılanması, Landmarklar, anıtlar, vistalar, panoramalar ve birçok düğüm noktası, meydanlar gibi konular geldi.. 

Yanı sıra bir Rönesans kentti olarak, bir tarihi kent olarak Prag şehri, nasıl bir "Güzel Bir Şehir" olarak ele alınmış ve bunun acaba gerisinde yatan neler var, ne tür detaylar var merakı gelişti. Bunları incelemek ve araştırmak, toplu taşın sistemleriyle, tarihi çevrenin yayalaştırması, meydan ve yaya bölgeleri oluşturulması, anıtsal eserlerin onarılması, sivil mimarlık örneklerinin tamiratı ve onarılması, bakımı ve kültür amaçlı kullanılması, turizm amaçlı kullanılması gibi konuları inceledim ve Ankara ile kıyasladım..

Ayrıca peyzaj düzenlemeleri, parklar ve kent mobilyaları ile kentin özellikle Vlatava Nehri'nin verdiği peyzaj güzelliğinin peyzaj özelliklerinin değerlendirmesini yaptım.. Bu değerlendirme sonucu, Ankara ile karşılaştırma yapma düşüncesi gelişti.. 

Her bir güzel şehir ilkesi dediğim konuyu bir ulaşım sisteminden, tarihi çevre olmasına, yemek kültüründen, kent mobilyasına, panorama ve vistaların değerlendirilmesinden, sokak tabelalarına ve bilgi levhalarının konulmasına kadar birçok konuyu ele alıp, Ankara Ulus tarihi kent merkezi ve Ankara Kalesi çevresi, Hacı Bayram çevresi ile ilgili, hatta Yenişehir - Kızılay ile ilgili çeşitli karşılaştırmalar yaptım.. Ve bu karşılaştırmalar her biri bir alt başlık içinde yer aldı.. Sonuçta "Güzel Şehir İlkeleri : Eski Prag - Eski Ankara" kitabı oluştu..🍸🍸



Fotoğraflar : https://www.prague.eu/it/download (Erişim: 16.07.2021)

19 Mayıs 2021 Çarşamba

YAZITLAR KRALİÇESİNİN GÖZYAŞLARI (Taner Topçu ile Gizlenenin Peşinde (5 Mayıs 2021) - KızılcaGün TV)

 

YAZITLAR KRALİÇESİNİN GÖZYAŞLARI

Gizlenenin Peşinde programında Kızılcagün TV Genel Yayın Koordinatörü Taner Topçu, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Şehir ve Bölge Yüksek Plancısı Prof. Dr. Mehmet Tunçer ile beraber Yazıtlar Kraliçesinin Gözyaşlarını ekranlarınıza getiriyor.

İzlemek için :

https://www.youtube.com/watch?v=KkHf8zb7idg

 

Prof. Dr. Mehmet Tunçer [1]

Sayın Taner Topçu’nun programı “Gizlenenin Peşinde” Kızılcagün TV’de 5 Mayıs 2021 tarihinde bir program yaptık. Pandemi nedeni ile mahallinde olamadık ama olay mahallinin içinden “Korunamayan Kültürel Miras Hacı Bayram ve Augustus Tapınağı Çevresi” kitabımda detayları ile anlattığım “Augustus Tapınağı” ‘nı ve “Yazıtlar Kraliçesinin Gözyaşları” nı anlattım.

Taner Topçu’nun deyimi ile “Yazıtlar Kraliçesi’nin gözyaşlarının dindiğine de tanıklık edeceğiz ve o Yazıtlar Kraliçesi, beyaz atlı prensini buldu mu, gözyaşları nasıl dindi, bu konuda gösterilen çabaları” anlatmaya çalıştım.

Ankara’mız kadim bir kenttir ve yaklaşık 1500 yılı sadece Roma Dönemi’ne aittir. Ondan önce Galat ve Firig Dönemleri bulunmaktadır.. Ve Ankara’mız, en az herhalde Taş Devri’ne kadar giden 10-12 bin yıllık yerleşmelerle, Tümülüs ve höyüklerle, Gordiyon ile kadim bir şehir.

“Ankara, artık ne Roma şehri, ne Osmanlı şehri, ne Selçuk şehri. Ankara, Cumhuriyet Başkenti, Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün kurduğu ve yeni bir çağdaş bir Başkent’tir.

Tabii şimdi hızlıca süreci anlatmak için bu başlığı neden koyduk? Çünkü Agustus Mabedi, Ankara’mızın en değerli anıt eserlerinden birisi ve dünya onu Ankara Anıtı olarak yüzyıllardır biliyor ve araştırıyor. Roma İmparatoru Augustus'un MÖ 20-25 yılında kurulmuş bir tapınak üzerine MS 14’ de bu tapınağın yüzeyine yazılmış “Yazıtlar Kraliçesi”.

Bu yazıt nedir? Aslında buna Ankara Anıtı deniyor ve Yazıtlar Kraliçesi deniyor. O yüzden kraliçenin gözyaşları demiştik. Bu yazıtta İmparator Augustus'un vasiyeti ve yaşarken yaptıkları yazıyor. Dünya Tarihi ve Roma tarihi bakımından günümüze kadar gelebilmiş çok önemli bir belgedir.

Ankara Anıtı ve Hacı Bayram Cami birlikteliği aslında buranın binlerce yıldır bir kutsal mekân olduğunun da bir göstergesi. Çok önemli bir yerdeyiz şu anda. Bunun altında da Kibele ve Men Tanrılarına, Frig Tanrılarına adanmış tapınaklar olduğu biliniyor.

                         

AUGUSTUS'UN MS 14'TE ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN "RES GESTAE DİVİ AUGUSTİ" (LATİNCE: TANRISAL AUGUSTUS'UN YAPTIĞI İŞLER) METNİNİN BİR KOPYASI, ANKARA ANITI'NIN İÇ VE ÜÇ DUVARINA LATİNCE OLARAK KAZILMIŞTIR. BU ALTI SAYFA OLARAK DÜZENLENMİŞTİR.

Bu anıtlar büyük oranda korunamadı, yerin altına da girilerek çok katlı otopark yapıldı Augustus Tapınağı ve Hacı Bayram Camisi yanına, arkeolojik alanlarda hiç olmaması gereken çok büyük su ögesi konuldu, fıskiyeli havuzlar yapıldı.

Aslında anıtın yanına bu kadar yakınına ve Hacı Bayram Camisinin bu kadar yakınına bir fıskiyeli havuz yapılması çok büyük bir riskti ve 10-12 yıldır bu konu üzerinde duruluyor. Augustus Mabedi, dünyada korunması gerekli 100 Anıt içerisindedir. Tapınak ve Hacı Bayram Camisi çevresiyle birlikte 2016 yılında, UNESCO Dünya Mirası Ön Listesi'ne girmiştir[2]. Dolayısıyla bu kadar önemli bir anıta hiçbir şekilde yaklaşmamak, su ögesini yaklaştırmamak gerekirdi.

 Yazıtın önemi şudur; “Tanrısal Augustus”’ un yaptığı işler metninin bir kopyası burada yer alıyor.

Monumentum Ancyranum veya Ankara AnıtıRes Gestae Divi Augusti'nin Ankara'daki Augustus Tapınağı'nın duvarlarına kazınmış olan ve metnin dünya üzerinde bilinen en eksiksiz kopyasıdır. İlk Roma İmparatoru olan Augustus'un yaptığı işleri anlatan yazıt, 14 Ekim 1972 tarihinde tapınakla birlikte tescillenerek birinci derece kültür varlığı ilan edilmiştir. Orijinali kayıp olmakla birlikte; diğer kopyaları Isparta'daki Antiokheia (Monumentum Antiochenum) ve Apollonia (Monumentum Apolloniense) antik kentlerinde bulunmuştur.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Monumentum_Ancyranum

Roma'da İmparator Augustus' un mezarının kenarında yapılmış bronz yazıt kaybolmuş, yok olmuş durumda ve bizim ülkemizde, Isparta Yalvaç'ta ve Uluborlu'da bu anıtın bir benzeri, bu yazıtın bir benzeri vardır. Ama en çok ve en okunabilir halde Latince ve Yunanca olarak önemli bir Roma Şehri olan Ancyra’da Agustus Mabedinin dış yüzeyinde ve iç yüzeyinde kazınmıştır.

İmparator Augustus ilk defa Roma Dönemi’nde Roma Barış’nı (Pax Romana), 200 yıl boyunca barış getiren ve Cumhuriyet’i kuran bir imparatordur. Dolayısıyla yaptıkları yüzlerce yıl hatta binlerce yıl boyunca anılmıştır. “Agustus” adı tıpkı Rusların “Çar” demesi gibi, ya da Almanların “Führer” i gibi Agustus’ta imparatorlar için yani Bizans ve Roma İmparatorları için kullanılmıştı. Bu Yunanca ve Latince yazıtın, dış tarafına Osmanlı döneminde evler inşa edilmiş ve bu evler aslında bu yazıtı bir anlamda koruma işlevi de görmüşlerdi.


GALATİA. ANCYRE. AUGUSTEUM'UN ÖN YÜZÜ. ÇATIDAN CAMİ DAHİL OLMAK ÜZERE ANTİK YAPILARIN CEPHEDEN GÖRÜNÜMÜ, Jules Delbet (French, active 1860s) Rose-Joseph Lemercier (French, 1803 - 1887) (Fotoğraf 1861; yayın 1872) (Kaynak : http://www.getty.edu/art/collection/objects/150309/jules-delbet-rose-joseph-lemercier-galatie-ancyre-face-anterieure-de-l'augusteum-french-negative-1861-print-1872/)

MÖ. 25-20 yılları arasında yapılan Augustus Tapınağı tarihe, Roma eseri olarak geçmiştir ama yapanlar Romalılar değil, Ankara’nın bir önceki sahibi olan Galatlardır. Galatlar bu görkemli tapınağı, ülkelerinin Roma’ya katılmasının şerefine ve tanrı statüsündeki tek Roma İmparatoru olan Augustus’a bağlılıklarını göstermek için yapmışlardır. Tapınak önceleri, Galatların Koinon adı verilen din esaslı meclislerinin toplantı yeri olarak kullanılmıştır. Roma ve Bizans’ın ilk zamanlarında tapınak olarak kullanılan yapı daha sonra bölgede Hıristiyanlığın yayılması üzerine bazı tadilatlar yapılarak ve yan duvarına pencereler açılarak kiliseye çevrilmiştir[3].

Yüzyıllarca bu anıt ve yazıt içindeki  ve çevresindeki yapılarla korunmuş. Duvarlarında (Roma’daki orijinalinin dahi kaybolduğu) Tanrı-İmparator Augustus’un vasiyetnamesinin Yunanca/Latince iki versiyonunun birden yer aldığı bu tapınağın, kendisi daha önce aynı yerde bulunan bir tapınağın kalıntıları üzerine yapıldığı halde, Hacıbayram Camii için onu yıkmayarak yanına inşa eden Türk hoşgörüsünün güzel bir örmeği olarak savunulabilir.

 

AUGUSTUS TAPINAĞI PLANI ve CEPHE REKONSTRÜKSİYONU (Kaynak : The Remnants of Roman Ancyra - http://arkeo.bilkent.edu.tr/newsletter2/newsle24.html)

Mimari açıdan plan ve cephe özellikleri dikkate alındığında Augustus Tapınağı, tipik Roma tapınaklarına benzetilebilir. Dört tarafını çeviren kolanlardan hiçbiri günümüze kadar gelememişse de ayakta kalan iki yan duvarı ve ana giriş kapısı, tapınağın büyüklüğü hakkında bir fikir vermektedir. Bu konudaki kaynaklar, tapınağın iki metre yüksekliğinde bir platform üzerine inşa edildiğini, dar kenarında sekizer ve uzun kenarlarında 15’er olmak üzere etrafının kolonlarla çevrili olduğunu ve üç bölüm halinde olmak üzere, 360 metrekaresi kapalı, 2 bin metrekare bir alanı kapsadığını yazmaktadır.

Anıtın korunmasında Osmanlı Dönemi’nde buranın “Ak Medrese” denilen bir işlev verilerek, kutsal bir mekân olduğu için, buranın hem konaklama hem ibadet amaçlı kullanıldığını biliyoruz. Hatta bir ara  16.-17. yüzyılda bir vali tarafından resmi ikametgâh olarak da kullanıldığını söylüyor Hans Dernschwam. 16. Yüzyılda gelmiş ve bu Yunanca ve Latince yazıtları kopyalamıştır.

Bu belge, aslında Roma Halkının da egemenliği altına alırken, başardıklarını, devlet ve Roma Halkı için yaptığı harcamaları gösteriyor.  Mısır dahil pek çok ülkeyi Roma İmparatorluğu'na kattığını anlatan, büyük askeri başarıları, işte Agustus’un politikalar kariyerlerinden bahseden şeref unvanları, Romalı halka Agustus tarafından dağıtılan paralar, sirk gösterileri, alaylar vd

·         Birinci Bölüm (1.- 14. paragraf): Bu bölümde Augustus'un politik kariyerinden; ona verilen ve hayatta iken adına ihdas edilmiş olan özel şeref unvanları, payeler ve şerefsel görevler sıralanmaktadır.

  İkinci Bölüm (15.- 24. paragraf): Bu bölümde, Romalı halka Augustus tarafından dağıtılan paralar, onlar için tertip edilen sirk gösterileri ve alaylar ile halk için inşa edilen anıtlardan söz edilmektedir.

  Üçüncü Bölüm (25.- 33. paragraf): Bu bölümde, Augustus'un gösterdiği büyük askeri başarılar ve diplomatik faaliyetlerle imparatorluğa sağladığı kazançlardan bahsedilmektedir.

  Dördüncü Bölüm (34.- 35. paragraf): Bu bölümde, Augustus adının ve "Ülkenin Babası" unvanlarının aslının ne olduğunu açıklayan belgesel delillere yer verilmektedir.

1554 yılında, Kutsal Roma İmparatoru I. Ferdinand tarafından Anadolu'ya gönderilen Flaman Ogier Ghiselin de Busbecq; Ankara'da yaptığı keşifler esnasında tapınağın duvarlarında rastladığı bu metni kayıt altına alan ilk isimdir. Daha sonraları III. Napolyon döneminde yine Osmanlı'ya yollanan Georges Perrot ve Edmund Guillaume ise ilk tam kopyayı çıkartan kişilerdir. Latince metnin tamamını, Yunanca olanın ise bir kısmını not etmeyi başaran ikili; Avrupa'ya döndüklerinde metinlerin basılarak çoğaltmasını sağlamışlardır.

1859'da Berlin Akademisi tarafından finanse edilen Andreas Mordtmann da yazıtın kopyalanması için görevlendirilmiş, fakat yöre halkından izin alamadığı ve kullanacağı tekniğin yazıta zarar vereceğini düşündüğü için vazgeçmiştir.

1882 yılında Bergama Zeus Sunağını bularak Berlin’e taşıyan Carl Humann, Ankara’da  her iki metnin de alçı mulajlarını çıkartarak Almanya'ya dönmüş, bu kalıplar sergilenmek üzere Berlin Müzesi'ne yerleştirilmiştir. Sonraki sene Theodor Mommsen yazıtlar üzerine bir kitap yazmış ve alçı kalıplardan esinlenerek oluşturduğu gravürleri bu esere dahil etmiştir. Hamit Dereli, Mommsen'in çalışmasından yola çıkarak metni Latince'den Türkçeye çevirmiş ve “Ankara Anıtı” adıyla yayımlamıştır[4].

Roma İmparatoru AUGUSTUS anlatıyor;
“ONDOKUZ YAŞIMDA KENDİ TEŞEBBÜSÜM VE PARAMLA BİR ORDU KURDUM. BU ORDU İLE DEVLETİ PARTİ TAHAKKÜMÜNDEN KURTARDIM. BUNDAN DOLAYI SENATO BENİ ÜYELİĞE SEÇTİ. AYNI ZAMANDA KOMUTANLIK ÖDEVİNİ VE YETKİSİNİ VERDİ. 0 YIL (MÖ 43) HER İKİ KONSÜL DE HARPTE OLUNCA HALK BENİ KONSÜL YAPTI.
BABAMIN KATİLLERİNİ CEZALANDIRDIM. DEVLETE KARŞI AÇTIKLARI HARPTE ONLARI YENDİM.
BÜTÜN CİHAN ÜZERİNDE, KARADA VE DENİZDE HARPLERE GİRİŞTİM. ZAPTETTİĞİM YERLERİN AHALİSİNE MERHAMET GÖSTERDİM. HİZMETLERİ BİTEN ASKERLERİN HEPSİNE TOPRAK VE PARA VEREREK YERLEŞTİRDİM.

ALT YÜZ GEMİ ZAPTETTİM.

BİRÇOK KERE ZAFER ALAYI YAPTIM. YİRMİ BİR DEFA İMPARATOR İSMİNİ ALDIM. KARADA VE DENİZDE KAZANDIĞIM ZAFERLERDEN DOLAYI SENATO ELLİ BEŞ DEFA DİNİ TÖREN YAPILMASIN KARAR VERDİ. ZAFER ALAYLARINDA ARABAMIN ÖNÜNDE DOKUZ KRAL VE KRAL ÇOCUĞU YÜRÜYORDU.

HALK VE SENATO TARAFINDAN TEKLİF EDİLEN DİKTATÖRLÜĞÜ KABUL ETMEDİM. BÜYÜK BİR KITLIK OLDUĞU SENE ALDIĞIM İYİ TEDBİRLER SAYESİNDE MİLLETİ AÇLIKTAN KURTARDIM. KAYDIHAYAT ŞARTIYLA VERİLEN KONSÜLLÜK GÖREVİNİ DE KABUL ETMEDİM.

SENATO VE ROMA MİLLETİ BANA EN YÜKSEK YETKİLERİ VERMEK İSTEDİKLERİ HALDE ECDADIMIZN GELENEKLERİNE UYGUN OLMAYAN HERHANGİ BİR MEMURLUĞU KABUL ETMEDİM. DEVLETİ TEŞKİLATLANDIRMAK ÜZERE KURULMUŞ OLAN ÜÇLER MECLİSİ’NİN, ON YIL ÜYELİĞİNİ YAPTIM.

KIRK YIL SENATO’NUN EN SEÇKİN MEVKİİN, İŞGAL ETTİM. KUTSAL TÖRENLERE BAKAN ON BEŞ ÜYEDEN BİRİ, DİNİ ZİYAFETLER HAZIRLAYAN YEDİ KİŞİDEN BİRİ VE DİĞER ÇEŞİT RAHİP CEMİYETLERİNİN ÜYESİ OLDUM.

MİLLETTEN VE SENATO’DAN ALDIĞIM TALİMAT ÜZERİNE PATRİCİEN’LERİN SAYISINI ARTIRDIM. ÜÇ DEFA SENATO SEÇİMİ YAPTIM. ALTINCI KONSÜLLÜĞÜMDE ARKADAŞIM AGRİPA İLE ROMA MİLLETİNİN BİR NÜFUS SAYIMIN YAPTIM. BUNDAN SONRA HER BEŞ YILDA BİR DÖRT NÜFUS SAYIMI YAPTIM.

YENİ KANUNLAR YAPARAK BİRÇOK GELENEKLERİ DİRİLTTİM.

BUNLARI YAZARKEN YETMİŞ ALTI YAŞINDA İDİM.

“Tanrılaşmış Augustus’un Yaptığı İşler” (Res Gestae Divi Augustus)

 

Yazıtlar Kraliçesi, Roma Augustus Döneminin, demokrasisini ve Cumhuriyet ilkelerini, halkın egemenliğini bir anlamda vurgulayan gösterdiği başarılar, demokratik yönetim tarzı ve ülkenin babası unvanını almış olması gibi önemli bilgileri açıklamaktadır. Augustus yazıtının daha sonra dünyanın birçok yerinde, tapınaklarda çoğaltılması ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.


ANKARA AUGUSTUS TAPINAĞINI GÖSTEREN KENT SİKKESİ

Agustus mabedinin o dönemde sikkeler üzerinde, Roma Paraları üzerinde yer aldığını görüyorsunuz. Bu da ne kadar önemli bir yapı olduğunun göstergesi.

Dünya Anıtlar Fonu bu yapının yok olmasını engellemek için 2002-2004 yıllarında Agustus Tapınağı’nı da Korunması Gerekli 100 Anıt içine almış ve Robert Wilson bağışları büyük miktarda paralarla Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ortak bir çalışma yapmış ve bu anıtın taş ve mermer yüzeylerinin ne durumda olduğunu göstermiş ve anıtın duvarları benim arkamda gördüğünüz gibi ikiye ayrılıyor ve neredeyse çökmek üzereyken, yapılan onarım çalışmalarıyla bu çelik strüktür konulmuş. Bu ayrılma engellenmiş ama 2009'dan itibaren yapılan fıskiyeli havuz, bu slaytta görüyorsunuz bakın havuzlar var burada ve tapınak burada. Bu havuzun etkisiyle bu yazıtların, ne yazık ki zarar gördüğünü ve kısmen döküldüğünü saptadık.

 


KORUNAMAYAN KÜLTÜREL MİRAS HACI BAYRAM CAMİSİ VE AUGUSTUS TAPINAĞI ÇEVRESİ (Tunçer, M., 2019, Gazi Kitapevi Yay.)

“Korunamayan Kültürel Miras Hacı Bayram Camisi ve Augustus Tapınağı Çevresi” kitabımda bunları bütün belgeleri ile ve kurul kararlarıyla ve alınması gerekli önlemlerle bunu açıklamaya çalıştım. Hacı Bayram Camisi ve Augustus Tapınağı’nın çevresinde de aslında büyük tahribatlar yapılmış bu dönemde. 

HACI BAYRAM CAMİSİ VE AUGUSTUS TAPINAĞI ÇEVRESİNDEKİ TARİHİ OSMANLI DOKUSU YIKIMLARLA YOK EDİLMİŞ YERİNE BETONARME ÇOK KATLI TAKLİT YENİ-TARİHİ YAPILAR İNŞA EDİLMİŞTİR (Kaynak: Aytekin, Ö., 2019)

Hacıbayram-ı Veli Camii'nin gelinen durumunda yapay ve sahte bir tarihi çevre oluşmaktadır. "Yeni-Tarihi Eserler" yapılmakta, sahte, betonarme Eski Ankara Evleri inşa edilerek gerçek Ankara evlerinin yıkım ve yanmaya terk edilmektedir. Geçmiş halinden tamamen farklı bir doku ortaya çıkmıştır. Hacıbayram çevresinde sanki bir AVM'imiş gibi betonarme binlerce m2 inşaat alanı yaratılmış ve bu amaçla höyük kazılarak çok katlı otoparka ve mağazalara/dükkanlara dönüştürülmüştür ve bu da tam bir tarih ve kültür tahribatıdır.[5]

 

HACIBAYRAM ÇEVRESİ ESKİ VE YENİ HALİ KARŞILAŞTIRMASI (2013) (Kaynak: Dericizade Kolleksiyonu / Üstteki fotoğraf - Ahmet Soyak / Alttaki fotoğraf)

 Taner Topçu : “…….Mehmet hocam küçük bir müdahale yapmak istiyorum, siz tanıdığım en mütevazi insanlardan birisiniz ama bazı konularda bu kadar tevazu göstermemek gerektiğini düşünüyorum. Biz sizinle biliyorsunuz yaklaşık 2 yıldan bu yana Ankara Büyükşehir Belediyesi Tabiat ve Kültür Varlıkları Daire Başkanımız’ın oluşturduğu Danışma Kurulu’nda görev yapıyoruz. Ben 2 yıldır, yaklaşık 15 günde bir sizden, ısrarla bu suyun yarattığı tahribatı kitabımızdan çok önceden beri, sizden dinledim. Hatta zaman zaman, çok samimi olarak itiraf edeyim, hocam da bu meseleyi biraz abartıyor mu noktasına da gelmedim değil. O kadar sıklıkla söylediniz ki, o kadar sıklıkla altını çizdiğiniz ki, yani oyuncağı elinden alınmış bir çocuk formunda zaman zaman çığlıklarımızı duydum, tanıklık ettim ben buna.  Ama hakikaten sonra birlikte yerinde gördüğümüz haliyle de yarattığı tahribat çok büyüktü. Ancak o ne olduğunu da şimdi siz söyleyin. Bu gözyaşları, aslında anıt ağlıyordu, Yazıtlar kraliçesi ağlıyordu. Şimdi artık ağlamıyor. Ne oldu hocam burada bir anlatırsanız seviniriz”. Taner Topçu

2009'da alınan bir karar ile havuzun süs havuzu ya da kuru havuz olarak yapılması. Yani havuzda fıskiye ve burada böyle bir lunapark havasında olmamalıydı ve belki küçük kuru bir havuz olabilirdi. Ama bu bölgenin altında arkeolojik katmanlar, Roma, Frig, Galat vd olduğu için, burası Ankara’nın ilk Akropolü olduğu için çok daha korunması gerekmekteydi. Bu bölgede henüz kazı yapılmamış bu da çok önemli, bu nedenle burada herhangi bir su ögesinin hiçbir şekilde bulunmaması gerekirdi. Bu  konuda bir imza kampanyası da başlattık 2019 martında ve epey imza toplandı.

Sayın Mansur Yavaş, belediye başkanı olduğu zaman, bu havuzun kapatılması ve bu fıskiyenin de iptal edilmesi konusunu kendisine aktardım. “İnceleyeceğiz hocam” dedi ve bu konuda bir Danışma Kurulu kurdu. Benim de içlerinde bulunduğum çeşitli üniversitelerden planlama, koruma, restorasyon, arkeoloji konusunda Ankara’nın en yetkin, konularının uzmanı hocalarımız bu havuzun “sadece Ankara Anıtına ve Yazıtlar Kraliçesi” ne değil Hacı Bayram Camisi’ne ve temellerine de zarar veriyor..” şeklinde karar verdiler.

Yani biz burada kendi kutsal mekanlarımıza da zarar vermişiz 10-12 yıl. Değerli araştırmacı, sanat tarihçisi, arkeolog, çok değerli bir yazar olan Özgen Acar bu konuda çeşitli yazılar yazdı ve onun da feryatları var bu konuda, onu da belirtmek isterim.

Pek çok arkeolog, Prof. Dr. Musa Kadıoğlu bu konuları anlattılar ve yazdılar. Danışma Kurulu’nun raporu tamamlanıncaya kadar beklendi, ne yapılması gerektiğini ilişkin çalışmalar yapıldı. Çok kapsamlı bir üç, üç buçuk ay çalıştık bu konuda ve havuz kaldırılsın ve havuzun yerine park ve oturma mekanları yapılsın ve bunun içinde bir peyzaj projesi hazırlansın kararı verildi.


Buna bağlı peyzaj projesi yapıldı, hazırlandı ve Ankara K.T.V. Koruma Kurulu’ndan geçti ve bakın bu yazıtlar kraliçesinin “Gözyaşları” burada çok net görülüyor. Dökülmeler ne kadar belirgin ve bu konuyu kitabımda da detaylı yazmıştım[6]. 2016 ve 2018 fotoğraflarında[7] çok net bir şekilde, 2 senede, nasıl anıtın üzerindeki yazıtın döküldüğünü, pul pul kabardığını, mecazi olarak “gözyaşlarının buradan aktığını” görüyorsunuz çok net bir şekilde. Taşlardaki parçalanmalar, kabartmadaki dökülmeler görülüyor. Aynı yer bu bakın “M” “E” tabi Latince ve bunlar onun altındaki noktalar.


Burada, ne kadar yakında bir büyük su ögesi olduğu çok net görüyoruz Bu konuda da çalışmalar yaptık Yüksek Lisans öğrencim olan Öznur Aytekin’le birlikte, uluslararası platformda da sunduk bunu, sundu kendisi[8]. Danışma kurulu raporlarında diyor ki; “Fıskiyelerden ve Havuzdan ortama yayılan nem ve rüzgarla yapılara doğru taşınan su, her iki yapının ama özellikle tapınağın duvarlarında kullanılan mermer blokların çatlamasına çözülmesine ve parçalanmasına yol açmakta ve dünya üzerinde bütün olarak korumuş tek yazıtın eriyerek pul pul dökülmesine neden olmaktadır. Bu da danışma kurulunun saptaması.

Fıskiyeli havuzun ivedilikle kaldırılması ama kazı yapılmaması, etraflı bir şekilde buraya bir uygulama yapılması kararı verilmiştir. Ve en sonunda 2 Nisan 2021 tarihinde fıskiyeli havuz kaldırıldı. Tabi bu konu oradaki çevrede oturanlar ya da orada yaşayanlar, işte insanların tepkisini çekmiş olabilir. Bunu da saygıyla karşılıyorum. Ancak, burası önemli bir yer ve bir lunapark gibi olmaması gereken bir yer, bunu da anlatmak için zaten bu programda da sizinle yola çıktık. Benim bir önerim de bu..

Taner Topçu ; “……Şimdi insan düşünüyor, düşünüyor, 1800'lü yılların ortası, Ahi Cumhuriyeti, Hacı Bayram -ı Veli geliyor bir, sizin de tarif ettiğiniz gibi; bir medrese biçiminde, bir eğitim merkezi gibi, bir dini merkez gibi bir yapı inşa ediliyor ve inşa ederken de kucak kucağa, duvar duvara, Pagan Dönemi’nin, Hristiyan bile değil pagan döneminin bir önemli şeyi, mabedi, yeryüzünün en büyük muhabbetlerinden birine ellemeden, dokunmadan, ona zarar vermeden, iç içe yanına inşa ediyor. Hocam biz ne ara, böyle bir laf vardı, ne ara o hale geldik? Yani aradan binlerce yıl geçiyor, sonra biz kendi ellerimizle, hem de Cumhuriyet döneminde bir Aziz Yuhannes Kilisesi’ni yıkıyoruz, parçalıyoruz, aynı şeyi Hacı Bayram -ı Veli yapmıyor…”

 Evet bu tabi, sanırım o dönemin işte hem Hacı Bektaş-ı Veli'nin hem de Mevlâna düşüncesinin hem de Hacı Bayram Veli Hazretlerinin, Ankara'da yaygın bir şekilde kabul gören saygı, farklı düşüncelere, farklı inançlara saygı konusunun göstergesidir.

Çünkü bu, biliyorsunuz bizim bir Yahudi Mahallemiz vardır, orada da Yahudi Havrası ile Cami 50 metre ara ile iç içedir. Orada da Müslümanlar, işte Yahudiler ve Rumlar iç içe yaşamışlardır. Hacı Doğan Mahallesi’de aynı şekilde yine bir kilise vardır. Saint Clement Kilisesi, hemen yakınında cami vardır, işte hanlar ve Bedesten vardır, Suluhan vardır. Burada yüzyıllarca kardeşçe yaşamış ve maalesef 1915-16 yıllarında büyük yangın oldu biliyorsunuz Ankara'da, hep dışarıdan büyük etkilerle ve düşmanlık yaratarak oluşmuş şeylerdir bu yangınlar ve iç çatışmalar.

Bunlar da bu günlerde hep tartışılıyor. Ben bu konuya çok girmek istemiyorum ama bundan sonrası için burası UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girecek düzeyde önemli bir yerdir. Hem bu inançların birlikteliği açısından hem de çevredeki doku; kısmen korunmuş, kısmen yenilenmiş, yeni tarihi eserler yapılmış doku açısından önemlidir ve bizim bu Augustus Tapınağı'nın çok iyi korumamız gerekir.

Taner Topçu : “……Hocam yine bağışlayın bir televizyoncu refleksiyle küçük bir müdahalem olacak. İzleyenlerimiz bu şeyi kaçırmış olabilirler. Biraz önce “yeni tarihi yapılar” dediniz. Bu ıskalansın istemem, burada tarihe not düşelim. Tarihi yapılar yeni olmaz hiç kuşkusuz ama siz ironik bir yaklaşımla ve Melih Gökçek dönemi çevre yapılarını böyle tarif ettiğiniz, şahanede bir tarif oldu, çok da güzel oturdu. Hakikaten betonarme 5-6 katlı bina yaptık cephelerini de eskiye öykünerek, ona benzetmeye çalışarak da cephe giydirmiş gibi olduk. Aslında arkasında bildiğimiz betonarme binalar oldu. Bunlar bildiğimiz haliyle “hiç” yapılardı. Hakikaten çok kötüydü, çok net söylüyorum. Siz de buna güzel bir tarif bulduğunuz akademisyen kimliğinizle. “Yeni tarihi yapılar”. Evet hocam.

Mehmet: Çok teşekkür ederim. Bu konuda tabi eğer konumuz Hacı Bayram çevirisi olsaydı söyleyecek çok şey vardı ama tabi Yazıtlar Kraliçesi’ne odaklandığımız için o yeni tarihi eserler meselesini isterseniz başka programda konuşalım.


Ankara Anıtı’nın kapsamlı ve gerçek korunması için bir önerim var. Augustus Mabedi ile ilgili Roma'daki Ara Pacis İmparatoru Augustus'un anıt mezarı ve bir kapalı müze içerisine alınmış bu çok önemli bir yapı ve müzeye benzer bir öneri. Ben gittim bu müzeye ve Augustus ‘un Anıt Mezarı Richard Meier ve Partners’ın tasarladığı tamamen şeffaf bir yapı ve şeffaf bir yapının içerisinde bu sergileniyor.

Ben bunu acaba bizim Ankara Anıtı’mızın (Agustus Tapınağı) çevresine böylesine şeffaf bir müze içini alsak, böyle bir koruma altına alsak ve artık dış etkilerden; yağmurdan, çamurdan, kardan, artık fıskiye de kaldırıldığına göre yağmurdan, çamurdan, hava kirliliğinden korursak, insan etkisinden korursak ve buranın dünya çapında bir Müze olarak da müthiş bir gelir getireceğini düşünüyorum. Hele UNESCO Miras Listesi’ne girerse ve Roma'yla da kardeş şehir çalışmalarımız sürüyor Büyükşehir belediyemizin,

Taner: Evet Bekir Bey'in müjdesi var. Bu bizim Antik Tiyatro onarımı tamamlandığında herhalde açılış törenini iki şehrin kardeş imza töreni gibi bir projeleri var.

Mehmet: İnşallah. Şimdi Antik Tiyatro konusu, tabi orası da bir ayrı konu olabilir. Biliyorsunuz orası da çok terk edilmişti, içki içenlerin, tiner çekenlerin yuvası olmuştu neredeyse. Onarılıyor orası, bir arkeopark olacak ve Ulus bölgesinin de neresini kazsak hakikaten bir Roma kalıntısına ulaşıyoruz. Dolayısıyla önemli bir Roma kenti Ankyra. Bu Roma-İtalyan Büyükelçisi Carlo Marsili diyor ki; eğer Ankara kardeş şehir olması düşünülürse, bence bu şehir Roma olmalıdır ve o konuda gelişmeler var. İmza için Antik Tiyatro’nun onarımını bekliyoruz.


Benim de ilerisi için önerilerim; tabi bu Antik Tiyatro’nun belirli bir aksla Augustus Mabedi’ne ve Roma Hamam’na bağlanması, sütunlu yolla, bir ana aksla ve Kale’ye doğru bir yaya bölgesi halinde ulaşması. Tabi tramvay sistemleri kurulabilir, yaya aksları oluşturulabilir.  Bu Ara Pacis Sunağı gibi Agustus Tapınağı-Müzesi’de yapılabilir

 

Bakın ne kadar net ve güzel korunmuş. Tabi onarılıyor, bakılıyor sürekli, tamir görüyor. Bu konuda öneriyorum. Belki ileride bu yıkılan, dökülen noktalar bir onarımla ele alınabilir. Şimdi bu konularda, bu yazıt ne işe yarıyor ne var üzerinde. Birkaç slayt koymuştum onları baştan anlatacağıma sonu alalım, vaktimiz de daraldı. Hemen buraya koyacağım ve okumayacağım ama isteyenler okuyabilirler tabi durdurarak. Bu zaten her yerde var, bütün web sitelerinde var.


Yaptığı işler, işte Cumhuriyet Dönemi ve yüzyıllarca bizim Agustos Tapınağı’nın ve Hacı Bayram Cami’mizin birlikteliğini nasıl koruduğumuz çeşitli fotoğraflar da görülüyor. Çevre düzenlemesinde girersek ben bunu belki bir saat daha anlatırım. O yüzden çevre düzenlemesine girmiyorum, konumuzda sınırlı kalıyorum.


Roma'dan günümüze kalan ne var diye bakarsak, bu bir temsili resim. Birçok yazar ve birçok seyyah gelmiş ve Ankara'da bunların iç içe ve çok karman çorman, yıkılmış taşınmış halde olduğunu görmüş. Mesela, Ankara Kalesi'nin de biliyorsunuz, sur duvarlarının içinde ve dışında ovadan taşınmış belki de Augustus Mabedi’nden taşınmış parçalar var, kullanılmış yazıtlar var, heykeller var. 

Bunu biz yapmadık. Yani 7.yüzyılda, 8.yüzyılda Bizans Dönemi’nde yapılmış bunlar ve tabii Kale'yi güçlendirmek amaçlı yapılmış. Yani aslında Roma şehrinin tahribatı Bizans Dönemi’nde. Yani özellikle de tapınakların tahribatı Bizans Dönemi’nde olmuştur diyorum ve çok teşekkür ediyorum.

 

 SUNU ve METİN KAYNAKLARI

AYTEKİN, Ö., 18-22 June, 2019- Prague (Czech Republic) “Landscape Elements Changes In Conservatıon Applıcatıons Around Ankara Ulus Hıstorıcal Center”, . The World Multidisciplinary Civil Engineering-Architecture-Urban Planning Symposium (WMCAUS)

BAYER, Y., “Augustus Tapınağı”, Hürriyet Gazetesi, Ankara eki, https://www.hurriyet.com.tr/augustus-tapinagi-17774649

EYİCE, S., 1972, “Ankara’nın Eski Bir Resmi”, Tarihi Vesika Olarak Resimler - Ankara’dan Bahseden Seyyahlar - Eski Bir Ankara Resmi, Türk Tarih Kurumu, “Atatürk Konferansları”  IV. Cilt’den Ayrıbasım, Ank., S. 61-124.

KADIOĞLU, M., Görkay, K., Mitchell, S. (2011) Roma Dönemi’nde Ankyra, Ek 5                Res Gestae Divi Augustı Metni Ve Sergilenmesi Önerilen Kısımlar, «Tanrısal Augustus’un Başarıları», Türkçe Çeviri: Turhan Kaçar,      İstanbul, Fig. 26-27.

KADIOĞLU, M., GÖRKAY, K., MİTCHELL, S., “Roma Döneminde Ankyra”, Yapı Kredi Yay.

ÖZKAN, T., 2016, “Ankara’nın Turistik Potansiyeli Bağlamında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne Bir Öneri; Augustus Tapınağı”, VEKAM.

ÖZGENEL, L, (Ekip Başkanı), Bayraktar, N.,  Tunçer, M., Kadıoğlu, M., Altınöz, G., Koçyiğit, E., S., A.,

SOYAK, A.,2014 - 2018 Yazıt Fotoğrafları.

ÖZGENEL, L., BAYRAKTAR, N., ELGİNÖZ, G., B., KADIOĞLU, M., TUNÇER, M., ÖZÇAKIR, Ö., E KOÇYİĞİT, A., E., S.,  25 Ağustos 2020, «Hacı Bayram Veli Camii Ve Augustus Tapınağı Bitişiğinde Bulunan Dekoratif Havuzun Yeniden İşlevlendirilmesi Ve Alanın Yeniden Düzenlenmesi», Ankara Büyükşehir Belediyesi Danışma Kurulu Raporu.

TUNÇER, M., 2001,  “Ankara (Angora) Şehri Merkez Gelişimi (14.-20. Yy), Kültür Bakanlığı Yayınları / 2603, 2001,  Kültür Eserleri Dizisi No : 292.

TUNÇER, M., Kültürel Bellek 2019 Sempozyumu, Sunulan Bildiri: “Korunamayan Kültürel Miras: Hacı Bayram Camisi Ve Augustus Tapınağı Çevresine Bir Bakış”, Hacettepe Üniversitesi, Tarihi Ve Kültürel Mirası Araştırma Merkezi, HÜTKAM tarafından düzenlenmiştir.

TUNÇER, M., 2019, “Korunamayan Kültürel Miras, Hacı Bayram Camisi Ve Augustus Tapınağı Çevresi”, Gazi Kitapevi Yay., Ank. ISBN 9786057805034

https://whc.unesco.org/en/tentativelists/6124/ (Erişim: 16.05.2021)

 (French, active 1860s) Rose-Joseph Lemercier (French, 1803 - 1887) : http://www.getty.edu/art/collection/objects/150309/jules-delbet-rose-joseph-lemercier-galatie-ancyre-face-anterieure-de-l'augusteum-french-negative-1861-print-1872/)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Monumentum_Ancyranum, (Erişim: 16.05.2021)

       https://tr.wikipedia.org/wiki/Monumentum_Ancyranum

       https://tr.wikipedia.org/wiki/Augustus

       https://www.haberankara.com/ankara/ankara-ile-roma-kardes-sehir-oluyor1976-h75636.html

       http://www.yapi.com.tr/haberler/augustus-tapinaginin-irzina_76462.html

       https://www.haberler.com/2-bin-yillik-augustus-tapinagi-nda-celik-iskeleli-11884433-haberi/

       https://www.change.org/p/k%C3%BClt%C3%BCr-ve-turizm-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-augustus-mabedi-yan%C4%B1ndaki-f%C4%B1skiyeli-havuz-kald%C4%B1r%C4%B1ls%C4%B1n-yazitlar-krali%C3%A7esi-yok-oluyor

 



[1] Çankaya Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi.

[3] Özkan, T., 12 Mayıs 2011, “Augustus Tapınağı’nın UNESCO Dünya Mirası’na Adaylığı”,

Bayer, Y., “Augustus Tapınağı”, Hürriyet Gazetesi, Ankara eki, https://www.hurriyet.com.tr/augustus-tapinagi-17774649

[5] Tunçer, M., KÜLTÜREL BELLEK 2019 Sempozyumu, Sunulan Bildiri: “Korunamayan Kültürel Miras: Hacı Bayram Camisi Ve Augustus Tapınağı Çevresine Bir Bakış”, Hacettepe Üniversitesi, Tarihi Ve Kültürel Mirası Araştırma Merkezi, HÜTKAM tarafından düzenlenmiştir.

[6] Tunçer, M., 2019, “Korunamayan Kültürel Miras, Hacı Bayram Camisi Ve Augustus Tapınağı Çevresi”, Gazi Kitapevi Yay., Ank. ISBN 9786057805034

[7] Bu fotoğraflarda Ahmet Soyak’ındır. Teşekkür ediyorum kendisine.

 [8] AYTEKİN, Ö., 18-22 June, 2019- Prague (Czech Republic)  “Landscape Elements Changes In Conservatıon Applıcatıons Around Ankara Ulus Hıstorıcal Center”, . The World Multidisciplinary Civil Engineering-Architecture-Urban Planning Symposium (WMCAUS) (https://www.wmcaus.org/files/WMCAUS2019_Book.pdf)

 

 

15 Mayıs 2021 Cumartesi


MUŞ BULANIK’DA SAĞLIK OCAĞI’NDA YAŞAM


Mehmet Tunçer

Ankara, 15.05.2021

 

Gaziler sitesinde bir kısmı koruluk haline getirilmiş düz bir platoda yürürken sağdaki evlere baktığım zaman Bulanık'ta ki lojmanlarımızı hatırladım. İlkokul 3 (kısmen) ve 4. Sınıfları okuduğum Bulanık’dan hatırladıklarım çok az ne yazık ki..

 

Bulanık Sağlık Ocağı (günümüzde)

 

Bu ikiz tek katlı evler Muş’un Bulanık kazasının Sağlık Ocağı’nın lojmanları idi.. Elektriği yoktu, gaz ve lüks lambası ile aydınlatılır, soba ile ısıtılırdı..

Sağlık ocağına Amerikan yardımı olarak bir jeneratör geldi, bir boş depoya kuruldu ve günlerce uğraşıldı, tesisatlar çekildi…Hayatımın en heyecanlı günlerinden biri “elektrik” ile aydınlanacaktık o gece!

Vee yandı pırıl pırıl bir gece geçirdik ancak heyhat, ertesi gün jeneratör arıza yaptı.. Kayışı kopmuştu ve koskoca alet devre dışı kaldı biz de gaz lambamıza ve lüks lambamıza geri döndük üzüntü ile.. Aylarca yedek parça gelemedi ve sonunu hatırlamıyorum..

 

İlkokulda kullandığımız ileri teknoloji (!) aydınlatma

Bulanık'ta kışlar çok sert ve müthiş kar yağışlı neredeyse 1 metreyi geçkin kar yağıyor ve lojmandan okula doğru kapıcımız galeriler açıyor, o galerilerin içinden yürüyerek gidiyoruz.. Çoğu zaman da mutluluk ! okul tatil oluyordu..Kızakla kayıyor, hatta kar o kadar yığılıyor ki pencerenin önüne, dama çıkıp damdan aşağıya kayıyoruzJ

En küçük kız kardeşim Seval, bu koşullarda, soğuk bir Aralık günü burada dünyaya geldi.. Tamamen saçsız doğduğu için ona çok sevilsin diye ve de herhalde Meral ve Zühal ile kafiye olsun diye Seval adını verdiler..

Hepimiz O’nu çok sevdik, Meral ve Zühal ile bir battaniyenin içine koyup iki ucundan tutup sallar uyuturduk, biraz büyüyünce de bütün kardeşlerime okuduğum kitapları sıra ile ona da okudum.. Giderek artık ezbere bildiğim Ayşegül, Cin Ali, Tom Sawyer’ler, Deniz Altında 20 000 Fersah, 80 Günde Devrialem vd..

 

        

Bulabildiğim En Eski Fotoğraflar  

Bizim evin yanından aşağı doğru inen dik bir yokuş vardı orada ilk bisikletim ve inerken aşağıya bir keresinde – belki de bir çok kereJ tepetaklak yuvarlanmıştım .. Her tarafım yara bere içinde kalmıştı..

Bisiklete binmeyi sanırım burada ilkokul 4 sınıfta öğrendim ve iki tarafta küçük tekerlekli denge tekerlekleri ile önce o iki tekerleği kullanarak sonra da birini kaldırıp tek taraflı denge kurarak.. Vee bazen düşerek bazen yuvarlanarak bisiklet maceram başladı..

 

 

Doktoroğlu olduğum için tabi yaram berem hemen sağlık ocağında tedavi ediliyordu.. Sağlık ocağı önünde bir tepe önünde verimli tarlalar vardı ..

O yamaçtan inince düzlükte önce 2 tane taş koyup – sonra da direk dikerek belirli bir uzaklıkta öbür kaleyi inşa ettik. Daha sonra yere çizgi çizerek sanırım çimento ve kireç bularak inşaatlardan yere bir ortaya yuvarlak çizdik.

İki kalenin önüne santra çizgilerini çizdik ve kendimize bir futbol sahası yaptık..

Tabi bu futbol sahası daha sonra bizden büyük abiler tarafından ele geçirildi ve onlar zaman zaman zaman gerek burada maç yapmaya spor yapmaya başladılar..

Babamın getirdiği güzel bir futbol topu içi lastikli şişirmeli ve şimdiki toplardan çok daha güzel görünen gözümüze sarı lacivert topu..-ben Fenerbahçeli olduğum için sarı lacivert seçmiş- getirmiş canım babamJ

Ve bu topun lastik içini şişirdik bisiklet pompamızla ve ben büyük heyecanda topu alıp aşağıda oynayan abilerin yanına gittim.. Birkaçı da benim sınıf arkadaşımdı galiba emin değilim ama pırıl pırıl bir topla geleni görünce hemen beni bir takıma dahil ettiler.. J

 

Vee ondan sonra belki de haftada 3 gün 5 gün okuldan geldikten sonra futbol maçlarımız başladı..

 Tabii o kalabalık grubun içinde futbol topu zaman zaman patlıyor, eziliyor içi dışına çıkıyordu ve böylece tamir ede yapıştıra tekmelemeye devam ettik..

 


Bu bir spor macerasından çok yüksek sesli bağrışmalar  ve omuz atmak, tekme atmak, birbirimizi yumruklamak gibi çeşitli spor dallarını da beraberinde getiriyordu J Böylece bisikletten düşerek yaralanan artakalan yerlerim de futbolda perişan oluyordu Ama ben bunları tabii çaktırmıyorum evdekilere..

Bu macera, top iyice lime lime olana kadar ve 2-3 kere yenilenene adar sürdü ve Bulanık’tan  ayrılınca başka yerlerde de devam etti..

Özellikle Bahçelievler’deki meşhur Abdi Paşa Çiftliğinde..

 

 

 

 

 

 

 

 

Güzel Şehir İlkeleri : Eski Prag-Eski Ankara Kitabı Nasıl Oluştu (Temmuz 2021)

Çankaya Üniversitesinde, 2017 yılından itibaren 3 yaz boyunca katıldığım uluslararası planlama, mimarlık ve mühendislik sempozyumu (WMCAUS) ...