Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

4 Aralık 2009 Cuma

“TEMİZ HAVA ŞEHRİ” ‘NİN HAVASI BOZULDU..


Fotoğraf: Kerem Yücel


Ankara'nın ilk uydu kenti Or-An idi. Şehrin keşmekeşinden uzakta, steril ve sakin bir hayat sunuyordu. İlk zamanlar Or-An'a ulaşmak için çam ve fundalıklar arasında uzanan bir yolu kat etmek gerekiyordu. Şimdilerde yayılarak büyüyen Ankara, beton kulelerini Or-An'a dek uzattı.Fotoğraf: http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.kesfetmekicinbak.com/fotograf/turkiye/08498/images/imperiaflex_0_18_0.jpg&imgrefurl=http


Galiba ilk defa, şehircilik ikinci sınıfta Ankara’da toplu konut uygulamaları konusunda araştırma yaparken duymuştum, OR AN Temiz Hava Şehri’ni... Ankara’nın o dönemde -1970’lerin sonu- kömür karası havası, kirli, bazen nefes alınamayacak kadar kirli havası dünyaca tanınmıştı..

Hatta, zaman zaman kirlilik alarmları verilirdi. Tek çift plaka uygulaması yapılması düşünülürdü. Hatta kömür kazanlarının nasıl yakılması konusunda eğitimler verilirdi.. Bazen de devlet daireleri tatil edilir, kirliliğin baş sorumlusu da kömürü iyi yakamayan, zamanında kazana yeteri kömürü eklemeyen kapıcılardı kimine göre.. Kimine göre lastik yakılan gecekondular..Ama, doğal gaz gelene kadar, Ankara’ya bizler kışları kara bir bulut içinde yaşadık..

Bu günlerde de, o güzel (!) isli günleri anımsatan havalar olmuyor değil, bunun da sorumlusu da gene kaçak kömür kullananlar, artan araç sayısı, kurşunlu benzin kullanan araçları hala üretmeye devam eden otomotiv sanayimiz..

İşte; OR AN temiz hava şehri, kentin havasından kaçanlara bir vaha yaratmak amacıyla kuruldu. Gerçekten de amacına ulaşıp, ilk yıllarda şehrin en prestijli, çevre kalitesi yüksek, yeşil alanlarla iç içe, gürültüsüz ve sakin bir kent parçası oldu..

Ankara bu durur mu yerinde; bu kadar giirişimci varken! Hemen çepeçevre yapılaşmalar, kooperatifler başladı, 75’lerde, 80’lerde, 85’lerde sürdü inşaatlar...Hem de çok katlı olarak.. “Vaha” nın çevresini abluka altına aldılar önce, taş ocağının içine kadar girerek, çevrede yüksek yoğunluklu yapılaşmalar oluşmaya başladı.

Ocaktaki faaliyetler durduruldu, gürültü bitti ama görüntü ve diğer kirlilikler başladı..OR AN “Orta Anadolu Temiz Hava Şehri” efsanesi bir anlamda son bulmaya başladı.. Çünkü öngörülemeyecek kadar yüksek yoğunluklu yerleşimlerle çevrelendi önce.. Bunlara ulaşmak için çift geliş gidişli yollar açıldı..

Her nasılsa, yolun Eymir gölü tarafı - herhalde orman mülkiyeti olsa gerek- ağaçlandırılarak, yeşil kuşak oluşturuldu da, bir miktar temiz hava üretimi sürdü bu kesimde..


Fotoğraf: http://www.sevkivanlimimarlikvakfi.org.tr/portakalyazilim/sevki_vanli_web_foto.jpg

Sanırım, üstad mimar Şevki Vanlı, tasarımlarını yaparken böyle bir gelişmeyi öngörememişti, yada en azından bu kadarını tahmin edememişti..(bu yazı kendisinin vefatından önce yazılmıştı. Kendisini saygıyla anarım.)

Ama, işte bir yerde var olan potansiyel bir güzel gelişme, hemen arkasından yatırımcıları (!) çekiveriyor. Birileri de oraları bir güzel planlayıveriyor.. ama ne planlar..
Yani bazı yerlerde “sit alanı” olmasa, “özel çevre koruma bölgesi” olmasa, neler olabileceğini hemen bu örneğe bakarak anlamak mümkün. Düşünsenize, Mogan ve Eymir Gölü ve yakın çevresi, ya da İmrahor Vadisi, Dikmen Vadisi kadar şanslı değil!

Çevresine blokları dikip yukarıdan seyretmek var iken güzellikleri, neden buna engel olurlar bilemiyorum!!. Şöyle nokta bloklarını konduracaksın, yeni bir yaşam vaadi ile, asmalı, asmasız, havuzlu, havuzsuz villaları da eteklerine dizeceksin, bak o zaman kentimiz nasıl da güzel bir yaşam çevresine kavuşur.

Temiz hava şehri çevresi kadar da yoğun yapmayız bu defa, ne de olsa son göller ve vadiler ama korumak için parasal kaynak gerekli ülkeye, işte “rant transferi” buna derim ben işte! (Aman böyle yapılmasın, yanlış anlaşılmasın!),,

İyi baharlar, iyi seçimler..

Ankara Magazine Dergisi, “Kent ve Çevre Köşesi”, Nisan 2004, SAYI 30, s.30'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder