Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

11 Ocak 2010 Pazartesi

Gitti Çayyolu’ nun Çayı, Kavakları, Söğütleri ve Cankız !


http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/07/04/cayyolu.jpg

Ekim 2008-10-25



Çayyolu’nda Çevre Katliamı Mı Var? (Evet!)

Çayyolu platformu ve bazı sivil toplum örgütleri, "Pis su, kolektör ve yağmur suyu" çalışması gerekçesiyle Kutugün deresi çevresinde asırlık ağaçların kesildiği iddiasıyla tepki gösterdi: Doğal yaşamı öldürdüler
ANKARA - Çayyolu Platformu ve bazı sivil toplum örgütlerinin üyeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından "pis su kolektör ve yağmur suyu" çalışması gerekçesiyle Kutugün Deresi çevresindeki asırlık ağaçların kesildiği ve doğal hayatın zarar gördüğü iddiasıyla tepki gösterdiler. Platform adına açıklama yapan Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi muhtarı Ayşe Sevil Kuru, Çayyolu bölgesinde Kutugün deresi boyunca çevre katliamı yapıldığını öne sürdü. Kuru, bölgeye adını veren derenin Dodurga Köyü'nden doğduğunu, Alacaatlı Köyü, Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi, Çayyolu ve Koru Mahallesi sınırları içerisinden geçerek Ankara Çayına ulaştığını söyledi.
Dereyle sağ ve solundaki 10’ar metrelik alanların Hazine Müsteşarlığına ait taşınmaz olduğunu belirten Kuru, ASKİ Genel Müdürlüğünün "pis su, yağmur suyu ve kolektör" çalışması gerekçesiyle dere kenarındaki asırlık ağaçların kesildiğini söyledi.
Bu durumun doğal yaşamı öldürdüğünü öne süren Kuru, "Yapılan çalışmayla hazine malı olan ağaçlar, Hazine Tasfiye Müdürlüğüne teslim edilmediği gibi Hazineden de bu alan içinde böyle bir inşaat yapma izni mevcut değildir. Mücavir alan, büyükşehir belediyelerinde 50 kilometreye çıkınca sulak alanlar, sazlıklar, dereler, Hazine’ye aittir. Bu alanlar büyükşehirin korumasına gireceği yerde, ranta kurban gitmektedir" diye konuştu. Kuru, "Katliamın derhal durdurulmasını istiyoruz" dedi.
Yapılan çalışmaya itiraz amacıyla çeşitli sivil toplum örgütlerinden topladıkları imzaları ilgili birimlere ilettiklerini kaydeden Kuru, kesilen ağaçların yerine ithal ağaçların dikileceğini öğrendiklerini bildirdi.

ASKİ Genel Müdürü Kılıç’ın görüşü : ASKİ Genel Müdürü Kamil Kılıç ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Dereden pis kokular geliyordu. Derenin ıslahı ve yağmur suyu çalışması kapsamında 30 trilyona mal olan bir çalışma başlatıldı" dedi. İki ay boyunca sürecek çalışma bitiminde gerekli çevre düzenlemesi çalışması yapılacağını belirten Kılıç, ağaçların yenilerinin dikileceğini bildirdi. Çalışma kapsamında kesilen ağaçların "taşınabilir" bir ağaç olmadığını ifade eden Kılıç, bazı kesimler tarafından çalışmaya ideolojik yaklaşılmasını doğru bulmadıklarını kaydetti.
ASKİ tarafından pis su, yağmur suyu çalışması yapılmaması halinde kanalların tıkanacağını, daha büyük çevresel sorunlar yaşanacağını ifade eden Kılıç, çevreye duyarlı bir çalışma göstererek, iş bitiminde ağaçlandırma çalışmasının yapılacağını sözlerine ekledi. (aa)
http://cmo.org.tr/bashaber.php?id=1960



Bu yazı “Kent ve Çevre” üzerine yazılmış bir yazı değil, kentleşmenin ne olduğunu bilemeyen, gözlerini rant bürümüş, doğal çevrenin ve yaşamın ne olduğunu göremeyen yetkililere yazılmış bir yazıdır!!..

Çayyolu’na bundan 5 yıl önce taşındığımızda, Alacaatlı Köyü’ne gelmeden çevresi hafta sonu dolup taşan bir piknik alanı olan yeşil alanın içinden geçerdim. Yaz kış, az da olsa halen içinden temiz su akan bir derenin (Çayyolu Kutugün Deresi) üzerindeki köprüden geçerken duraklar ve daima akan suya, söğütlere ve kavaklara bakardım.. Dere şırıl şırıl akardı ve dingin bir yeşil doku vardı..Burada çocuklar dere içinde oynarlar, kurbağa yakalarlardı.. Ve çocukluğumda yok edilen Bahçelievler’deki kurbağalı dereyi hatırlayarak gülümserdim..

Bu dere aşağılara doğru akar ve iki tarafı 50-60 yıllık söğüt alanları ile çevrili bir inci kolye gibi yeni yapılmakta olan siteleri süslerdi..
Ancak, sanırım sıcak bir yaz günü (2008) bir gün dere kenarındaki kavaklar kesiliverdi ve ne olduğunu anlamadan söğüt ağaçları da kesilmeye başladı..
Durun ne oluyor diye müdahalede bulundum ben de çevre halkı gibi ama “kanalizasyon” olacakmış güzelim deremiz! Zaten son birkaç yıldır yaşadığımız kuraklık nedeni ile çevredeki yer altı kuyularının sayısı artmış, Belediye tankerleri sıra sıra dizilip yer altı suyunun en fazla olduğu bu noktadan suyu çekip götürüyordu..

Ve de refüjlere boca ediyordu.. Demek bu dere de Ankara’nın diğer dereleri, akarsuları, çayları gibi (Bend deresi, Ankara Çayı, İncesu Deresi vd) yok edilecekti.. Ağaçların sökülmesiyle birlikte bölgedeki doku tamamıyla bozuldu ve ortaya çirkin bir görüntü çıktı. Bakın Yenimahalle Belediye Meclisi Üyesi Engin Uç durumu protesto etti ve Ankara Hürriyet’e şunları söylemiş..



"ASKİ birşeyler yaparken başka birşeyleri yok ettiğinin, bölgenin dokusunu bozduğunun farkında değil mi? Bu işlem gerçekleşmeden önce CHP Grubu olarak kendilerini uyardık, inşaatın ve döşenecek olan boruların dere boyunun yanıbaşında, dereye paralel olarak uzanan stabilize yolun altına alınabileceğini söyledik ama dinletememişiz. Gordion’da dere yatağını değiştirerek inşaat alanını genişletmeyi akıl eden Büyükşehir Belediyesi, burada aynı uygulamayı yapmak yerine yeşili katletme yolunu seçmiş bulunuyor. Oysa bu tip alanların koruma altına alınması gerekirdi. 50 yaşında olduğunu sandığımız yüzlerce ağaca yazık oldu. Üstelik bu işlem, küresel ısınmaya karşı yapılan ağaçlandırma kampanyalarını, yurt dışına milyonlarca YTL ödenerek satın alınan iklimimize ve dokumuza uymayan fidanların göstermelik olarak dikildiğini ortaya koyuyor, tezatını oluşturuyor."

Çayyolu’na ismini veren dere Alacaatlı içinden akar, Çayyolu’na girerken “ıslah edilmiş” olduğundan artık kimse dereyi göremez. Onca kuraklığa karşın, dere gördüğünüz gibi bir hayli su taşıyordu. İşte ırmakların, vadilerin başkentinde sular böyle yok edilmiş, üzerlerine asfalt dökülerek barajların beslenmesine olanak tanınmamıştı...

Çayyolu Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi'nde yaz aylarından itibaren çekilen kuyu suları, Dostlar, Deste, Engürü ve Başkent Doktorlar sitesindeki evlerde derin çatlaklara yol açtı.

Bazı ev sakinleri konutlarını boşalttı, bazıları ise çatlaklar içinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Çayyolu Platformu (ÇAP) Başkanı İlhan Tezel, birkaç ay içinde kuyulardan binlerce ton su çekilmesinin bina zeminlerini kayganlaştırdığını ve evlerde çatlaklar meydana geldiğini söyledi. http://www.cayyolum.com/cyoluhaber10111207.htm

Yani aradan 40 yıl geçtikten sonra ben çocukluğumun kaderini bir kez daha burada derenin kaderini paylaşarak -içime akıttığım göz yaşları ile- tekrar yaşayacaktım.. Ne yazık ki, tüm itirazlar işe yaramadı, çünkü “bu bölge kentleşiyordu”, “bu bölgeye altyapı lazımdı” ve derenin yanına bir kolektör döşemek yerine denerin kendisi bir “pis su kolektörü”ne dönüştürüldü hızlı bir şekilde.. Gitti, kuşlar, gitti, kurbağalar ve çocukların neşe ile oyun oynadığı, gölgeli inci gibi ağaçlar..
Bu ağaçların sadece bir tanesini yetiştirmek bir insanın ömrünü alır nasıl kıydılar teker teker gitti söğütler..Bahçede uğraş veriyoruz milim milim büyüyor ağaçlar..
Bu da yetmedi, acımasızca, köpekler toplandı “kentli “oluyoruz ya, bu arada kulağı köpeli bizim “Cankız” da gitti..

Tüm siteyi koruyan, tek başına savunan, yemeğini almaya gelince uysal uysal kapıda bekliyen eğitilmiş bir köpekti.. Bizim sesimizi duymak için gelir kapının önüne yatar, kapıyı kapatınca da ayağı ile kapıyı iterdi..

Giden söğütler, kavaklar, dereler ve nihayet bir daha geri gelmeyecek köpekler ve biz “Kentli” olacağız..

Birçok medeni şehirde bu tür akarsuların kenarları düzenlenerek yürüyüş yolu, bisiklet yolu yapılır, dinlenme köşeleri, parklar yapılır ama bizde 30 katlı bloklar dikiliyor dere vadilerine, dere tabanlarına..

Bu da ”Çağdaş” belediyecilik olarak görülüyor..Sanırım “Islah” edilen geride kalan dere yataklarına da çok güzel bloklar ve iş merkezleri yapılabilir ve böylece tam kentli olunur! Beş yıl önce bir yazımda “Çayyolu’nda Daha Çağdaş Bir Yaşam mı? “diye sormuştum..

Hayır, Çayyolunda da “Çağdaş olmayan bir yaşam” diye şimdi cevap veriyorum.. Nedeni sadece bu yeşil ve suyun katledilmesi değil plansızca yapılan ve her noktayı saran spekülasayon ve yoğunlaşma..

İşte Çayyolu Deresi de “ISLAH “edildi ve yok oldu! Kıyıları yok edenler, doğal güzelliklerin üzerine “Termik santral” yapanlar, binlerce yıllık tarihi, doğayı, kültürü barajlara gömenlerin bir benzerlerinin elinden bu küçücük dere ve küçücük “Cankız “da kurtulamadı..

Çayyolu’na ismini veren Kutugün Deresi civarındaki 50 yaş üstü çok sayıda ağacı kestiği iddia edilen ASKİ Genel Müdürlüğü’nün, şimdi de Höyüktepe mevkiinde 1. derecede sit alanının tahrip ettiği öne sürüldü.

ASKİ ekiplerinin bölgedeki çalışmasını fark eden bir grup vatandaşın durumu ihbar ettiği ve ihbar üzerine bölgeye gelen Jandarma ekiplerinin iş makinaları ve dozerlerle yapılan ilk büyük tahribatı durdurduğu öğrenildi.

Tahribatın sistematik olarak devam ettiğini savunan CHP Yenimahalle Meclis Üyesi Engin Uç, Şunları söyledi:

"Kalıcı bir önlem alınmadığı takdirde söz konusu sit alanı telafisi mümkün olmayacak şekilde yok olacak. Bu alan, Kültür Bakanlığı web sitesinde Çayyolu köyü Höyüktepe Mev. 1. dereceden Arkeolojik Sit alanı olarak görülüyor. (ANKARA_KK 25/01/2002-7738). Sit alanlarında, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesi, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesi, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaması konusunda ilke kararına varılmış.


Bakanlık derhal el koymalı

Şimdi olanlara bakalım, sit alanı büyük oranda tahrip edilmiş, ortada küçücük bir alana sıkışmış kalmış. Çevresinden yol geçirilmiş. Dere ıslah inşaatından çıkan hafriyat olduğu gibi alanın üzerine yayılmış. Önce gözlerini kırpmadan pissu ve yağmur suyu kollektör hatları inşaatı gerekçesiyle asırlık ağaçları yok ettiler, ardından yine aynı inşaat nedeniyle sit alanının mahvettiler. İşte son günlerde ’iş yapan’ Büyükşehir Belediyesi’nin marifetleri sizlere. Ne tarih dinliyorlar, ne doğa, ne çevre. Önlerine ne çıkarsa yok edip geçiyorlar. Kültür Bakanlığı derhal olaya el koymalı, buranın kalıcı olarak korunmasını sağlamalı, tahribatı gerçekleştirenler hakkında da gerekli yasal işlem başlatılmalıdır. Sit alanı nedir? İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır."
http://www.seshaber.com/haberdetay.asp?bolum=1996&uyeid=0

Ankara’nın en hızlı gelişen bölgelerinden Çayyolu’ndaki Park Caddesi, Ankara’nın en seçkin mekanlarını "açık alışveriş merkezi" ortamında bir araya getiriyor. PARK CADDESİ’Nİ yanlış anlamayın OTOPARK Caddesi!


Fotoğraf Kaynak : http://galeri.netfotograf.com/fotograf.asp?foto_id=343064

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder