Bu Blogda Ara

http://ankaratarihi.blogspot.com/ iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na gore yasal islem uygulanir.Bu sitedeki yazilara yorum yapabilirsiniz, siteye üye olarak kendi sitenizden link verebilirsiniz.

12 Şubat 2010 Cuma

TÜRKİYE’NİN KALBİ : ANKARA



“Tanrı’nın yardımıyla Nisanın 23’üncü Cuma günü Büyük Millet Meclisi açılarak çalışmaya başlayacağından o günden sonra bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun başvuracağı en yüce kat, adı geçen Meclis olacaktır. Bilgilerinize sunulur.
NUTUK SÖYLEV, Cilt I , S.579

Heyet-i Temsiliye adına

Mustafa Kemal


Siyasi Başkentimiz Anadolu’nun ortasında kalacaktır. Batının ve doğunun temsilcileri bizimle bu Başkent’te temas edeceklerdir. Bu Başkent’te her türlü diplomatik meseleler görüşülecektir. Bu Başkent’te memleketin iç ve dış politikası idare edilecektir. Bu Başkent’te milletin sinesinden doğan hükümet çalışacaktır.”
1921
Mustafa Kemal




“Türkiye’nin Kalbi : Ankara”, acaba gerçekten hala kurtuluş ve kuruluş yıllarında istenilen ve özlenen çağdaş ve modern bir Başkent mi?

Bunu sorgulamak, planlı gelişmelerin dışında yarısından fazlası kaçak oluşmuş (gecekondular) bir Başkent acaba “çağdaş bir görünüm mü arz ediyor” diye kendi kendimize sormak gerekline dersiniz? Hele AB kapılarında beklerken ve bekletilirken, bizden sonra başvuranların çoğu üye olurken.. Çuvaldızı kendimize batıralım derim..
Ankara kelimesini internette tararken “Encyclopedia Of The Orient’te bir kısa özet ve birkaç resim buldum (aşağıda göreceksiniz).




Hemen bir mesaj yazdım ve Ankara bu gecekondu bölgelerinden ibaret değildir, çağdaş ve modern bir kenttir, 1930’larda Jansen Planı ile geliştirilmeye başlanmıştır diye.. Elimizde başka fotoğraf yok, gönderirseniz koyarız diye cevap verdiler. Ve bir sürü resim gönderdim, bakın işte bizim metromuz da var, Anadolu Medeniyetleri Müzemiz de, kulemiz de vb...Koymadılar hala!!

Art niyetli olarak nitelendirmek de mümkün, ama gerçekleri kabul edip kendi kendimizi ıslah etmek ve bir daha gecekondu yapılmaması, çağdaş bir başkente ulaşabilmek için ne tür önlemler alınması gerektiğini sorgulamak gerekli diye düşündüm ..

Başkent oluşunun 80. Yılında Ankara’da sorgulanması gerekenler aşağıda özetlenmeye çalışıldı, ilgilenenlere ve yetkililere herkese duyurulur:

• Kent çeperinde ve kentin uzak noktalarında yapılan parçacı planlar,
kentin gereğinden fazla yayılıp parçalanmasına neden olmakta, kentsel topraklar, geleceğe ilişkin hiçbir akılcı nüfus kestirimine ve gerekçeye dayandırılmaksızın savurganca harcanmaktadır.
• Öncelikle kent merkezi ve yoğun yerleşik alanlara sunulması gereken
kentsel yatırımlar ve kaynaklar, çoğunluğun aleyhine, kentin spekülasyon ve rant amaçlı yerleşime açılan kesimlerine aktarılmakta, kent merkezinde ve yerleşik alanlarda kentsel kalite düşmekte ve çöküntüleşme süreci yaşanmaktadır.
• Konut ve çalışma alanları arasındaki denge bozulmakta, otomobile
bağlı pahalı bir kentsel yayılma ortaya çıkmakta, buna bağlı olarak ulaşım maliyetleri ve yatırımları artmakta, toplu taşıma hizmetlerinin maliyeti yükselmektedir

• Su havzaları, göl çevreleri ve değerli tarım alanları yerleşim baskıları
altında kentsel gelişmelere açılmakta, vadiler, yeşil kuşaklar, havalandırma koridorları yitirilmekte, kısaca kentin can damarları kesilmektedir.
• Son yıllarda toplu taşımacılık, doğal gaz, içme suyu, atık su sistemi
konularında belirli gelişmeler görülmüştür. Ancak, artan nüfusa karşın bu hizmetlerin yeterli ve çağdaş düzeyde olmadığı da gözlenmektedir. Özellikle çöp deponi sistemi halen çözümlenememiştir.
• Kent yönetimi gereksiz, plansız ve düzensiz yatırımlarla kenti
geliştirmeye çalışmaktadır. Kentte Büyükşehir ve İlçe Belediyeleri arasında gerilimler yaratılmakta, kaynaklar zaman zaman israf edilmektedir:


GÜNCEL SORUNLAR ÖZETİ

* Popülist politikalar izlenmesi, israf edilen kıt kaynaklar,
* Hazine ve tarım arazilerinin yağmalanması,
* Doğal ve kültürel değerlerin tahribi ve azaltılması,
* Kaldırımların, durak ve büfelerin sürekli yenilenmesi,
* Gerekli olmayan yerlere havuz, alt-üst kavşaklar yapılması,
* Bitmeyen altyapı ve üstyapı kazı, asfaltlama hizmetleri,
* Gecekondu sağlıklaştırmasından çok yıkıp, çok katlı yenilemelerle rant alanları oluşturulması,
* Kente arabesk görünümlerle uyduruk mimari yapılar eklenmesi,
* Parkların yeşil alandan çok beton kaplı alanlar olarak uygulanması,

VİZYON ve MİSYONUMUZ NE OLMALI ?

VİZYON

ÜLKEMİZİ ÇAĞDAŞ MEDENİYETLER SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKARMAK,
ÖRNEK BİR BAŞKENT OLUŞTURMAK, DOĞAL VE KÜLTÜREL DEĞERLER İLE KENT KİMLİĞİNİ KORUMAK


MİSYON 1: Doğal ve tarihsel (kentsel, arkeolojik, tarihsel) çevreyi sürdürülebilir koruma ilkeleri doğrultusunda korumak, eski ankara’nın korunması ve tarihsel çevre ile uyumlu olarak yenilenmesi,

MİSYON 2: Planlı ve plansız konut alanlarını yaşanabilir ve sürdürülebilir kılmak, oranı % 50’leri geçen gecekondu alanlarını fazla yoğunlaştırmadan sağlıklaştırmak, gecekondudan çağdaş kente geçiş projelerini hazırlayarak uygulamak,

MİSYON 3: Tüm yaşam çevrelerini temiz, sağlıklı, yaşanabilir, altyapısı tamamlanmış hale getirmek,

MİSYON 4: Çağdaş, korunmuş ve sürdürülebilir bir merkezi iş alanı oluşturmak (eko-mia),

MİSYON 5: Toplumsal adalet ve barışı kentsel yaşam kalitesi oluşturarak eşitlikçi sağlamak,

MİSYON 6: Çağdaş bir kent ve sürdürülebilir bir çevre oluşturabilmek amacıyla demokratik, özerk ve güçlü bir yerel yönetim modeli oluşturmak,


SONUÇ YERİNE :

Başkent Ankara, sahip olduğu potansiyelleri, tarihsel-kentsel süreçleri, planlı gelişme geleneğini ve Cumhuriyetin Başkenti olmanın yüklediği öncü-örnek rolü, tüm sorunlarının çözümünde en önemli güç ve güven olarak kullanabilmelidir.



Sözümüzü gene Atatürk ile sonlandıralım ve her Ekim ayında bunları hatırlayalım derim..

“Ankara hükümet merkezidir ve ebediyen hükümet merkezi kalacaktır.”
1925 Mustafa Kemal ATATÜRK




Sağlıcakla kalınız..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder