Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Çağdaş Ankara İçin Yeşil Senaryo



Ankara’da doğal, kültürel/tarihsel çevre giderek kaybolmakta, yok edilmektedir. Islah planları kentin geleceğini ipotek altına almaktadır. Buna dur demenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Kentlilerin de, sivil toplum örgütlerinin de, yerel ve merkezi yönetimlerin de bu gidişten sorumluluğu bulunmaktadır. Fakat en büyük sorumluluk kentin sahibi olan “Belediyeler” indir.

İtalya ve Fransa’da “Yeşil Politika” izleyen yerel politikacılar, 1980’lerin ortalarında ve giderek sonlarında yerel yönetimlerde büyük başarı sağladılar. Birçok kentte Belediye Başkanlıklarını ve Meclis Üyeliklerini kazandılar .
Daha sonra, “Yeşil Parti”liler milletvekillikleri kazanarak Meclis’ e girdiler.

Bu “Yeşil Politika”; insana, yaşam’a ve çevreye önem veren, çevreyi insandan önce sayan “Biyo-Centric” (yaşam merkezli) politikalardı.

Her zamanki “İnsan merkezli (Antropocentric-Homocentric)” politikalar bilindiği gibi, çevre sorunlarına, türlerin yok edilmesine neden olmuş ve olmaktadır.

Ankara’nın Başkent oluşunun 90. yılına yönelik (2010) bir “YEŞİL SENARYO”; “YEŞİL/EKOLOJİK POLİTİKA” ve “ÇEVRE DUYARLI BİR PLANLAMA ÇERÇEVESİ” önermek istiyorum.

1. Tarihsel / kültürel değerlerin envanteri tam olarak çıkarılmalı ve “Koruma Ana Planı” yapılmalıdır. Bu Plan var olan koruma planlarını yeniden gözden geçirilerek yapılabilir. Bu planlara kesinlikle uyulmalıdır.

2. Doğal değerler, su havzaları, akarsular, vadiler, değerli topraklar, flora ve faunayı içeren bir envanter yapılmalıdır. Bu değerlerin tek tek her birini, ve bütünleşik olarak tümünü koruyup geliştirmeyi içeren bir “Doğal Çevre Koruma Ana Planı” hazırlanmalıdır. Kentsel ekolojik çevreyi dikkate alan ve yaya yolları, bölgeleri, yeşil akslar, kamalar, spor alanları ve bisiklet, yürüyüş yollarını içeren bir sistemler bütünü oluşturulmalı, yeşil alan oranlarının arttırılması için tescil dışı ve tescilli tüm hazine toprakları, belediye mülkleri koruma altına alınmalıdır.

3. Doğal ve tarihsel/kültürel değerlerin korunduğu bir Metropoliten Alan Master Planı (tercihan 1/25000 değilse 1/50 000) hazırlanmalıdır. Buna bağlı doğal, tarihsel/kültürel değerlerin özel projelerle ele alınmasına, onarım ve sağlıklaştırılmasına yönelik alt ölçeklerde (1/5000, 1/1000, 1/500...1/1) planlama ve projelendirme çalışmaları yapılmalıdır.

4. Kentte yık-yap-sat süreci ve ıslah planlama süreci denetim altına alınmalı, yapıların ekonomik ve teknik ömürleri dolmadan yıkımı önlenmelidir. Altyapının, yolların, kaldırımların her seçim dönemi yeniden ele alınmasının önüne geçilmelidir. Sürdürülebilir kentsel gelişme ancak böyle sağlanabilir.

5. Kentlinin, kentte yaşayanların, “Ankara”lının doğal ve tarihsel çevre korunmasına yönelik olarak bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi, sivil toplum örgütlerinin geliştirilerek koruma/geliştirme konularında çalışmalar yapmalarının sağlanması da geleceğe yönelik önemli bir konudur. Her kentliye bu konuda önemli görevler düştüğü de unutulmamalıdır.


V.1. ÇEVRE DUYARLI PLANLI ANKARA :

Ankara’da yapılacak tüm planlamalar, oluşturulacak “Yeşil Politika” doğrultusunda ele alınmalıdır.

 Metropoliten Ankara Nazım Planı (1/25 000) bu güne kadar yapılan çalışmalar “Çevre Duyarlı” olarak yeniden ele alınmalıdır.
 İlçe belediyeleri için hazırlanmış tüm Nazım Planlar (1/5000) bütünleştirilerek, planlı ve plansız alanlar belirlenmelidir.
 Tüm Nazım Planlar; doğal, kültürel ve tarihsel çevre değerleri (Ulus, Kale, kentsel ve arkeolojik sit alanları, tescilli yapı ve alanlar, Saraçoğlu Mah., Bakanlıklar, Elçilikler, Vadiler, Gölbaşı, Eymir, İmrahor, Dikmen vd.) dikkate alınarak yeniden irdelenmelidir. “Kentsel dönüşüm” ve “Sürdürülebilir Koruma” ilkeleri birlikte düşünülmelidir. Kentsel dönüşüm yapılırken “Ekolojik Planlama“ yaklaşımları ile “Kentsel Ekoloji” dikkate alınmalıdır.
 Rüzgar koridorları, yer altı ve yerüstü su kaynakları ve su havzaları (Ankara Çayı Vadisi, Çubuk Çayı vadisi, Dikmen vadisi, Gölbaşı, Eymir, İmrahor, Dikmen vb), hava, su ve toprak kirlilikleri dikkate alınmalıdır.
 Sürdürülebilir Planlama İlkeleri doğrultusunda tüm ilçe belediyeleri sınırları içi yeniden, gerekirse tümüyle planlanmalıdır.
 Tüm Uygulama İmar Planları (1/1000), yukarıdaki yöntemle hazırlanan Nazım planlar (bunlara ECO-PLAN da denilebilir) doğrultusunda yeniden gözden geçirilmeli, makro-planlara uyum sağlamayanlar yeniden hazırlanmalıdır.
 Hazırlanacak Nazım Planlar, “Yapısal (Structural)” nitelikte “Stratejik” planlar olmalı, uygulamaya yönelik “Özel Proje Alanları”, “Kamu Proje Alanları” ile “Etaplama” ve “Uygulama Modelleri” ni içermelidir.

EKO-PLANLARIN BÜTÜNLEYİCİSİ OLARAK HAZIRLANACAK “ANA-PLANLAR” ;

 “ÇEVRESEL ANA PLAN“ : Flora ve fauna (canlı sistem) ile, su, toprak ve havadan oluşan (doğal sistem) çevrenin insan yapısı ögeler (kent dokusu) ile ilişkilerinin sağlıklı kurulmasını sağlayacak bir plandır (1/25 000 ve/veya 1/10 000 ölçeklerde olabilir).

 “ULAŞIM ANA PLANI” : Yaya, bisiklet, atlı spor, koşu/yürüyüş vb. doğal aktivitelere ağırlık verecek şekilde tüm ulaşım sisteminin yeniden ele alınacağı bir plandır. Toplu taşın sistemleri (raylı-tramvay-metro-troleybüs, otobüs/dolmuş hariç) ile, özellikle kent merkezlerinin (Kızılay + Alt Merkezler / Etlik - Keçiören- Tunalı- Bahçeli – Esat vd.) ağırlıklı olarak yaya bölgesi olarak planlanmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

 “YEŞİL SİSTEMİ ANA PLANI” : Çevresel ana planla bağlantılı olarak kentsel ölçekten başlayarak (Vadiler, Kent Parkları vd.) semt ve mahalle ölçeklerine kadar giden (yeşil kama, yaya aksları, semt/mahalle park, spor alanları ve yaya yolları) yeşil sistemi oluşturmaya çalışan, kentin doğal verilerini değerlendirerek (Kavaklıdere, Dikmen, Etlik, Keçiören vd Bağları vd.) restore etmeyi amaçlayan bir plandır (1/5000 – gerekirse 1/1000).

 “KÜLTÜREL DEĞERLER ANA PLANI” : Eski Ankara ve Cumhuriyet ile özdeşleşmiş, Atatürk Devrimlerinin mekansal karşılıklarının yer aldığı simgelerin geliştirilip değerlendirileceği bir plandır. Tarihsel / kültürel alanlar ile tescilli/tescilsiz korunması gerekli kültür varlıklarını dikkate alarak hazırlanacak bir plandır. Bu planda; öncelikler, korumaya yönelik ilke ve kararlar, etaplama, yapı/yapı gruplarının birbirleri ile olan ilişkileri yer alacak, Yeşil Sistemi Ana Planı” ve “Ulaşım Ana Planı” ile entegre edilecektir.


 “YERLEŞMELER ANA PLANI” : İmarlı, imarsız, planlı ve plan dışı tüm yerleşimleri ele alarak sağlıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir “Yaşam Çevresi / Habitat” oluşturmayı hedefleyen bir plandır. (1/5000-1/1000-1/500.....1/1 Ölçeklerde ele alınmalıdır). Isıtma, soğutma, iletişim, su, atıksu/içmesuyu, kanalizasyon, elektrik vb. teknik altyapı sistemlerinin geliştirilmesi ile yapının iç konfor (tuvalet, mutfak, banyo, sağlıklı m2’ler) durumunu geliştirmeyi hedefleyen planlama çalışmalarıdır. Güneş enerjisi kullanımı ile, aydınlatma, ısıtma, enerji sakınımı (tasarrufu), yalıtım, depreme dayanıklılık gibi pek çok konunun bir arada ve kapsamlı olarak ele alınmasını gerektirir.

 “ALTYAPI ANA PLANI” : Teknik donatı alanları dahil, altyapının çevresel ilkeler doğrultusunda yeniden ele alınmasını gerektiren bir plandır.

Önerim, 2020 yılına kadar yukarıda ana hatları çizilen “Yeşil Politika” ve “Çevre Politikası” nı öne çıkaracak bir strateji ve yönetim modeli getirmesi, çağdaş ve sürdürülebilir bir Ankara oluşturulmasıdır.

13 Nisan 2011 Çarşamba

PATARA GELEMİŞ KÖY YERLEŞİK ALANINDA YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN YAPILAŞMALAR HAKKINDA GÖRÜŞLER


PATARA GELEMİŞ KÖY YERLEŞİK ALANINDA YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN YAPILAŞMALAR HAKKINDA GÖRÜŞLER


Patara Özel Çevre Koruma Bölgesinin büyük bir kısmı Antalya ili Kaş ilçesi, diğer kısmı ise Muğla ili sınırları içerisinde yer almakta ve 197.1 km2 lik bir alanı kaplamaktadır.

Bölge tarihi ve kültürel eserlere, eşsiz doğal zenginliğe ve güzelliğe sahiptir. Özellikle Türkiye'nin Akdeniz kıyı sahillerinde deniz kaplumbağaların 17 yumurtlama ve üreme sahasından biri olan Patara Kumsalı, 1.derece önemli yumurtlama ve üreme alanı olarak koruma altındadır .

Patara Antik kenti, arkeolojik ve doğal değerleri açısından Likya Bölgesi’nin en önemli merkezlerinden biridir. Eski çağlardan günümüze dek süren yerleşim, Patara’nın sınırlarını oluşturan bu günkü Gelemiş Köyü’nün zamanımızda tanınmasına ve tercih edilmesine olanak hazırlamıştır .

Patara I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen antik kent kesiminin korunmasında büyük sorunlar yaşanmaktadır. Antik Kentin bir bölümü özellikle NEKROPOL ALANI (Antik Dönem Kent Mezarlığı) Gelemiş Köyü’nün altında kalmıştır.

Doğal Sit Alanları ile birlikte kentin “I. Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanları” nın büyük bir bölümü bu gün için hala kumlar altındadır (Resim 1).


Resim 1. Patara Antik Kenti Genel Görünümü

I. PATARA ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ NİTELİKLERİ

I.1. DOĞAL ve KÜLTÜREL DEĞERLER

Patara Antik Dönemde Likya’ nın Başkentidir. Korunması gerekli doğal ve kültürel değerlerin yoğunlaştığı ÖÇKB içinde (193 km2) yer almaktadır.

Antik Kentin Nekropol Alanı ise, Gelemiş Köyü içinde yer almaktadır. Bölgede korunması gerekli en önemli kültürel değerler Pyndai ve, Xanthos Antik Yerleşimleri, Gemicik Adası, Tavas Tepesi’dir.

Doğal değerleri; Akdeniz’de Caretta Caretta türü kaplumbağaların yumurtlama yeri olan “Patara Kumsalı” ve bu kesimde alüvyonel birikintiyi sağlayan ve Kumul’un ortasından Akdeniz'e dökülen "Eşen Çayı" oluşturmaktadır.

Düzlükler; doğuda günümüzde kısmen kurutulmuş bulunan "Ova Gölü" ile son bulmaktadır. Biyo-çeşitlilik bakımından da, Akdeniz fito-coğrafik bölgesi içinde yer alan Patara ÖÇKB bitki ve hayvan örtüsü ile, eko-sistem çeşitliliği yönünden önemli bir zenginlik içermektedir.
Turizmin geliştiği Gelemiş Köyü dışında bölgenin temel geçim kaynağı tarımdır, hemen bütün kırsal yerleşimlerde örtü altı tarım yaygındır.

Yamaç alanların 500 metre kotuna kadar kesimlerinin ana örtüsü zeytin, bu yükseltiden sonra, iğne yapraklı ormanlardır. Patara Antik Kenti'nin orta kesimlerinde Antik Dönem Limanı iken bataklığa dönüşmüş olan “Gelemiş Gölü”, hem kent kalıntılarını hem de özel bir ekosistemi içermesi bakımından ayrı bir öneme sahiptir .

2. GÜNCEL GELİŞMELER VE DEĞERLENDİRME

Kasım - Aralık 2010 tarihlerinde Gelemiş’te yeni bir yapılaşmanın başlayacağı aşağıdaki haberlerle öğrenilmiştir.
“Dünyanın en değerli kumsallarından birini barındıran ve üç ayrı koruma statüsü bulunan Kaş'a bağlı antik Patara kentine 400 villa yapılacak. Koruma imar planı çerçevesinde yapılacak olan villaların bir kısmının inşaatına başlanması bölgede tartışma yarattı. Uzmanlar, Patara'nın ikinci bir Side olacağını öne sürüyor”

Kooperatiflerin yapılaşmasına açılan alanlar hem “Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi” içinde kalmakta, hem de III. Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı’dır.

2.1. ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGESİ İÇİNDEKİ DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Patara’nın da içinde bulunduğu bölge, Bakanlar Kurulu Kararı ile "Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi" (ÖÇKB) olarak belirlenmiştir .

1989 yılında 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı kurulmuştur. Kuruluş amacı, Bakanlar Kurulunca “Özel Çevre Koruma Bölgeleri” olarak tespit ve ilân edilen alanlardaki çevre değerlerini korumak ve ona yönelik tedbirleri almaktadır.

Özel Çevre Koruma Bölgeleri; tarihi, doğal, kültürel v.b. değerler açısından bütünlük gösteren ve gerek ülke gerek dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan alanlardır.

Bu alanlar; özelliklerinin geleceğe ve gelecek nesillere ulaştırılmasını ve doğal kaynakların korunarak kullanılmasını teminen, 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesine ve ülkemizin taraf olduğu “Akdeniz’de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol” gereğince Bakanlar Kurulu tarafından ilân edilir. Bu Protokol kapsamında ülkemizdeki ilk Özel Çevre Koruma Bölgesi 1989 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilmiştir.

Özel Çevre Koruma Bölgesinde yapılacak her türlü yapı ve tesis için belirlenmiş Koruma ve Yapılanma Esasları aşağıdadır :

Madde 6 - Özel Çevre Koruma Bölgesinde yapılacak her türlü yapı ve tesis Kurulca belirlenecek esaslar çerçevesinde Başkanlığın iznine tabidir.

Bu bölge için kat sınırlaması konulabilir; inşaatların deniz cephesini en az işgal edecek şekilde planlanması ve kanalizasyon atık ve artıkların çevreyi ve denizi kirletmeyecek şekilde yapılması zorunludur. Alt yapı yapılması, atık ve artıkların arıtılmasını veya açık denize atılmasını sağlayacak şekilde düzenlenir.

Doğayı bozmamak ve doğa ile uyum sağlamak şartıyla restoran, kafeterya, büfe, plaj, satış yeri, ofis, iskele, yat ikmal, bakım ve onarım yerleri ile bölgenin gerektirdiği diğer tesisler, günübirlik hizmet tesisleri ve müştemilatı ile yat yolcularının kısa süre dinlenmelerini sağlamak üzere az sayıda sınırlı yatak kapasitesine sahip yat-oteller (yatel) için inşaat ve işletme izni verilebilir.

Katıldığımız uluslararası koruma sözleşmeleri ile çevre mevzuatı esasları dikkate alınarak düzenlenecek özel koruma bölgesi planlarının yürürlüğe konulması suretiyle yeni uygulama imar planları yapılıncaya kadar; mevcut uygulama imar planlarına göre yapı ruhsatı almış binaların durumları, Başkanlıkça incelenerek uygun görüşenlerin inşaatının devamına veya projesinin değiştirilmesi şartıyla devamına müsaade edilebilir.

Mevcut nazım ve uygulama imar planlarına ve mevzuata aykırı her türlü yapı, usulüne göre yıktırılır.

Resim 1. Patara ÖÇKB Çevre düzeni Planı (Özel Çevre Koruma Kurumu)


2.2. PATARA YÖNETİM PLANI AÇISINDAN DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Temmuz 1996 - Ağustos 1997 tarihleri arasında, ÖÇK Kurumu Başkanlığı ile Kültür Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Dünya Bankası finansmanlı “Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Bilimsel Çalışmaları” nı hazırlatmıştır. Bu çalışmada; Patara’da “Fiziki ve Doğal Değerler”, “Doğal ve Kültürel Miras”, “İnsan Kaynakları”, “Kurumsal Yapı” üzerine bilimsel araştırmalar hazırlanmıştır. Patara ÖÇKB “Yönetim Stratejisi” ile “Eylem Planı” hazırlanmıştır .
Halkın katılımının sağlanması amacıyla yerinde iki kez yerel toplantılar düzenlenmiş, çalışma grupları oluşturularak sorunlar ve çözüm önerileri araştırılmıştır.
Yönetim Planı kararları arasında; Gelemiş Köyü yerleşiminin Patara Antik Kenti Giriş Kapısı olarak düzenlenmesi, kaçak yapılaşmaların tasfiye edilmesi ve Gelemiş’in mevcut nüfusu ile küçük bir eko-köy olarak düzenlenmesi bulunmaktadır (Resim 2).

Resim 2. Patara (Gelemiş) Ruhsatsız ve Kaçak Yapılaşmalar

2.3. GELEMİŞ’İN KORUMA PLANLARI AÇISINDAN DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ

Kültür Bakanlığı tarafından, Antalya Valiliği İl Kültür Müdürlüğü aracılığıyla, 1997 yılı sonlarında “Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı” çalışmaları ile , ilave ve revizyon harita alımı çalışmaları başlatılmıştır. Harita çalışmaları 1998 ortalarına kadar sürmüş ve halihazır haritalar sayısallaştırılmıştır.

Hazırlanan 1/25 000 ölçekli plan revizyonu, 1/5000 ve 1/1000 Ölçekli Koruma Amaçlı Planlar, Plan Raporları ve Analiz /Değerlendirme çalışmaları, 1998 yılı sonunda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne incelenmek üzere sunulmuştur. Planlama çalışması, Kültür Bakanlığı’nın uzun süren inceleme sürecinden sonra uygun bulunmuştur (Şekil 1 / Nazım Plan).


Şekil 1. Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı (1/5000) (Kaynak: UTTA Ltd)

Planlamada; Gelemiş Köyü bir yumuşak turizm (soft turizm) alanı olarak yerel dokusu ile korunmuş, kooperatif alanlarının ikinci konut olarak yoğun yapılaşmaları engellenerek, çadırlı kamp, mokamp vb. açık alanlar şeklinde düzenlenmeleri öngörülmüştür.

Kaçak yapıların da, korumaya yönelik plan kararlarına uygun hale getirilmeleri, olanaksız ise tasfiye edilmeleri öngörülmektedir. Köy girişinde bir karşılama mekanı oluşturulması, Antik Kent’e bir giriş kapısı düzenlemesi ile, özel taşıt sistemi güzergahı belirlenerek arkeolojik alanların gezilmesi önerileri ana plan kararlarındandır.

Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı (Halihazır Kotlu Plan ve Çevre Düzenleme İşi) Açıklama Raporu’na göre ;

• Özellikle III. Derece Arkeolojik Sit Alanı içinde arkeolojik değerlerin korunması ve toplumlara sunulması, turizm için gerekli hizmetlerin yapılması ve hizmeti yapanların varolan ve gelişecek olan faaliyetlere (tarım, turizm, ticaret, hizmetler vb) olanak sağlanması hedeflenmiştir. (S.32)

• Gelemişte sürekli oturan nüfusa yönelik olarak kentsel sosyal donatı standartları dışında yeni bir donatı önerilmemiştir. (S.33) Planda, “Bölgede sürekli korunacak nüfus için de bu olanaklar planda yeterince yer almıştır” denmektedir. Yani, Plan yeni bir nüfus getirmemiş, bu nedenle yeni bir donatı alanı da önermemiştir.

• Denize kadar inen ve ANTİK KENT ile ANITSAL MEZARLAR’ın büyük bir bölümünü tahrip eden asfalt yolun yapımı ile konut yapımını özendiren tutum zamanımızdaki kaçak yapılaşmayı da beraberinde getirmiştir.

• ARKEOLOJİK SİT ALANLARININ YENİDEN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMI İÇİNDE KULLANIM VE ŞİMDİYE KADAR OLUŞAN KAOSAL DURUMUN TEKRAR GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKLİDİR .

Patara Arkeolojik Sit Alanları’nın Korunması ve toplum/kamu yararına uygun kullanılabilmesini hedefleyen 1/1000 Ölçekli “Koruma İmar Planı” özellikle bu hedefin gerçekleştirilmesini sağlayacak araçları birlikte getirmiştir (Şekil 2).

“Bunların başında, alanın özel kullanışlar yerine topluma/kamuya açık olarak kullanılması öngörüsü gelmektedir. Kuşkusuz, topluma/kamuya açık kullanım şartı, alanın kamu idarelerince yönetilmesini gerektirmektedir. ” (Plan Raporu, S.33)



Şekil 2. Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı SEÇENEK I Düşük Yoğunlukta (KAKS :0, 10) Turizm, Konaklama ve Rekreasyon (Örgün Girişim) Ölçek 1/5000




Kooperatif alanların yer seçtiği alan için Patara (Gelemiş) Koruma Amaçlı İmar Planı (1/1000), III. Derece Arkeolojik Sit Alanı Plan Notları (3)’e göre;

Plan Notu 3: Özel Koşullu Turizm yerleşme Alanları (Ö)

Bağımsız veya hisseli mülkiyette bulunan çok sayıdaki imar ve kadastro parsellerinin toplu uygulamaya girecekleri alanlardır. Bu alanlar “Özel İmar Uygulama Bölgeleri” olarak sınırlandırılacak ve gruplandırılacaktır.

“BU ALANLARDA; ANCAK ÇADIRLI VEYA SÖKÜLÜP TAKILABİLİR BUNGALOV YATAK ÜNİTELERİ OLAN KAMPİNG VE MOKAMP TÜRÜ KONAKLAMA VE LOKANTA, GAZİNO, KIR KAHVESİ VB YEME-İÇME, DİSKOTEK VB EĞLENCE GÜNÜBİRLİK TESİSLERİ YER ALABİLİR”. Bu kullanışlar tek tek veya birlikte de oluşturulabilir.

Bunun dışında; II. KONUT, PANSİYON, KONUT, OTEL-MOTEL, APART OTEL, TATİL KÖYÜ VB HİÇBİR KONAKLAMA TESİSİ YER ALAMAZ.

Servisler, yönetim, misafirhane ve personel lojmanları için geçerli olmak üzere max. Yapı yoğunluğu TAKS : 0.05, KAKS : 0.10 ve hmax: 6.50 m.dir.

Görüldüğü gibi ALANDA II: KONUT ve benzeri yapılaşmalar bu planla yasaklanmıştı. Ancak, yeni yapılan plan bütün ÖÇK ve Koruma Kanunlarına, yönetmeliklerine ve ilkelerine aykırı olarak alanda yapılaşmalara yer vermiştir.
Tespit ve tescil edilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanlarının tespiti ve bu alanlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi Korunma alanı ile ilgili karar alma yetkisi Koruma Kurullarına aittir (2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Madde 8). Korunma alanlarının tespitinde, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının korunması, görünümlerinin ve çevreleri ile uyumlarının muhafazası için yeteri kadar korunma alanına sahip olmaları dikkate alınır.

Ancak, Antalya K.T.V. Koruma Kurulu’nun 3. Derece Arkeolojik Sit Sınırları içinde Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı tarafından yapılmış olan “Koruma – ma Amaçlı İmar Planı” nı uygun görmesi, daha önceden burada çok düşük bir eko-turizm amaçlı sökülüp takılabilir yapılaşma öngörülürken burada ikinci konut türü çevreye aykırı yapılaşmaya açılmasına yol açacaktır.

GELEMİŞ III: derece Sit Alanı, hatta Gelemiş köyünün tamamı, Patara Antik Kenti ve Patara Kumsalının korunması için “Koruma Alanı” olarak belirlenmelidir. Kaçak yapılaşmalar tasfiye edilmeli kesinlikle yeni hiçbir yapılaşmaya izin verilmemelidir.
Aksi takdirde yapılaşmalar giderek artacak ve Patara Antik Kenti içi ve çevresi arkeolojik alanları tahrip edilmiş yeni bir Side, Halikarnasos (Bodrum), Keramos, Perinthos olacaktır.

18 Mart 2011 Cuma

DEMİRYOLU VE BAŞKENT ANKARA



Cumhuriyet öncesinde, DEMİRYOLU' nun Ankara' ya (Angora) uzatılması ile kentte oluşan fiziki ve ekonomik gelişmeler, çağdaş Ankara' ya doğru atılmış ilk adımlar ve Ankara' nın Başkent seçilme nedenleri arasında demiryolunun önemi bu yazıda özetlenmektedir.

ANADOLU DEMİRYOLU ANGORA' DA

XIX. yüzyıl sonlarında, Ankara günden güne fakirleşmiş, ekonomisi çökmüştür. Bu çöküntünün
nedenleri arasında, sof (Tiftik/Angora) üretiminin durması ile yerli endüstrinin önemini yitirmesi, 1873-1875 yılları arasında sadece Ankara çevresinde 18.000 kişinin ölmesine yol açan kıtlık felaketi ile 1881 ve 1916 tarihli büyük yangınlar bulunmaktadır.(EYİCE, 1973)
Ankara, seyyahlara göre de artık eski güzel ve etkileyici görünümünü kaybetmiştir. Ekonomik çöküş bu şekilde fiziki mekana yansımıştır.

Yüzyıl sonlarında, Ankara' nın ekonomisinin parlamasına yetmese bile, geleceği için çok önemli kararlar alınmasına neden olan bazı imar girişimleri olmuştur.
25 Nisan 1890 tarihinde şehre 20 km. mesafeden Elmadağ Suyu' nun bağlanması, yerel yönetimin örgütleşmesi, Posta İdaresi' nin kurulması ve Tulumba Örgütü' nün oluşturulması bu girişimlerin başında gelir. (GALANTİ, 1950)

Bunların içerisinde belki de en önemlisi, İstanbul-Bağdat Demiryolu' nun bir etabı olan İzmit-Ankara Demiryolu' nun Aralık 1892' de Ankara' ya ulaşmasıdır.
Osmanlı İmparatorluğu' nun demiryolu ulaşım olmayan bölgelerinde ulaşım yük taşımacılığı deve kervanlarıyla yapılmaktaydı. 1880'li yıllarda, Ankara Bölgesi buğdayının develerle İstanbul' a ulaşması 361 km. lik bir kervan yoluyla gerçekleşmekteydi. Bu taşıma yöntemiyle gideceği yere vardığında fiyatlar üç katına çıkmaktaydı. (ORTAYLI, 1981)
İstanbul' u Basra Körfezi' ne bağlayacak olan Büyük Demiryolu Projesi' nin (Anadolu Demiryolları) ilk temeli 4 Haziran 1871 tarihinde bir fermanla atılmış ve 95 km. lik İstanbul-izmit kesimi 1873 işletmeye açılmıştı.

Şekil .. Anadolu Demiryolu Ağı

25 Eylül 1888 tarihinde, Deutche Bank ile Osmanlı Devleti arasında Haydarpaşa-İzmit Hattı' nın işletilmesi ve bu hattın Ankara' ya kadar uzatılmasını öngören bir anlaşma imzalanmıştır. Buna göre, 486 km. lik yeni hattın yapım ve işletme imtiyazı 99 yıl süre ile "Societe du Chemin de fer Ottoman d'Anatolie" adlı şirkete verilmiştir. (YAVUZ, 1981)
1889 yılında başlayan yapım çalışmalarıyla, 1892 yılı Aralık ayında demiryolu Ankara' ya ulaşmıştır.

Bu demiryolu bağlantısı ile, Orta Anadolu' nun buğday üretiminin gelişeceği ve İstanbul' un ihtiyacı için artık dışa bağımlı kalınmayacağı düşünülüyordu. Demiryolu, İstanbul ile Anadolu arasında güçlü bir ekonomik bağın kurulmasını sağlayacaktı.
Nitekim ilk gözlenen sonuçlar, tarıma açılan arazi miktarının genişlemesi, tarımsal üretim, fiyat ve ihracatın artması, ekonomik koşulların gelişmesiyle iç bölgelerdeki nüfus dağılımlarında değişimlerin oluşmasıdır.

Demiryolunun Ankara' da son bulması, Ankara' nı önemli bir merkez olmaktan çok bir toplama istasyonu olarak kalmasına neden olmuştur. Demiryolu, yeni iş dallarının kurulmasından, sanayinin doğuş ve gelişiminden çok ihraç edilen tek tip hammadde miktarında bir artış yaratmıştır. (ORTAYLI, 1981)
Bu durumda uygulanan demiryolu teknolojisinin de payı vardır. Anadolu Demiryollarında eskimeye başlayan bir teknoloji ve sistemin uygulanması nedeniyle taşıma kapasitesi de sınırlı kalmıştır.
Demiryolu rekabeti karşısında kervanlar taşıma ücretlerini yarı yarıya indirmişler, demiryolunun da bu rekabete katılması ile daha sonra kervanlar uzun mesafe taşımacılığından vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Kervanlar, üretim bölgesinden istasyona ya da alternatif (Yozgat-Samsun, Kayseri-Adana) güzergahlara yönelmişlerdir.

Başlangıçta, Ankara ve çevresinden demiryolu ile nakledilen tahıl miktarı 34.000 ton iken, on yıl sonra bu miktar 187.000 tona ulaşmıştır. Demiryolu sayesinde, Ankara ve çevresinde tüketim maddeleri (petrol, şeker, manifaktür) kullanımında da bir artış gözlenmektedir. Bu ticaret ise, öncellikle bazı toprak sahipleri ile eskiden beri ticareti ellerinde tutan komisyoncu tüccarların servetini arttırmıştır.

Demiryoluna rağmen, Ankara' da XX. Yüzyılın başında endüstri olarak nitelendirilecek tek şey, buharlı bir değirmenle çalışan ve günde 20 ton kadar un üreten bir fabrika ile, 8 yağhane ve 9 adet kiremithanedir. Sof üretimi ise tamamen yok olmuştur.

DEMİRYOLU' NUN TAŞHAN (ULUS) MERKEZ GELİŞİMİNE ETKİLERİ
VE BAŞKENT ANKARA

Demiryolu, bölgesel olarak tarımsal üretim ve gelirin artmasına, buna bağlı olarak vergi gelirinin artışı ve tüketim mallarının kullanımının artışına yol açmıştır.
Ankara' nın XV. Yüzyıldan bu yana geleneksel şehir merkezi olan Suluhan ve Çevrsi Tahtakale Çarşısı, yeni açılan İstasyon Caddesi üzerinde yer alan İttihat Terakki Binası ve Taşhan Meydanına (Günümüzde Ulus Meydanı) doğru gelişmiştir.

Demiryolunun Ankara' ya ulaşmasından sonra, şehirdeki dükkan ve mağaza sayısındaki artış dikkat çekicidir. İlk olarak 1893' de Bank-ı Osmani (Osmanlı Bankası) bir şube açmıştır.
1895-1902 yılları arasında, yedi yıl gibi kısa sayılacak bir sürede, şehir 200' den fazla dükkan ve bir büyük han [Taşhan] (Hotel d'Angora)' nın açılmış olması, bu kesimin hızlı bir gelişme içinde bulunduğunu göstermektedir. (AKTÜRE, 1978)
Suluhan ve Tahtakale Çarşısı ile Taşhan Meydanı Çevresindeki gelişmeler, 1881 yangınıyla tahrip olan Mahmut Paşa Bedesteni (Günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi) ve hanların bir kısım yükümü de almış olmalıdır. (TUNÇER, 1986)


Şekil ..: Ulus ve Taşhan

Bu değişim, öncelikle şehrin çevresiyle olan ilişki biçiminin, haberleşme yollarının ve şehrin işlevlerinin değişmesi sonucu olmuştur. Ankara ve çevresi, İstanbul ve bütün dünya ile ilişkisini artık demiryolu ile kurmaktaydı. Haberleşmesi ise, sadece askerin elindeki menzil ve ulaklarla değil, Kurtuluş Savaşında da büyük önem taşımış olan halka açık posta sistemi ile kuruluyordu. Ayrıca, Abidin Paşa gibi birkaç becerikli yöneticinin, Ankara' nın gelişmesi için kurdukları vali konağı, okul, hastane gibi yapılar bu değişimde önemli rol oynamıştır.

Ankara' nın Kurtuluş Savaşı sırasında bir komuta merkezi olarak seçilmesinde, eşrafın Kuvay-ı Milliye' ye olan desteğinin yanısıra; Anadolu içinde savaşın esas alanı olan Batı' ya yeterince yakın ama dış güçlerle doğrudan müdehale edilmesi zor olan bir konumda olması kadar, demiryolu ve diğer altyapının sağladığı üstünlükler etkili olmuştur. (TEKELİ, 1981)

Kurtuluş Savaşı sonrasında ise, bir yandan yıkılan imparatorluğun ve kaldırılan halifeliğin imgelerinden Cumhuriyet İdaresinin kendini kurtarma kaygıları, öte yandan ekonominin dışa bağımlı olmaktan kurtulup bağımsız bir ülke ve ekonomi oluşturma amaçları, modern, çağdaş ve örnek bir yeni başkent kurma amaçları, Ankara' nın kararında önemli bir rol oynamıştır. (TANKUT, 1981)

Sonuç olarak, ANKARA DEMİRYOLU bağlantısı Ulus Merkezinin gelişiminde ve başkentlik kararına giden aşamalarda büyük rol oynamıştır denilebilir.
______________________________
(1) Doç Dr., Şehir Yüksek Plancısı (ODTÜ), Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilim Doktoru (AÜ-SBF); Gazi Üniversitesi, ŞPB Böl. ve Siyasal Bilgiler Fak., Kamu Yönetimi Böl. Öğr. Gör. (Kısmi zamanlı)

KAYNAKLAR
AKTÜRE, S. , 1978, "19. Yüzyıl Sonunda Anadolu Kenti Mekansal Yapı Çözümlemesi", Doktora Tezi, İ.T.Ü. Mim. Fak. , O.D.T.Ü. Yay. , Ank.
EYİCE, S. , 1972, "Ankara' nın Eski Bir Resmi", Türk Tarih Kurumu "Atatürk Konferansları" IV. Cilt' den Ayrıbasım, Ank.
GALANTİ, A. , 1950, "Ankara Tarihi", Tan. Mat. İst.
ORTAYLI, İ. , 1981, "19. Yüzyıl Ankara' sına Demiryolu' nun Gelişi, Hinterlandının ve Hinterlanddaki Üretim Eylemlerinin Değişimi", Tarih İçinde Ankara Seminer Bildirileri, O.D.T.Ü. Yay. , Ank.
TANKUT, G. , 1981, "Jansen Planı Uygulama Sorunları ve Cumhuriyet Demokrasisinin Kent Planına Yaklaşımı", Tarih İçinde Ankara Seminer Bildirileri, O.D.T.Ü. Yay. Ank.
TEKELİ, İ. , 1981, "Ankara' nın Başkentlik Kararının Ülkesel Mekan Organizasyonu ve Toplumsal Yapıya Etkileri Bakımından Genel Bir Değerlendirmesi", Tarih İçinde Ankara Seminer Bildirileri, O.D.T.Ü. Yay. Ank.
TUNÇER, M. , 1986, "Tarihsel Gelişim Sürecinde, Suluhan' ın Ankara Şehir Merkezi İçindeki Konumu, İlişkileri ve Dönüşümünün İncelenmesi", Yayınlanmış Master Tezi, O.D.T.Ü.
YAVUZ, E. , 1981, "19. Yüzyıl Ankara' sında Ekonomik Hayatın Örgütlenmesi ve Kent-İçi Sosyal Yapı" Tarih İçinde Ankara Seminer Bildirileri, O.D.T.Ü. Yay. Ank.

ANKARA' YI NEDEN BAŞKENT YAPTIM


Atatürk'ün Anıları

Sıcak bir günün akşamında yanında bazı ileri gelenler ile Köşkü nün bahçesinde dolaşıyordu. Ben de o sıralar eski Köşk ün tavan dekorlarıyla meşguldüm. Tozlu ve sisli bir akşam Ankara nın üzerine çökmüştü. Yer yer toz hortumları semaya doğru yükseliyor ve manzaraya daha boğucu bir hava ekliyordu. Bize: -Ankara yı hükümet merkezi yapmakla iyi mi ettim diye sordu.
Tabii herkes müspet cevap verdi.
Arkasından: - Neden suali gelince, kimi staratejiden, kimi siyasetten bahsetti. Hatta birimiz kayalık güzeldir gibi bir estetik nazariye de ortaya attı.
Atatürk : - Şimdi dalkavukluğu bırakın diye münakaşayı kapattı. -Ankara nın hükümet merkezi olmak için saydığınız meziyetleri beni ikna etmeye yetmez.
Ben Ankara yı hükümet merkezi yapmakla büsbütün başka bir hedef güttüm.
Türk ün imkansızı imkan haline getiren kudretini dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar, yeşil ağaçların çevirdiği villaların arasından uzanan yeşil sahalar asfaltlarla bezenecek.
Hem bunu hepimiz göreceğiz.


O kadar yakında olacak .

Kaynak: Anekdotlarla Atatürk, Em.Tümg. Muzaffer Erendil