12 Ocak 2010 Salı

TARİHSEL ÇEVRE KORUMA POLİTİKALARI : ANKARA (2)



5.3. ANKARA KALEİÇİ TARİHİ KENTSEL SİT ALANININ KORUNMASINA İLİŞKİN ÇABALAR VE
KAMUNUN TUTUM VE DAVRANIŞLARI



Şekil 17. BENDDERESİ VE KALE (H. JANSEN - 1933)


"Eski büyük bir maziden şerefli hale olan istek, Ankara'nın imar planını tesbit eder. Kale, şehir tacı olarak kalıyor. Müteakiben ehemmiyetli yollar, yeşil şeritleri birlik kısımları yayılmağa başlar. Milli abide olan Kalenin tamir edilerek, yenileştirilmesiyle, kuvvet bulacak olan Anadolu ruhunun takdis edileceği zaman gelecektir. Korunmak istenen halile Kaleye doğru uzanan eski şehir talimatnamesi ile herhangi bir tecavüzden korunacaktır. Sade garp kısımları zamanın icabına uydurulabilir." (33) (Şekil 17-18-19)



Şekil 18. ANKARA KALESİ 1711 TARİHLİ GRAVÜRDE (P. TOURNEFORD)


Planında “Kale” nin şehrin her tarafından algılanması ve korunmasına büyük önem veren Prof. Hermann Jansen böyle diyordu, plan raporunda...
Ulus ve Kale, bugünkü durumuyla özlenen ve istenileni vermekten çok
uzak bir durumdadır. Daha önceki bölümlerde anlatılan bazı uygulamalar, eski şehri korumak bir yana tahribe yönelmiş, “KALE” değil kentin her yanından algılanması, görülüp fark edilmesine engel olacak yapılaşmalarla perdelenmiştir (Şekil 20-21).


Şekil 19. ANKARA KALESİ 1920’ LERDE (E. MAMBOURY’ DEN)


Şekil 20. ANKARA KALESİ VE YAKIN ÇEVRESİ (1987)



Şekil 21. KALENİN GÜNÜMÜZDEKİ GÖRÜNÜMÜ (ANITKABİR’ DEN-1990’ LAR)


“Kaleiçi Tarihi Kentsel Sit Alanı”, Jansen planından bu yana
“Protokol Alanı” sınırlaması ile ticari merkezin baskısından uzakta olması ve herhangi bir planlama ile şuyulandırma (parsel birleştirme) yapılmamış bulunması nedeniyle bütünüyle korunmaya aday kent parçası olarak görülmektedir.
Ancak, bugüne kadar yapılan koruma daha çok yasaklayıcı, engelleyici, ve pasif bir koruma olduğundan, Kaleiçi konutları da, bugün bakımsız, yoğun kullanımlı, eklenti ve bölünmelerle fiziki durumu kötü, mimari ve estetik değerleri yok olma yoluna girmiş yapılardır. Halbuki, Kaleiçi’ ndeki yapı stoğu da, sürdürülebilir bir kalkınma için turizm, ticaret, kültür, konut, vb. kullanımları üstlenerek geliştirilebilecektir.

5.3.1. Ankara Kaleiçi’ nde Korumaya Yönelik Planlama Çalışmaları

Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Projesi’ nin “Tespit ve Değerlendirme ve Ön Kararlar” etabında, Kaleiçi’ ne yönelik koruma, sağlıklaştırma ve geliştirme kararlarının verilebilmesi için gerekli fiziki ve sosyo-ekonomik yapıya ilişkin bilgiler derlenmiş ve değerlendirilmiştir. (34)
Bu çalışmada, koruma, sağlıklaştırma ve geliştirme kararlarının verilebilmesi için gerekli fiziki ve sosyo-ekonomik yapıya ilişkin bilgiler derlenmiş ve değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu değerlendirme ışığında, mevcut planlama koruma araç ve olanakları çerçevesinde, uygulamaya dönük Koruma - Planlama Politikası seçenekleri ortaya konmuş, örgütlenme modelleri önerilmiştir. Aynı zamanda, fotogrametrik ve fotografik tespit ve belgeleme çalışması yapılmış, iç ve dış tespitlerle yapıların fiziki ve mimari özellikleri saptanmıştır.

Bu çalışmada önerilen koruma ve geliştirme politika seçenekleri aşağıda özetlenmiştir:

SEÇENEK 1 : Kale ve civarının gelişme ve korunmasını imar planı ve eski eserler kurumu kararları ile denetlemek:

Geçmişteki “Protokol Alanı” tutumunu anımsatan bu seçenek, alışılagelmişliği nedeniyle kolaylıkla yürürlüğe konabilir nitelikte bulunmuştur. Daha geçerli bir yaklaşım uygulanamazsa bununla yetinmek zorunluluğu doğabilir denilmektedir. Bu seçenek yeni örgütlenmelere ve daha önemlisi yeni akçalı olanaklara gereksinme yaratmamaktadır. Ancak, sadece yasaklamaya dönük bir tutumla, geliştirme ve koruma projesinin ne ölçüde uygulanabileceği konusunda ciddi kuşkular bulunduğu belirtilmektedir. Nitekim günümüze dek süregelen uygulamaların ağırlıklı olarak bu seçenek yönünde olduğu gözlenmiştir.

SEÇENEK 2: Koruma amaçlı yasaklama kararları yanı sıra kamunun çevre kalitesini yükseltici etkinlikler yapması:

Başta Belediye olmak üzere, bazı kamu kurumlarının Kale ve çevresindeki yol, meydan, otopark, okul, su, elektrik gibi altyapı donatımı, hazırlanacak projelere uygun kalitede ve öncelikle sağlayacağı varsayılmaktadır.

1981 yılında, Başkent Ankara’ nın tarihi kent dokusunun korunması çabalarına bir başlangıç olarak küçük bir bölgede uygulamaya geçilmesinin özendirici bir örnek oluşturacağı düşünülmüş, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Dış Kale, Kale Kapısı, Devdiran ve Doyran Sokak’ taki konutların cephelerinin çevreye uyumlu bir hale getirilmesi, onarım ve cephe düzenlemesi yapılması amacıyla bir proje hazırlanmıştır (Şekil22).






Şekil 22. KALEKAPISI SOKAK DÜZENLEME PROJESİ (KÜLTÜR BAKANLIĞI-1981)

Ancak, bu proje sergilenerek halkın ilgi ve katılımı sağlandığı halde ne yazık ki uygulanma olanağı bulunamamıştır.

Kaleiçi araştırma raporunda; ".....çevrenin düzenlenmesi sonucunda ev sahiplerinin yapıların bakım ve onarımı yönünde bir güdü kazanmaları ve giderek daha yukarı gelir gruplarından bazı kişilerin Kale'de ev satın alarak bunları restore etmeleri olanaksız değildir." şeklinde bir yorum da bulunmaktadır. Nitekim, Kale Proje Yarışması sonucunda bu yönde bir gelişim süreci yavaş olsa da oluşmuştur.

SEÇENEK 3 : Yapıların restorasyonuna sübvansiyon vermek:

Ana sorunu oluşturan, yapıların sahiplerince restorasyonunda görülen akçalı tıkanıklığı gidermek üzere kamu tarafından kredi veya hibe biçimde sübvansiyonlar vermek dünyada yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Verilen sübvansiyonlar, dolaysız etkilere yanı sıra, bölgede restorasyon yönünde bir hareket yaratmakla hem ev sahiplerine güdü verebilir, hem de yatırım gücüne sahip kuruluş veya kişilerin bu harekete katılmak olasılığını arttırabilir.

SEÇENEK 4: Kale’ deki yapıları kamulaştırarak kamu eliyle restore etmek:

Bu seçenek bir uç seçenek olarak belirtilmiştir. Kamulaştırma ve restorasyon giderlerinin tümünün kamuya yüklendiği bu seçeneğin, akçalı yönden gerçekleştirilmesinin güçlüğü açıktır.

Koruma Kurumları yolu ile koruma ve yenilenmeye dönük yasaklamalar konulacağı (Seçenek 1), öte yandan Belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının çevre kalitesini yükseltici uygulamalar yapmasına (Seçenek 2), sınırlı da olsa sağlanabilecek kredi ve diğer akçalı destekleme kaynaklarının en özendirici biçimde kullanılmasına (Seçenek 3) ve kamu kuruluşlarıyla tüzel ve özel kişilerin en çok sayıda ev alıp restore etmelerine (Seçenek 4) çaba gösterileceği varsayılmıştır.

Nitekim son 18 yıldaki uygulamaların tümüne bakıldığında bu tür bir yaklaşımın egemen olduğu görülmektedir. ODTÜ Çalışması “Saptama ve Belgeleme” ye yönelik bir çalışma olarak kalmış, Kültür Bakanlığı bu çalışmayı değerlendirerek “Koruma Amaçlı” bir plan geliştirememiştir.

Ankara Belediyesi’ ne bağlı Ankara Şehri İmar Müdürlüğü (AŞİM) bünyesinde “Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma-Geliştirme-Planlama Çalışmaları” başlangıcından (Ağustos 1983), Altındağ Belediyesi Planlama Birimi oluşuncaya (1985) kadar geçen süre içinde, AŞİM ve Kültür Bakanlığı tarafından oluşturulan “Teknik Ekip” elemanları ön araştırmalar ile örgütlenme, finansman, politika saptanması ve projenin tamamlanabilmesi için işbirliği yapmıştır.

Projenin bu aşamasında; mülkiyet araştırması yapılmış, saptama ve belgeleme (tesbit ve tescil) çalışmaları yenilenmiştir. Ankara Kalesi’ nin çevre ile olan ulaşım ve fonksiyonel bağlantılarının belirlenmesi üzerinde durulmuştur. Kültür Bakanlığı teknik ekip üyelerinin Kale’ nin Metropoliten kent merkezi içindeki konumunun, Ulus Tarihi Kent Merkezi Yarışması sonucunda daha net olarak belirlenebileceği önerisi doğrultusunda çalışmalar bekletilmiş, daha sonra yeni oluşturulan Altındağ Belediyesi tarafından sürdürülmüştür. Bu noktada kurumlar arası çekişmenin varlığı ve yetki kargaşasından söz etmek gereklidir. Projenin sahipliliği üzerine tartışmalar sürüp gitmektedir.

1986 yılında “Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Yarışması” açılmış ancak bu proje 1990 yılında tamamlanabilmiştir. Böylece, ulaşım ve çevre kullanımlarına ilişkin kararlar gecikerek de olsa alınabilmiştir (Şekil 23).




Şekil 23. KALE ÇEVRESİ YAYA VE TAŞIT ULAŞIMI


a. Surlar ve Kamu Mülkiyetindeki Bazı Yapıların Onarımı :

Bu çalışmalar devam ederken; Ankara Belediyesi tarafından Belediye Başkanı Mehmet Barlas zamanında (1973) çevreye “örnek bir onarım göstermek” amacıyla satın alınan yapılara el atılmıştır. Bu yapılar her toplantıda Kültür Bakanlığı ile belediye arasında önemli bir gündem maddesini oluşturmuştur (Şekil24).



Şekil 24. KALEKAPISI VE TAÇ VAKFI’ NIN RESTORE ETTİĞİ YAPILAR

11 yıldır içinde yaşayanlar boşaltılarak boş ve bakımsız durumda bırakılan, Kaleiçi Doyran Sokak 5, 7 ve 9 kapı numaralı eski Ankara evleri, sonuçta (35), “Türkiye Anıt-Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı” (T.A.Ç.) ile 21.3.1984 tarihinde imzalanan bir protokol uyarınca onarım ve işletmesi yapılmak üzere adı geçen vakfa devredilmiştir.
Restorasyon çalışmaları sonucunda bu evlerin, “Eski Ankara Evi” niteliğinde lokanta, pastahane ve hediyelik eşya satış (bakırcı, kilimci, vb.) birimleri halinde düzenlenmesi planlanmıştır.



Şekil 25. RESTORE EDİLMEDEN ÖNCE ve RESTORASYON ESNASINDA YAPILARIN DURUMU (Fotoğraf : Mehmet Tunçer 1984-1987)





Şekil 26. RESTORE EDİLMEDEN ÖNCE ve RESTORASYON ESNASINDA YAPILARIN DURUMU (Fotoğraf : Mehmet Tunçer 1984-1987)



Şekil 27. ÜÇ EV (RESTORASYON SONRASI Fotoğraf : Mehmet Tunçer 1998)

Ancak, idari ve akçalı bazı sorunlar nedeniyle onarım çalışmaları çok uzun sürmüş, ancak 1992 yılında tamamlanabilmiş ve amaçlananın dışında (lokanta, çay bahçesi) olarak halen kullanılmaktadır (Şekil 25-26-27).
Halbuki, bu tür uygulamaların olabildiğince çabuk tamamlanması, halkın korumaya olan güvenini kazanmak ve ilgisini çekmek bakımından önem taşımaktadır. 19 yıl gibi çok uzun bir süre içinde gerçekleştirilebilen bu “örnek” nasıl bir örnek olacaktır? Gene de, Kalekapısı’ ndan girişte sol tarafta yer alan bu yapılara prestij niteliği taşıyan bir kullanımın verilmesi ve zaman zaman turistlerin, politikacıların, sanatçıların ve Ankara halkının Kale’ ye olan ilgilerini çekmek bakımından önemli bir gelişme sayılmalıdır.

Bu arada Kale çevresinde özel bazı onarım uygulamaları yapılmaktadır. Buna örnek olarak Pirinç Han onarımı verilebilir (Şekil 28).



Şekil 28. PİRİNÇ HAN ONARIMI (1986-1987)

Eski Ankara evlerinin uzun yıllar boyu ihmaline karşın, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara Kalesi Sur ve Burçlarına ilişkin onarım çalışmalarını belirli bir plan ve program çerçevesinde sürdürmüş ve tamamlamıştır (36) (Şekil 29).



Şekil 29. RESTORASYON ÖNCESİ ZİNDANKALE (1980)

Ankara Kalesi Sur ve Burçlarına yönelik onarım ve restorasyon çalışmalarına, 1980 yılında, Hisar Kapı’ nın bulunduğu burçlardan başlanmış, 1981 yılında Zindan Kapı ve yakın çevresindeki surlar ele alınmıştır. 1983 yılında ise, Hisar Kapısının üst burçlarındaki eksik kısımlar aslına uygun tamamlanarak, derzleri yapılmıştır. Aynı yıl Akkale ele alınarak, içinde bulunan odalarda onarım çalışmaları gerçekleştirilmiş, gezinti duvarlarına çıkış merdivenleri yapılmış ve yıkık dendaneler restore edilmiştir.

1984 yılında ise Akkale’ nin dış duvarlarında gerekli onarımlar yapılmış, ayrıca İç Kale Surlarındaki 4 burçta restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır.
1985 yılında, Şark Kale ve yakın çevresindeki burçlarda onarım ve restorasyon çalışmaları sürdürülmüştür (37)

Bu çalışmaların yanı sıra, P.T.T. tarafından Kaleiçi’ ne telefon hattı döşenmiş ve kulübeler konmuştur. Ayrıca, T.A.Ç. Vakfı tarafından onarılmakta olan üç yapıya ek olarak yıkılmaya yüz tutan Dış Kale Kireçli Sokak No 4’ de bulunan 1825 (H.1241) tarihli sivil mimarlık örneği, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılmış ve kültürel amaçla (GESAV/ Kültür ve Sanat Merkezi) restorasyonu tamamlanmıştır.

b. Kaleiçinde Saptama ve Belgeleme Çalışmaları :

Ankara Kalesi ve yerleşim alanı, 2981 Sayılı Yasanın 6. Maddesi uyarınca ve 2863 Sayılı Yasa doğrultusunda Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanları tarafından yeniden incelenmiştir (38).

Ankara Kalesi'nin “1. Derece Tarihi Kentsel Sit Alanı” olarak tescil kaydının devamı ve 44 adet sivil yapı ile 1 adet anıtsal yapının korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları olarak tescil edilmesi kararlaştırılmıştır (39).

Diğer kentsel sit alanlarında daha önce benzerleri görülen tescilli yapıların yok olması ya da yenilenmesi olgusuna Kaleiçi’ nde de rastlanmaktadır.

Yenilenen saptama ve belgeleme işlemi sonucunda yerinde olmadığı veya yenilendiği tesbit edilen tescilli yapılar listesi aşağıda verilmiştir:

ESKİ
ENVANTER NO ADRES PAFTA ADA PARSEL
----------------------------------------------------------------------
78 Özbeyler Mah. Öksüzler 86 421 37
Sokak No.58
107 Yenice Mah. Doğu Sokak 84 433 1
No.1
111 Meydan Mah. Sarıkadın 67 357 12
Sokak No.9
115 Demirtaş Mah. Hamamönü 62 277 10
Sokak No.26
271 Misak-ı Milli Mah. 28 174 3
Topçular Sokak No.23
272 Misak-ı Milli Mah. 28 174 1
Topcular Sokak No.25


Yüksek Kurul’ un aldığı karar ile en geç iki yıl içinde “Ankara Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı” nın hazırlanması ve bu plan yapılıncaya kadar “Ankara Kalesi Koruma Geliştirme ve Yeni Yapılaşma Hükümleri’ nin” geçerli olması istenmektedir.


5.3.2. Ankara Kalesi Koruma Geliştirme İmar Planı Proje Yarışması

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Altındağ Belediyesi, Büyük Şehir Belediyesi’ nin de katkılarıyla, “Ankara Kalesi’ nin çağdaş şehircilik, ulaşım, peyzaj ve restorasyon ilkeleri açısından günümüz ve geleceğin gereksinimlerini karşılayacak biçimde şekillenmesini sağlayacak tasarımları elde etmek” amacıyla, “Ankara Kalesi Koruma Geliştirme (İmar Planı) Projesi” yarışmasını açmıştır (Şekil 30).




Şekil 30. ANKARA’ NIN ESKİ BİR RESMİ (16.YY?) (Yarışma Şartnamesi Kapağı’ndan)


Bu yarışmanın amacı;
“.....Ankara Kalesi ve çevresinin bugün içerdiği tarihi ve kültürel değerleriyle, geleneksel dokusuyla, turistik çekiciliğiyle korunması ve geliştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için; Kaleiçi’nde teknik ve sosyal altyapının düzenlenmesi, kent bütünüyle doğru bir bağlantı kurulması, yapıların sağlıklaştırılması, bakım ve onarımları ile boş alanların çevreye uyumlu olarak değerlendirilmesi gibi hem fiziki hem de sosyal, kültürel,ekonomik düzenlemelerin bir bütün içinde ele alınması...”
(40) olarak belirlenmiştir.

Yarışma; konusunda şehircilik, mimarlık ve restorasyon disiplinlerinin bu daldaki bilgi birikimi, beceri ve duyarlılığını bütünleştirmeyi ve türünün ilk örneği olması bakımından meslek çevrelerinde büyük ilgi çekmeyi başarmıştır. 118 şartnamenin satın alınmış ve 40 projenin teslim edilmiş olması, yarışmanın ilgi çektiğinin bir göstergesidir (41).

Ancak, yarışmada birinci seçilen Mimar Tülin AKMAN Altındağ Belediyesi ile birlikte yarışmaya girdiği elemanları tarafından telif hakları olduğu iddiası ile dava edilmiştir (42) .

Mahkeme devam ederken, Altındağ Belediye Başkanlığı tarafından Koruma Planı yapım sözleşmesi onaylanmış ve yaklaşık yedi ay sonra plan ön çalışmaları tamamlanmıştır (43). Belediye 1/5000 ölçekli çalışmanın yetersiz olduğunu belirtmiş (44), ancak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli “Ankara Kalesi Koruma ve Geliştirme Projesi”, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından koşullu olarak onaylanmıştır (Şekil 31).



Şekil 31. ANKARA KALESİ KORUMA GELİŞTİRME PROJESİ (Son tasarı; Kaynak Akman Proje Ltd. 1994)

Altındağ Belediyesi’ nin de davalı olduğu mahkeme süresince Koruma Planı yapımı sürdürülmüş, ancak mahkeme kararı davacılar lehinde olduğundan, T.K.T.V. Ankara Koruma Kurulu onayına rağmen plan uygulaması durdurulmuştur.

Onaylanan Çerçeve Plan doğrultusunda hazırlanan, uygulama projelerinin tesliminden önce, sosyal, kültürel ve ekonomik düzenlemelerle ilgili olarak hazırlanan çalışmaların Belediye’ de görüşülmesi ve Planın son şeklini alması gerektiği müellife bildirilmiştir (45).
Ancak, bu tarihten itibaren Belediye yetkilileri sanki Koruma Planı yeniden ele alınıyormuşçasına analitik çalışmalar istemiş, Plana yönelik eleştirileri artan bir şekilde sürmüş, adeta bir “teknik savaş” başlatmışlardır.

Görüldüğü gibi, Ankara Kaleiçi’ ni bir “Kültür ve Turizm Merkezi” haline getirmeyi amaçlayan ve bu fikri ile uygulamaya en yatkın projeyi geliştirerek yarışmayı kazanan proje tamamlanmış olmasına rağmen uygulamaya geçememiştir. Kale içinde tek yapı onarım projeleri dahi Altındağ Belediyesi tarafından onaylanmayarak bekletilmektedir.
Bu belirsiz durum spekülatörlerin işine yaramış son 4 yıl içinde en az 10 misli artan fiyatlar karşısında, kaçak yapılaşma ve onarımlar alabildiğine artmıştır. Belirgin bir denetim mekanizması olmamasından kaynaklanan kaçak işlemler zaten bozulmuş olan dokuyu daha da bozmaya başlamıştır (46).
Altındağ Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ nün şimdiye kadar sürdürdüğü desteğini de alarak “Ankara Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı” nın uygulamaya yönelik detay projelerini hazırlaması ve uygulaması gerekmektedir.

Ancak, uygulama için gerekli maddi kaynağın bulunması, koruma yönünde uygulama yapılması, koordinasyonu sağlayacak, planları ve uygulamayı denetleyecek güçlü bir teknik birim oluşturulması gereklidir. Halkın uygulamaya katkısını ve ilgisini çekecek katılımsal tasarım ve uygulama süreçleri düşünülmelidir. Konuyu bütünüyle Kaleiçi Tarihi Kent Dokusunun yeniden düzenlenmesi ıslahı ve korunması olarak ele almak gereklidir. Uygulamada bu bölgelerin özellikleri bulunan ancak diğer kent parçasından farklı bir konumu olmayan alanlar olduğu unutulmamalıdır. Pilot bölgeler seçilmeli, öncelikle bu bölgelerde çevreye örnek olacak, çevre kalitesini ve rantını yükseltecek altyapı çalışmaları, meydan, yaya yolu ve tarihi yapı çevre düzenlemeleri yapılmalıdır. Yapısını onarmak isteyenler desteklenmeli, Eski Eser Onarımına Katkı Fonu benzeri fon, kredi ve hibe mekanizmaları oluşturularak işletilmelidir.

5.3.3. Koruma ve Geliştirme İlkeleri

“Ankara Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı” nın koruma ve geliştirme ilkeleri aşağıda verilmiştir:

a. Kale içi geleneksel dokusunun korunmasında, sadece büyük mimari özellik gösteren, görkemli, görünüşte önemli yapılar değil, geçen zamanla kültürel anlam kazanmış, basit, mütevazi yapı ve yapı grupları korunarak değerlendirilecektir.
b. Kale içi evlerinin korunma ve onarılmasındaki amaç onların mimari özelliklerini bir sanat eseri olduğu kadar bir tarihi belge olarak da korumaktır.
c. Korumada temel tutum korumanın kalıcı olması, devamlılığının sağlanmasıdır.
d. Kale içi konut dokusunun korunması, onları yararlı bir toplumsal amaç için kullanmakla kolaylaştırılabilir. Kültür ve Turizm fonksiyonları, istenilen amaca hizmet etmektedir ancak bu nedenle yapıların PLANI yada SÜSLEMELERİ DEĞİŞTİRİLMEDEN bu sınırlar içinde yeni işlerin gerektirdiği değişiklikler tasarlanabilir ve buna izin verilebilir.
Koruma için yapıların devamlı kullanılması bakımlarının sağlanmasını da getirmektedir. Bu nedenle toplumsal bir işlev getirmek, yapıyı görevlendirmek, taşınmaz kültür varlıklarının yaşamlarını devam ettirmek gerekli gözükmektedir.
Kale içinde halen konutlar ilk, özgün işlevlerini sürdürdüklerinden, bazı kesimlerde bu işlevle aynı anlamda konut, turizm amaçlı kiralık konut, pansiyon, otel vb. barınma önerileri getirilirken, bazılarında ise konut mimari özelliklerini bozmayacak kültürel, turistik ve ticari mekanlar oluşturulmuştur.
e. Kale içi konutların korunmasında çevre bakım ve düzenlenmesine azami önem verilecek, geleneksel ortama uymayan, kütle ve renk ilişkilerini değiştirecek HİÇ BİR YENİ EKLENTİYE, YOK ETMEYE, ya da DEĞİŞTİRMEYE izin verilmeyecektir.

5.3.4. Onarım ve Çevre Düzenleme İlkeleri

“Ankara Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı” nın onarım ve çevre düzenleme ilkeleri aşağıda verilmiştir:

a. RESTORASYON VE EKLENTİLER: Kale içi evlerinin estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmak amacıyla onarım (restorasyon) yapılacaktır. Onarımın bilgi gerektiren bir disiplin, bir meslek ve uzmanlık dalı olduğu kabul edilmiştir. Onarım, değerlerin tüm olarak özgüne bağlı kalınması, özgün malzeme ile güvenilir
belgelere dayanması, aktarma, benzetme ve olasılıklardan sakınılması gereklidir. Tarihi yapının mimari bütününe, kompozisyonuna saygıyı yitirmeden EKLERİN TANINACAK ŞEKİLDE YAPILMASI ve YAPILDIĞI DEVRİN DAMGASINI TAŞIMASI öngörülmüştür.

b. ARAŞTIRMA GEREKLİLİĞİ: Herhangi bir onarımdan önce, onarım süresince ve sonunda mimari ve tarihi araştırma ve inceleme yapılacaktır.

c. MALZEME KORUMASI: Kale içi yapıları genel olarak ahşap iskelet sistemi, kerpiç ve tuğla dolgu malzemesi ile inşa edilmişlerdir. Ahşap, kerpiç, vb. geleneksel malzeme koruması günümüzdeki tekniklerle yapılmalı, kurulacak laboratuarda malzeme araştırılması yapılmalıdır. Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldığı yerlerde koruma
ve inşa için bilimsel verilerle ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi modern bir teknik kullanılabilir.

d. FARKLI DEVİR EKLENTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kale içi evlerinde çeşitli devir izlerini gözlemek mümkündür. Bunun
nedeni yüzyıllardır bu alanın yerleşik alan olarak kullanıla gelmesidir.
Bu devir katkılarını olumsuz ve olumlu olarak nitelemek mümkündür.
Yapıya zarar veren olumsuz nitelikleri ayıklayarak, olumlu çeşitli
devir eklentilerini koruyarak onarım yapılacaktır. Onarım esnasında
bu devir özelliklerinin olumlu ya da olumsuz olduğu kararı sadece
plancı ve onarımcıya bırakılmamalı, ekip olarak karar verilmelidir.

e. ONARIMDA EKSİK KISIMLARIN TAMAMLANMASI: Onarımda
eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde
bağdaştırılmalı, fakat bu onarımın aynı zamanda artistik ve tarihi
tanıklığı yanlış bir şekilde yansıtmaması için, orjinallikten
AYIRDEDİLEBILECEK bir şekilde yapılması gereklidir.

f. EKLENTİLER: Eklemelere, ancak, yapının ilgi çekici bölümlerine,
geleneksel konumuna, kompozisyonuna, dengesine ve çevresiyle olan
bağlantısına zarar gelmediği hallerde izin verilebilir.

g. ÇEVRE DÜZENLEME İLKELERİ: Çevre düzenlemede, mevcut
dokunun azami derecede ön plana çıkarılması için, özgün durum
ları korunmuş, ilave ağaçlandırma, vb. öğeler kısmen
kullanılamamıştır. Tarihi dokusu içinde arazi meyilleri mümkün
olduğunca değerlendirilmiş,kendi kotlarında çözümler getirilmiştir.

h. KENTSEL ÇEVRE DIŞ MEKAN ÖĞELERİ:Tarihsel doku içinde
kullanılması düşünülen kentsel çevre dış mekan öğelerinin seçiminde
en temel kural ürünün özgünlüğünün yanında çevresel dokuyla görsel
ilişkiyi tamamlayan içerikte tasarlanması, uygulamada ve mekan
belirlenmesinde hassasiyet gösterilmesidir. Tarihsel çevrelerde
çağdaş teknoloji ve malzeme ile oluşturulan ürünler mekana özgün ve
mevcut dokuyu ön plana çıkartan çizgide tasarlanmalıdır.
Ankara kale çevresel düzenlenmesinde seçilen dış mekan öğelerinin
çeşit ve sayı olarak sınırlanmasında temel kriter mevcut olan ve
mutlak yaratılması gerek tarihsel doku ve kütle mekan dengesini
korumaktır. Öğelerin tasarımında tarihsel dokudaki özgün
malzemeler, taş ve masif ahşap temel alınmış gerekli olduğu
konumlarda cam ve ışık geçirgen malzemeler seçilerek kütle mekan
dengesi korunmaya çalışmıştır. Tarihsel doku içindeki bitki örtüsü
mümkün olduğu kadar her konumda korunması benimsenmiştir.

5.3.5. Ulaşım İlkeleri

“Ankara Kalesi Koruma Amaçlı İmar Planı” nın Ulaşıma ilişkin ilkeleri aşağıda verilmiştir:

a.TAŞIT ULAŞIMI: Kale içi Kültür ve Turizm Merkezine taşıt ulaşımı kolaylaştırılmış, yeni yol ve otopark önerileri ile Kale Kent ile bütünleştirilmiştir.

b. YAYA DOLAŞIMI: Kale içi bütünüyle yayaya ait olacaktır. Servis ihtiyacı dıştan kapılara yaklaşmak şeklinde tasarlanmıştır. Kaleiçi dokusunun organik sokak yapısı korunacak, yaya ulaşımına açık olacaktır.

c. HIZLI ULAŞIM: Günümüzde helikopter ile hızlı kent-
içi ulaşımı sağlanabilmektedir. Bu nedenle, Kale içi Kültür ve Turizm Merkezi giriş yakınında, protokol erkanı ile sağlık vb. hizmetleri servis verecek küçük çapta bir helikopter pisti önerilmiştir. Taşıt ulaşımı ile de bağlantılı olan bu pist folklor, toplanma gibi toplu kitlesel gösterilere de hitap edecektir.






II. BÖLÜMÜN DİPNOTLARI

33 JANSEN, H., 1937, "Ankara İmar Planı", Alaeddin Kıral Basımevi,
İst. s.18.
34 "Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Projesi, Tesbit ve Değerlendirme
ve Ön Kararlar", Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski eserler ve Müzeler
Genel Müdürlüğü, O.D.T.Ü. Mimarlık Fakültesi, Restorasyon Bölümü
1980, s.67. Bu çalışma 1 Ağustos-1979 - 29 Şubat 1980 tarihleri
arasında yapılmıştır.
Bkz. Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Proje Yarışması Şartnamesi,
1987., Ajans Türk Mat., Ank., s.229-237.
35 Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Projesi, Broşür, Kültür ve Turizm
Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 1986.
36 T.K.T.V. Yüksek Kurulu'nun 30.3.1985 gün ve 209 sayılı kararı.
37 T.K.T.V. Yüksek Kurulu'nun 15.5.1987 gün ve 3194 sayılı kararı.
Saptama ve belgeleme çalışmaları esnasında 6 tescilli yapının yerinde
olmadığı veya yenilendiği saptanmıştır.
39 Kale Yarışma Şartnamesi, a.g.e., s.281.
40 Kale Yarışma Şartnamesi, a.g.e., s.14.
41 Yarışma Sonuçları ile ilgili 03.03.1988 Tarihli Jüri Değerlendirme
Raporu.
44 Akman Proje’nin Altındağ Belediyesi İmar Müdürlüğü’ne yazdığı 24.
07.1990 gün ve Kale/03 sayılı yazısı.
45 T.K.T.V. Ankara Bölge Kurulu’nun 2. 08. 1991 gün ve 1075 sayılı yazısı.
46 Akman Proje’nin 26. 08. 1991 gün ve 6817 sayılı yazısı.

11 Ocak 2010 Pazartesi

TARİHSEL ÇEVRE KORUMA POLİTİKALARI : ANKARA (1)



Bu kitap Aralık 2000 tarihinde, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları / 2520, KÜLTÜR ESERLERİ DİZİSİ NO : 281 olarak yayınlanmıştır. Buraya özetle alınmıştır.


GİRİŞ

Bu çalışmada; “Ankara Tarihi Kent Dokusu” olarak tanımlanan “Eski Ankara” ve bunun önemli bir kesimini içeren “Ulus Tarihi Kent Merkezi“ nin korunmasına yönelik olarak, yerel ve merkezi yönetimin uyguladığı politikaların, zaman içinde uğradığı dönüşümler, bu süreç içinde yapılan planlı ve plansız çeşitli uygulamalar ele alınacaktır. Kamunun konuya yaklaşımı ile tarihi çevre koruma olgusunun çeşitli boyutları, Ankara örneğinde sergilenerek sürdürülebilir kalkınma ana fikri çerçevesinde yeni politikalar geliştirilmeye çalışılacaktır.

Bu çalışma, Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Ana Bilim Dalı, “Kent ve Çevre Bilimleri” Doktora Programında; Prof. Ruşen KELEŞ danışmanlığında hazırlanan ve 1995 yılı Haziran ayında tamamlanan “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Tarihsel Çevreyi Koruma Politikası : Ankara, Bergama ve Şanlıurfa Örnekleri” başlıklı çalışmanın “Ankara Bölümü” nün tezde kullanılamayan görsel malzeme ve diğer dokümanlarla zenginleştirilmesi ile hazırlanmıştır.



Bu çalışma CD kitap olarak CUMHURİYET’İMİZİN 75. YILINA BİR ARMAĞAN olarak 29 EKİM 1998 tarihinde yayınlanmıştır.


“Hükümetçe maddi fedakarlıklar ihtiyar edilerek memleket içindeki milli ve tarihi eserlerin tamirine ve hatta çok eski zamanlara ve yabancı medeniyetlere ait eserlerin toprak altından çıkarılmasına çalışıldığı halde, sarih nizamlara ve mükerrer tebliğ ve ihtarlara rağmen imar mefhumunu yanlış anlayan bazı memurların bu hususta ufak bir ihtisası bile olmadığı halde görüş ve muhakemeleri bakımından ehemmiyetsiz sandıkları çok kıymetli milli eserlerimizi bimuhaba yıkmakta ve yıktırmakta oldukları teessüfle görülmektedir. Ezcümle en yakın misaller olmak üzere İstanbul Vilayeti’nde Üsküdar’da Mimar Sinan’ın kıymetli bir eseri olan Mihrimah imaretinin alakadar dairenin ikaz ve mümanaatına rağmen yıktırıldığı, Edirne’de yine Mimar Sinan asarından İki Kapılı Han’ın ve Ürgüp-Kayseri yolu üzerinde Aleaddini Keykubat zamanından kalma Sarıhan’ın aynı akıbete uğratıldığı anlaşılmış ve müsebbipleri hakkında kanuni takibat icrası alakadar makamlara bildirilmiştir. Milli varlığımızı ve medeniyetimizi bugün ve gelecek asırlarda dünyaya tanıtan ve tanıtacak olan kıymetli abidelerin manalı manasız bahanelerle yıktırılması değil, bilakis beşerin ve tabiatın tahribatına karşı titiz bir itina ile korunulması mültezimdir; yalnız kanuni bir vazife değil milli bir borçtur. Bu eserin kıymetini muhafazası olan daire tayin edilebileceğinden bundan sonra şehir ve kasabalarda köylerde ve kırlarda mevcut bulunan eski eserlerin her gün tahribata karşı muhafazalarına itina olunmasını ve Maarif Vekaleti’nin muvafakatı alınmadıkça hiçbir eserin hiçbir bahane ile yıktırılmasına katiyen meydan verilmemesini talep ve aksi taktirde yıktıranlar ve müsamaha edenler hakkında şiddetle takibat yapılacağını tamimen beyan ederim efendim.”
Tamimen vilayetlere ve malumat için vekaletlere ve müstaki makamlara yazılmıştır.


31.08.1938 Başvekil İsmet İNÖNÜ


ANKARA’DA YEREL ve MERKEZİ YÖNETİMİN TARİHSEL ÇEVREYİ KORUMAYA YÖNELİK POLİTİKALARININ ZAMAN İÇİNDE UĞRADIĞI DEĞİŞİKLİKLER VE SONUÇLARI

1. CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA ESKİ ANKARA’YI ETKİLEYEN UYGULAMALAR VE PROF. HERMANN JANSEN PLANINDA ESKİ ŞEHİR


“ Yeni şehircilikte yeni şehir kısımlarının kurulmasını eski kısmın yayılışından tamamen ayırmak lazımdır. Hatta nazari olarak eski şehir üzerine hatti zatında bir cam levhası kapamalıdır. Bu suretle kolaylıkla bütün gidişat takip edilerek şehri fenalıklardan korumak kabul olur. Eski şehre mümkün olduğu kadar fazla el sürmemek gerekir. Yeni kısmın imarının tekemmül ve terakkisinden sonra eski kısma münasip bir şekilde dikkatle bağlamak kabul olur. Yeni ihtiyaçlara göre mesela seyrüseferin, hissi bakımdan icatına göre uydurulur. En mühüm nokta eski kısmın karakterinin bozulmamasıdır. Bizim vazifemiz onun hususiyetini istikbal için saklamaktır. . . ” (1)




Şekil 1. HERMANN JANSEN PLANI'NDA ESKİ ŞEHİR (Ankara Şehri İmar Müdürülüğü Arşivindeki Jansen Planlarından yeniden çizilmiştir.)



Cumhuriyet’in 1923 tarihinde ilanı ve Ankara’nın başkent oluşu ile, eski Ankara’yı etkileyecek pek çok uygulama yapılmıştır. Verilen en önemli kararlardan biri, eski Ankara’ya pek dokunulmayacağı, eskisinin üstüne değil yanına yeni bir kent kurulması yoluna gidileceği temel kararıdır (2). Böylece eski Ankara kısmen kendi kaderine terk edilmiş, yenileme, işlev değiştirme, kullanım yoğunluğu arttırma ve onarmadan kullanma gibi süreçlerle değişikliğe uğramıştır (3).



Şekil 2. JANSEN - SAMANPAZARI MEYDANI

Eski Ankara’da kamu eliyle yapılan kentsel yenileme çalışmaları da olmuş, ancak, tarihi anıt değeri olan yapıları onarma ve çevre ölçeğinde koruma çabaları çok yetersiz kalmıştır. Spekülasyonun başı boş bırakıldığı ortam içinde “Yeni Ankara’nın eskisi üzerine değil, onun yanında bir yere kurulması” temel tutumu, geleneksel dokuyu bir açıdan koruyucu olmuş, ama bir başka açıdan da onun tahrip edilmesine olanak hazırlamıştır.
Geleneksel dokuda pazar mekanizmasının yavaş işlemesinden kaynaklanan bir süreç belirgin bir “Tarihi çevre bilinci ve sağlıklı koruma ve geliştirme politikası” olmadan günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir.




Şekil 3. ANKARA ŞEHRİ İMAR PLANI İÇİNDE ESKİ ANKARA
(HERMANN JANSEN - 1932)

1930 - 1950 yılları arasında, “ Yeni Ankara ” ’nın eskisi yanında kurulmasıyla kent bütününün tek ana merkezi durumuna giren Ulus ve çevresinde “ Eski Şehir - Yeni Şehir ” bağlantıları boyunca ve eski şehrin yeni kullanışlara komşu bölgelerinde spekülatif baskılar yoğunlaşmış, çeşitli yenilemeler yapılmıştır (Şekil 4).



Şekil 4. 1950'LERDE ANKARA


Hermann Jansen ’in geleneksel dokuya karşı gösterdiği duyarlılık, bir tarihi çevre koruma endişesinden değil, daha çok geleneksel dokuda uygulanabilir gerçekçi bir imar yaklaşımı getirebilmek kaygısından ileri gelmiştir. Geleneksel dokunun korunmasını savunan “Eski Şehir Talimatnamesi” daha sonraki planlarda “Protokol Sahası” olarak belirlenen alanda uygulanmış ve bu alan o günden bu güne bir dokunulmazlık kazanarak, koruma geliştirme çalışmaları bir yana, imarı engelleyici, bozulmaya bırakılmış bir doku haline dönüşmüştür (4). Eski şehrin, Protokol Sahası’ nı kapsayan yerlerde koruma - geliştirme veya düzeltme yönünde bilinçli herhangi bir çalışma yapılmamıştır.



Şekil 5. ANKARA KALESİ 1925'LERDE

Plan uygulamasının bu bölgelere ulaşamaması, kendi başına ve düzensiz gelişmelere neden olmuştur. Yenilenmesi gerekli alanlar yenilenmediği için bu kesimler konut dışı kullanımlara açılmıştır (5). Bunun yanı sıra; eski şehrin çevresinde gecekondulaşma hareketleri artarak sürmüş ve bu kesim düşük gelir gruplarına terk edilmiştir.

2. 1950 SONRASINDA ESKİ ANKARA’YI ETKİLEYEN UYGULAMALAR - YÜCEL - UYBADİN PLANI VE BÖLGE KAT NİZAMI PLANINDA ANKARA’NIN TARİHİ KENT DOKUSU

Ankara nüfusunun hızlı artışı, plan kararlarının yaptırımlar getirememesi, hızlı artan iç göçlerin baskısı ile kentin gelişmesi kontrol edilememiş ve daha 1950’ lerin başında Jansen planının öngördüğü 300 000 kişilik nüfus hedefi aşılmıştır.
Planların çeşitli şekillerde yorumlanması, parça parça ele alınması ve devamlı değişikliklere uğramasına neden olmuştur. 1955 yılında açılan uluslararası planlama yarışması ile Nihat Yücel ve Raşit Uybadin tarafından hazırlanan ve 5720 hektarlık bir alanı kapsayan Ankara İmar Planı 1957 tarihinde onanarak yürürlüğe girmiştir. Ankara’nın 2006 yılı nüfusu 750 000 olarak tahmin edilmiş ve Kızılay yeni merkez olarak planlanmıştır. Bu planla protokol alanının bir kısmı (Hacı Bayram çevresi dahil) planlanmış, Jansen’in protokol alanına kısmen yollar önerilmiştir.
Aşırı nüfus artışları ve plan uygulama araçlarındaki yetersizliklere bağlı olarak, kentin sağlıklı gelişimi bu planla da denetlenememiştir.
1961 yılında, “Bölge Kat Nizamı Planı” uygulanmaya başlanmış, 1957 planındaki yoğunluklar arttırılmış, tarihi çevreye uygun olmayan gabariler (yer yer 6-8 kat) verilerek, küçük tapulama parselleri birleştirilmiş ve taban alanları arttırılmıştır.

TalatPaşa Bulvarı, Ulucanlar, Denizciler ve Anafartalar Caddeleri boyunca büyük ölçüde bu parselasyon planları uygulanmış, cadde arkalarında topografyanın çok eğimli olması, planın tarihi doku ile uyum sağlamaması, mülkiyetin aşırı parçalanmış oluşu, kişi ve kamunun uygulama için maddi yeterli güce sahip bulunmayışı ve benzeri nedenlerle çok katlı yapılaşmaya gidilememiştir.
Eski Ankara, cadde boyunca yapılaşan 6 - 8 katlı bloklar ardında sıkışıp kalmış, kullanım değişikliği, çevre kalitesinde düşüş, sosyal dönüşüm, doğal yıpranma ile bölüntü ve eklentilerle çöküntü bölgesi niteliği kazanarak günümüze kadar ulaşabilmiştir (Şekil 6). Bu bölgelerde günümüze kadar yapılan imar uygulamaları da planla öngörülen gelişme yönünde koruma ya da ıslah amaçlı olmayıp, tamamen yıkıp yenilemeye yönelik olmuştur.



Şekil 6. ULUS ARAZİ KULLANIMI (1990)

Bu yenilemelere verilebilecek bazı örnekler şunlardır:
• Hacı Bayram Camii çevresindeki yapıların yıkılarak, bugünkü açık alanın oluşturulması ( 1937 ),
• Çok sayıda konutun kamulaştırılarak yıkılmasını gerektiren Ulucanlar Caddesi’nin açılması ( 1955 ),
• Kurtuluş ve Kırgız gibi pek çok nitelikli eski Ankara Evi ile anıtsal yapıların oluşturduğu iki mahalleyi yok ederek oluşturulan Hacettepe Hastane Kompleksi (1960’ lı yıllarda ).


3. MAKRO PLANLAMA ÇALIŞMALARI VE 1990 ANKARA
NAZIM PLANI’NDA TARİHİ KENT DOKUSU

İmar ve İskan Bakanlığı tarafından 1967 yılında, Ankara Kenti’nin yakın etki alanı için il ölçeğinde bir çalışma başlatılmıştır. “Ankara Metropoliten Alan Nazım Plan Bürosu” tarafından 1973 yılında başlatılan çalışmalarla kentin 1990’ lardaki gelişme planı oluşturulmuş, “Ankara Nazım Planı” 1982 yılında onaylanarak yürürlüğe girmiştir (Şekil 7).




Şekil 7. ANKARA NAZIM PLANI İÇİNDE ULUS VE ÇEVRESİ

3.6 milyonluk bir nüfus hedefine göre kentin yeni gelişme alanları
(19 318 Hektar) belirlenmiş ve 1977 yılına kadar Batı Koridoru üzerinde
“Batıkent”, “Sincan”, “Yeni Yerleşmeler” gibi toplu konut alanları planlanarak uygulamaya başlamıştır.

Eski Ankara üzerindeki baskıları azaltmak ve Ulus Tarihi Kent Merkezi’ni koruyarak çevreye uyumlu bir şekilde gelişmesini sağlamak amacıyla Merkezi İş Alanları’nın (MİA) Çankırı Caddesi batısında yer alan “ Kazıkiçi Bostanları ” olarak adlandırılan kesime doğru gelişmesi ana plan kararı olarak verilmiştir. Ancak, 1957 Planı ile Bölge Kat Rejimi planlarının halen yürürlükte olmaları nedeniyle korumaya ilişkin herhangi bir gelişme 1980‘ lere gelinceye dek gündeme gelememiştir.

4. ANKARA‘ NIN TARİHİ KENT DOKUSUNU ETKİLEYEN
ÖNEMLİ BAZI KARARLAR

Ankara‘ da çevre ölçeğinde eski eser saptama ve belgeleme (tespit ve tescil) çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilk olarak 1964 yılında yapılmış ve 1/1000 ölçekli haritalara Envanter Numaraları ile işlenmiştir.
Bu çalışmalar 1972 yılında tekrarlanmış, aynı Envanter Numaraları kullanarak ve bazı yapılar tescilden düşürülerek yeni bir tescil listesi hazırlanmıştır (6).
1972-1979 yılları arasındaki Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu (G.E.E.A.Y.K.) kararları incelendiğinde, birkaç anıtsal yapı onarım izni dışında, doğal sit ve tek yapı tescil kararları ile tescilden düşme ve yıkım taleplerine karşı çıkan kararlar alındığı görülmektedir. 1979 yılında yapılan tescil çalışmasında ise, 1972 tescil listesindeki yapılardan 7 tanesinin daha yok olduğu saptanmıştır (7). (Bkz. Ek III)

1972 yılında G.E.E.A.Y.K. tarafından onaylanan tescil listesinde bulunan ve 1979 yılında yapılan tescil listesinde bulunmayan 4 adet tescilli yapı saptanmıştır (8).
Tescilli yapıların, yukarıda somut örneklerini gördüğümüz şekilde tahrip edilerek ortadan kaldırılmasının sebebi arsa spekülasyonu, kamunun bu yapılara teknik ve maddi yardımda bulunmaması, sadece yasaklayıcı tedbirlerle kamu yararı için özel mülkiyetin kısıtlanmasıdır.

Yeni yapılan tescil listelerinde bu yapıların tescilden düşülmesi, yapılan kanunsuzluğu yasallaştırmaktadır. Aynı zamanda çevredeki diğer tescilli yapı sahiplerine de kötü örnek olmaktadır.

Tescilli yapıların özel kişiler eliyle tahribatının yanı sıra kamunun yaptığı yıkımlar da Ankara tarihi kent dokusu’ nun zaman içinde yok olmasına sebep olmaktadır.

Ankara Belediyesi’ nin 1979-1980 yıllarında gerçekleştirmek istediği Kuzey-Güney Trafik Aksı Projesi’nin Hasırcılar - Denizciler Caddesi bağlantısı açılmış, yolun batısında kalan alan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi gelişme alanı olarak kamulaştırılarak tamamen yıkılmıştır (9). Bu yolun 1957 plan kararı olan ve Sulu Han ile Ulus Hali üzerinden geçen kısmı Sulu Han’ ın restore edilmesinden sonra iptal edilmiştir.

Sit alanı içinde gerek Belediye, gerekse Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nce yapılan müdahaleler sonucunda Hasırcılar yolunun batısında kalan alan geleneksel niteliğini kaybetmiştir.

Denizciler Caddesine açılan Hasırcılar Caddesini, İtfaiye Meydanına bağlayan, Hasırcılar - Osmanlı Kavşağı Planı (10), Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu görüşü alınmadan uygulanmış ve Planda Ankara’ nın önemli bir XV. yüzyıl yapısı olan Eski Hamam (Eynebey Hamamı) korunduğu halde, uygulama esnasında bir köşesi yıkılarak yol geçirilmiştir (11).

Koruma çabaları ile bu tür uygulamalar sürmekte olduğundan benzer örnekler daha sonra da karşımıza çıkacaktır.

1979 yılında, Kültür Bakanlığı, Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Belediyesi elemanları ortaklaşa saptama ve belgeleme çalışmaları yapmıştır. Bu çalışmada korunması gerekli görülen eski Ankara Evleri ve anıtsal nitelikteki tek yapılar saptanmış, geçit dönemi yapılanma koşulları getirilmiş ve hazırlanan “Geçit Dönemi Koruma Geliştirme Planı” onaylanmıştır (12). Bu karar ile; Ankara’da I. Derece, II. Derece ve III. Derece Kentsel ve Arkeolojik Sit Alan Sınırları, Tarihi Ticari Bölge ve Etkileme Geçiş Alanları belirlenmiş, yaklaşık 150 Hektarlık geniş bir alanda, imar planları uygulamasının durdurulması ve tarihi kent dokusunu koruyacak şekilde koruma amaçlı imar planlarının yapılması öngörülmüştür (Şekil 6).



Şekil 8. ANKARA'DA SİT ALANLARI (1980)


Sit kararı alınması, bu alanlarda yürürlükte olan imar planları uygulamasını durdurmakta ve bu alanlarda “Koruma Amaçlı İmar Planlarının” yapılması yükümlülüğünü belediyelere vermektedir (13).
Böylece Ankara‘ da, büyük bir kısmı Ulus‘ taki Merkezi İş Alanlarında
(MİA) olmak üzere, doğuda Cebeci‘ ye kadar uzanan, güneyde Hacettepe ile sınırlanan, batıda Atatürk Kültür Merkezi ve Gençlik Parkı ile bütünleşen geniş bir alanda 1957 Planı ile Kat Rejimi Planlarının uygulaması durdurulmuştur. Uygulama ancak Talatpaşa, Ulucanlar, Hasırcılar, Anafartalar, Denizciler ve Hükümet Caddeleri gibi ana caddeler boyunca sürmüş, geri kalan kesimlerin kaderi belirsiz bir durum almıştır. Bu alanlarda, Geçiş Dönemi Yapılanma Koşulları geçerli kılınmaya çalışılmış, ancak uygulamada büyük sorunlarla karşılaşılmıştır.
Her ne kadar “Geçiş Dönemi Yapılanma Koşulları” sit alanlarını derece ve niteliklerine göre belirlemişse de (14), sit kararı getirilen alanların büyük bir kesiminde Jansen Planı ve 1957 Planı’ndan bu yana çeşitli planlamalar yapılmış bulunmaktadır. Bu planların kesin parselasyon planları doğrultusunda ortaklığın çözülmesi (İzale - i Şuyu) sonucunda bazı parsellerin tapuya imar parseli olarak tescillerinin yapılmış bulunması, bu yapılanma koşullarına göre tarihi çevreye uyumlu yeni yapılaşmaların oluşmasına hukuken imkan vermemektedir.
3194 Sayılı İmar Yasası‘ na göre bir yörede yeni bir imar planı yapılana kadar eskisi -durdurulmuş olsa dahi- geçerli sayılmakta, bu nedenle planlama süreci başlatılmadan, koruma imar planı ve kesin parselasyon planları elde edilmeden, kadastral dokuya dönüşü sağlayacak şekilde yeni yapı için ruhsat verilmesi mümkün olmamaktaydı.
Ulus gibi, Bölge Kat Nizamı Planı‘ nda (1/5000 - İ5) yer yer 6-8-10 kat olarak imar durumu beklentisi olan bir merkezi iş alanında bu türden kararların uygulanabilirliği oldukça düşük olmaktadır (15).
Yönlendirici bir makro planın olmayışı, Ulus MİA çevresinde sit alanı olarak belirlenen kesimlerde, sit alanı daraltılması, sit alanından çıkarılma, tescilden düşülme vb. Kurul Kararları alarak cadde üzerlerinde çok katlı yapılaşmaların sürmesi gibi sonuçlara yol açmıştır. Rant beklentisi yapıların bakımsız bırakılmalarına, terk edilmelerine, yakılarak yok edilmelerine ve bu alanların çöküntü alanı niteliği kazanmasına neden olmuştur.
“Geçiş Dönemi Yapılaşma Koşulları” nın uygulanabilmesi ve yeni yapılaşmaların tarihi çevreye uyumlu olarak gerçekleşebilmesini sağlamak amacıyla, 3030 Sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkındaki Kanun Yönetmeliği uyarınca, Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığı tarafından “Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Yönetmeliği” ne bir Madde ilavesi yapılmıştır.
Bu Maddeye göre; “Ankara sit alanlarında imar durumunu gösterir çap yerine, kadastral parsel üzerinde yapının oturduğu veya oturacağı kısmı gösterir bir röperli yoksa ebadlı kroki verilecektir” hükmü ile bu yapılaşma kararlarının uygulanabilmesi amaçlanmıştır (16). Bu Madde uyarınca kısıtlı da olsa bazı onarım uygulamaları yapılabilmiştir.

5. ANKARA BELEDİYESİ‘NİN TARİHSEL ÇEVREYİ
KORUMAYA İLİŞKİN ÇABALARI (1983 - 1995)

Diğer önemli kentsel eylemlerde olduğu gibi, kentin tarihi çekirdeğini oluşturan tarihsel dokuyu yenileme, mimari ve kültürel değerleri koruma çabaları da öncelikle bir planlama konusudur.
Korunacak veya yenilenecek yerlerin saptanması, çevresi ile korunarak geliştirilmesi de yapılacak “Koruma ve Geliştirme Amaçlı Plana” göre hazırlanacak programlara ve projelere dayalı olmalıdır.
“Ankara Eski Kent Dokusu Geçiş Dönemi Koruma ve Geliştirme Planı” hükümleri doğrultusunda, Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma ve Geliştirme Projesini hazırlamak amacı ile, Ankara Şehri İmar Müdürlüğü (AŞİM) (daha sonra Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığı), İmar Planlama Şube Müdürlüğü bünyesinde 1981 yılında “Kentsel Koruma Geliştirme Planlama Bürosu” oluşturulmuştur. Bu ekip daha sonraları kısaca “ Sit Grubu ” olarak anılmıştır (17).
Önceleri (1 yıl kadar) 4 Şehir Plancısı ile 1 Mimardan oluşan bu ekip, daha sonra 3030 Sayılı Yasa uyarınca İlçe Belediyelerinin oluşturulması ve AŞİM elemanlarının dağıtılması sonucunda, 1 Şehir Plancısı ve 1 Mimar kalarak çalışmalarını sürdürmüştür.
Bu birim, 1989 yılından itibaren “Ankara Tarihi Alanlar Koruma Birimi (ATAK)” adını alarak yeni elemanlarla desteklenmiştir. Altındağ Belediyesinde de bir “Koruma Kurulu” oluşturulmuştur. Teknik Koordinasyon mekanizması ile “Kentsel Estetik Kurulu” kurulmuştur.
Koruma planlaması çalışmaları başlangıçta, arşiv oluşturma, harita revizyonu ve dökümantasyon çalışmaları ile başlamış, ilgili diğer kuruluşlar ve üniversiteler ile ilişki kurulmuş, kuruluşlar arası bir
“Teknik Ekip” oluşturulmuştur.

5.1. ANKARA TARİHİ KENT DOKUSUNU KORUMA VE
GELİŞTİRME TOPLANTILARI

Ankara’ da tarihsel çevreyi korumaya yönelik çalışmaların detaylı olarak incelenmesi, yerel ve merkezi kuruluşların konulara bakış açısının ve politikalarının saptanabilmesi amacıyla gerekli görülmektedir.
Yukarıda belirtilen teknik ekibin organizasyonu ile ilgili kamu kuruluşları (AŞİM, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İmar ve İskan Bakanlığı vb.) ve Üniversite yetkililerinin (ODTÜ, Gazi Üniv.) katılımıyla yaklaşık 1.5 yıl periyodik olarak sürdürülen bir dizi toplantı (10 Toplantı) yapılmıştır.
Kurulan teknik ekip, her toplantıda Ankara‘ nın tarihi kent dokusu‘ nun güncel ve acil koruma sorunlarını ortaya koyarak çözüm önerileri geliştirilmesini katılımcılardan istemiştir (18). İlgili kamu kuruluşları, İmar Müdürlüğü öncülüğünde ve işbirliği içinde, tarihi çevreye ilişkin sorunların çözümüne yönelik önemli adımlar atmışlardır.
Önceleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ nün 1979 yılından bu yana üzerinde çalışmalar yaptığı
“Ankara Kalesi Koruma ve Geliştirme Projesi” ve Dışkale‘ deki, mülkiyeti Ankara Belediyesi’ ne ait üç evin geleceği tartışmalara konu olmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğü‘ nün devreye girmesi ile, Vakıf kökenli eserlerin durumu ve sorunları ( Hacı Bayram Camii, Sulu Han, Karyağdı Türbesi vb. ) tartışılarak çalışmaların kapsamı genişletilmiştir (19).
Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma ve Geliştirme Planı‘ nın yapılabilmesinin geniş bir ekip, akçalı kaynaklar ve harita revizyonu gerektirdiği dikkate alınarak, bu nedenle öncelikli planlama çalışmalarının yıllardır birikmiş sorunlar üzerinde yoğunlaştırılması isteniyordu.
Bu konuda Teknik Ekip çalışmalar yapmış, ancak daha sonra koordinasyon güçlüğü ve AŞİM elemanlarının ilçe belediyelerine dağıtılması nedeniyle bu çalışmalar son bulmuştur. Planlama ve çevre düzenleme çalışmaları Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığı tarafından sürdürülmüştür.


5.2. HACIBAYRAM CAMİİ ÇEVRESİNİN KORUNMASI VE
CAMİİ MEYDANININ DÜZENLENMESİNE İLİŞKİN
ÇABALAR VE KAMUNUN TUTUM VE DAVRANIŞLARI

Ankara Şehri, dini mimarlık eserleri bakımından zengin sayılmaz. Selçuk ve Osmanlı Devirlerinden büyük anıtlar kalmamıştır. Ankara camii ve mescitlerinde ahşap - taş yapı geleneği, çok karakteristik Türk stilinde devam etmiştir. Türk oymacılığı ve süsleme sanatı Ankara camilerinde güzel örneklerle hala yaşamaktadır. Hacı Bayram Camii bu camiler arasında mimarisi ve dini önemiyle ayrı bir yer ve önem tutmaktadır.
Hacı Bayram Camii bitişiğinde Augustus (Ogüst) Tapınağı‘ nın bulunması (Şekil 9), bu yörede 1850‘ li yıllardan günümüze kadar yerli yabancı araştırmacıların kazı, araştırma ve çevre düzenlemesi etkinliklerinin yoğun olarak sürdürülmesine neden olmuştur.



Şekil 9. AUGUSTUS (OGÜST) TAPINAĞI REKONSTRÜKSİYONU


1861 yılında George Perrot, Tapınağın doğu duvarındaki kitabeyi okumak için bir araştırma yapmıştır. Kreneker ve Schede isimli iki Alman Arkeolog 1926-1928 yıllarında, tapınağın çevresini kazmışlardır .



Şekil 10. 19.YÜZYIL SONLARINDA HACIBAYRAM VE OGÜST TAPINAĞI ÇEVRESİ

Ankara Belediyesi bu kazılar esnasında ve sonrasında çevredeki evlerin bir bölümünü kamulaştırmış, 1937 yılında da Vali Nevzat Tandoğan, tüm evleri kamulaştırarak ve çevreyi “temizlemiştir” ! (20) (Şekil 10) Kazılar 1939 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Müdürü Hamit Zübeyr Koşay tarafından sürdürülmüştür.
Bu kazılarda 4 - 5 m. derinlikte Frig Seramiği, daha yukarı katlarda ise Roma ve Bizans Seramiği bulunmuştur. Bunlar bize bu tepe ve eteklerine yüzyıllar boyunca sürekli olarak yerleşildiğini göstermektedir.

5.2.1. Hacı Bayram Çevresindeki Bazı Önemli Uygulamalar

1920‘ den 1932‘ de onaylanan Jansen Planı‘ na kadar geçen sürede Eski Ankara, plansız ve programsız bir gelişme göstermiştir. Jansen Planı‘ nda, “Protokol Sahası” olarak belirlenen alan içinde Hacı Bayram çevresinin de yer aldığı görülmektedir (Şekil 11).




Şekil 11. HACIBAYRAM DÜZENLEME PROJESİ (H. JANSEN - 1936)


1950‘ lere gelinceye kadar öncelikle Cami önündeki meydanın açılması gibi yıkım ve temizleme uygulamaları yapılmıştır. Eski Şehrin Hacı Bayram Camii çevresi dahil, “Protokol Sahası” nı kapsayan kısımlarında koruma-geliştirme veya düzeltme yönünde bilinçli herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
1957 Planında; bu bölgeler plana dahil edilmiş, dokuyu parçalayacak 6 katlı yapılaşma önerilmiş, Bölge Kat Nizamı Planı’nda ise yapı yoğunlukları arttırılmıştır.
Hacı Bayram civarının “Tanzimi ve Değerlendirilmesi” amacıyla hazırlanan Plan ile, meydanı Anafartalar ve Bentderesi Caddesine bağlayacak 17 metre genişliğinde yol güzergahının uygulanmasına 1968 yılında geçilmiştir (21).
Bu arada cadde genişletilmiş (22), aynı yıl Cami ve çevresinin imar planının da yeniden hazırlanması için, İmar ve İskan Bakanlığı talimatı uyarınca, Ankara Belediyesi ile Ankara Nazım Plan Bürosu arasında görüşmeler yapılmaya başlanmıştır. Güvercin Sokağın açılmasına ilişkin Parselasyon Planı (23), kamulaştırılma yapılamadığından uygulanamamıştır.
Ancak, bu Planın uygulanabileceği endişesi ile bölgenin en gösterişli yapılarının yer aldığı ve yaya ağırlıklı bir sokak olan Güvercin Sokak‘ ta yapı sahipleri yapılarının bakım ve onarımlarını yaptırmamaktadırlar.
“Hacı Bayram II. Bölge Koruma Amaçlı İmar Planı” onaylandıktan sonra burada bazı onarımlara başlanmıştır.

5.2.2. Hacı Bayram Çevresinde Korumaya Yönelik Planlama
Çalışmaları

Hacı Bayram Camii çevresi, Ankara‘ nın en önemli “I. Derece Kentsel Sit Alanı” olarak belirlenmiştir (24). Ankara Şehri İmar Müdürlüğü‘ nün (AŞİM) 1983 yılında başlattığı “Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma Geliştirme ve Planlama Çalışmaları” içinde, geniş bir çevreyi kapsaması ve Ankara’ nın Jansen’ den bu yana ilk onaylı Koruma İmar Planı olması nedeniyle özel bir önem taşımaktadır.
ODTÜ ve AŞİM ortaklaşa çabası sonucunda hazırlanan “ Hacı Bayram II. Çevre Koruma İmar Planı ve Uygulama Koşulları ” Ankara’ nın ilk koruma amaçlı imar planı olarak onaylanmıştır (25) (Şekil 12).



Şekil 12. HACIBAYRAM II. ÇEVRE KORUMA AMAÇLI PLANI

Hacı Bayram II. Çevre Koruma İmar Planı‘ nın tamamlanması ile onayı arasında bir yılı aşkın bir süre geçmiş bulunması, onama sürecinin ne kadar uzun sürdüğüne iyi bir örnektir. Planın kesin parselasyon planları ise hazırlanmamıştır. Plan, “Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planı” çerçevesinde kısmen değişikliğe uğratılmıştır. İmar Müdürlüğü, bu Planın kapsadığı alan içinde uygulamaya girebilecek detayda bir “Örnek Ada Düzenlemesi” hazırlamıştır. Adliye ve Etizafer Sokakları‘ nın sınırladığı Adada 1/50 Ölçekli Cephe Düzenleme Projesi ve maliyet analizi yapılmıştır (26). Türkiye Anıt-Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı (T.A.Ç.) ile yapılan görüşmelerde, Kaleiçi’ ndeki üç evin yanı sıra, “Örnek Ada” da uygulamaya girilmesi kararlaştırılmış, ancak bu yönde bir çalışma gerçekleştirilememiştir. TAÇ Vakfının ağırlığını Kale içindeki üç eve vermesi bu uygulamanın yapılamamasına neden olmuştur.
Hükümet Meydanı ile Hacı Bayram Meydanındaki yaya - taşıt trafiğinin düzenlenmesinde kolaylık sağlamak ve bu meydanları birer “KENT MEYDANI” olarak düzenlemek amacıyla, Bentderesi Caddesi üzerinde bulunan alan “Dolmuş Durakları ve Otopark” olarak düzenlenmiştir (27). Kamulaştırma işlemleri tamamlanmış ve dolmuş duraklarının nakli alan düzeltildikten ancak yaklaşık iki yıl sonra gerçekleştirilebilmiştir (Şekil 13).



Şekil 13. HACIBAYRAM VE HÜKÜMET MEYDANI İLE ÇEVRESİ ULAŞIM ŞEMASI (ODTÜ PROJE GRUBU)


Hacı Bayram Camii ve Ogüst Mabedi’ nin bulunduğu, 1989 yılı öncesi otopark ve dolmuş durağı olarak kullanılan meydan ile yolu içeren kısmın 1/ 500 Ölçekli Çevre Düzenleme Projeleri “Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Yarışması” sonucunda elde edilmiştir (28) (Şekil 14). Yarışmada birinciliği kazanan Prof. Dr. Raci BADEMLİ başkanlığındaki ODTÜ Proje Ekibi ile yapılan sözleşme gereğince öncelikle bu kesimin detaylı projeleri yapılmış ve uygulanmıştır.



Şekil 14. ULUS TARİHİ KENT MERKEZİ (I. ÖDÜL)

5.2.3. Hacı Bayram Camii Çevre Düzenleme Projesi ve Uygulamada
Karşılaşılan Sorunlar ve Geliştirilen Çözümler

ODTÜ Mimarlık Fakültesi ve Şehir ve Bölge Planlama Bölümü tarafından oluşturulan Proje Grubu, özel bir çalışma mekanı oluşturarak Hacı Bayram Camii Çevre Düzenleme Projesi’ni (1 / 200 ve daha büyük ölçeklerde detay projelerini) hazırlamıştır (Şekil 15). Hacı Bayram Projesi; “Ulus Koruma - Islah İmar Planı’ nın öngördüğü süreçler içerisinde, Koruma Kurulu, İlçe Belediyesi, Büyük Şehir Belediyesi ve ODTÜ’ nün oluşturduğu bir ortak kurumsal denetim mekanizması içerisinde 8 defa çizilmiş, tartışılmış ve çeşitli seçenekler oluşturulmuştur.




Şekil 15. HACIBAYRAM MEYDANI DÜZENLEME PROJESİ (ODTÜ PROJE GRUBU)


Proje’ de, teknik konuların yanı sıra, konunun “ toplumsal boyutlarına da dikkat edilmesi gerektiği ” yerel yönetimin en üst kademesindekiler tarafından önemle altı çizilmektedir (29). Hacı Bayram Projesi, yalnızca bir mekan düzenlemesi olarak ele alınmamıştır. Burada yaşamakta olan insanlar, burayla ilgili tüm kararlara bir mekanizma çerçevesinde katılmışlardır. Bu alanda yaratılan değerin nasıl paylaşılacağına ilişkin bir mekanizma, “Hacı Bayram Karar Kurulu” denilen bir örgütlenme oluşturulmuştur.
Proje‘ nin uygulanmasında, Ankara Büyük Şehir Belediyesi “Proje Demokrasisi” adı verilen bir sistem uygulamaya koymuştur.
Bu sistemde; Hacı Bayram Projesi ile ilgili olarak alınan her türlü karar, mekan düzenlemesinde, kaynakların kullanılmasına kadar, mutlaka o projenin muhatabı olan insanların da katıldığı bir kurul tarafından alınmış ve bu kurulun gözetimi ve denetiminde uygulanmıştır (Şekil 16).
Bankalardan, çeşitli finansman kuruluşlarına kadar bir takım kuruluşların bu proje ile ilgilenmeleri ve ona destek vermeleri, ancak böyle bir değer paylaşım sistemiyle olanaklı olabilecektir (30).



Şekil 16. HACI BAYRAM MEYDANI : DÜZENLEME SONRASI VE ÖNCESİ

Buna benzer sistemler yaratılarak, kişilerin işin içine girmeleri sağlanırsa ve orada yaratılacak projeden değer elde edeceklerini ve o değeri hakça paylaşacaklarını bilirlerse; kültür politikalarının yanı sıra koruma politikalarında da “Demokratikleşme” sağlanmış olacağı belirtilmektedir. 1990' lı yıllarda Ankara Metropol Yönetiminin en yetkili kişisine göre koruma politikalarının önemi, sadece tarihsel değerlere sahip çıkılması değildir.
Koruma Politikaları, kentlerde “Hemşehrilik Bilinci” nin yaratılması açısından da çok önem taşımaktadır. Korunan yerler, korunma durumunda olan yerler aynı zamanda o kentte yaşayan insanlar için anı odaklarıdır. Ankara gibi insanların neredeyse tümünün başka yerlerden geldiği kentlerde, ortak anı odaklarının korunması yaşamsal önem taşımaktadır.
Kentlilik bilinci kuşaktan kuşağa ancak, “anı noktalarının korunmasıyla” geçebilecektir. Ankaralıların ortak anı noktaları, alanları, meydanları kaybolmuş durumdadır. “Bu kentte hemşehrilik bilincini nasıl geliştireceğiz?” şeklinde bir soru sormaktadır.

Ulus Tarihi Kent Merkezi' nde, yarışma sonrası belirlenen 27 proje paketi içinden birinin, ”Hacı Bayram Projesi” nin seçilmesinin “ politik bir seçme ” olduğu da, Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanı tarafından açıklanmaktadır. Uygulamada asıl sorunun, “...otopark mafyası ile, kiracı ve mülk sahibi ile, deliler mafyası ile, cenaze töreniyle, Ogüst Mabedi’nin sorunsalıyla, yaşayan insanlarla, müftülerle, Kültür Bakanlığı yetkilileriyle ve Sayın Cumhurbaşkanımıza kadar varan bir sürü politik güçle uzlaşma sağlamak....” olduğunu vurgulamaktadır (31).
Oluşturulan “Hacı Bayram Karar Kurulu” nda yer alan kişi ve kuruluşlar şunlardır:

YÖNETİM:
Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı
Altındağ Belediye Başkanı

SEKRETERYA:
• İmar Dairesi Başkanlığı

1. Özel Kişi ve Kuruluşlar İle Sivil Toplum Örgütlerinin Temsilcileri:
-Mülk sahipleri,
-Esnaf derneklerinin temsilcileri,
-Dini işlerle ilgili kuruluşların temsilcileri,
-Kiracıları temsil eden kişiler,
. Büyük Şehir Belediyesi temsilcileri:
-Emlak Dairesi Başkanı, -Fen İşleri Dairesi Başkanı,
-Hukuk, -Maliye, -İstimlak Müdürlükleri.

Yapmak ve uygulamak, İmar, Fen İşleri, Emlak ve Hukuk Dairesi arasında yatay koordinasyon gerektirmektedir. Belediye' nin örgütlenmesi ise dikey bir örgütlenmedir.
Hacı Bayram Camii Meydan Düzenlemesi' nde uygulanan strateji; başlangıçta, kamulaştırma olmadan bir şey inşa emek ve daha sonra burada yaratılan değeri vererek, bir takım başka değerleri Belediye mülkiyetine geçirerek ve inşa ederek, bir tür “doldur boşalt” yöntemi uygulamak olmuştur (32). Bu yöntem de tarihsel çevrelerdeki çevre düzenleme uygulamaları için önemli ipuçları vermektedir.

Hacı Bayram Projesi ile ilgili olarak, Kamu Kurumları yani Kültür Bakanlığı ile Ankara Büyük Şehir Belediyesi mahkemelik olmuştur. Uygulama esnasında denetimsiz kazı yapıldığı için Belediye mahkemeye verilmiştir. Bütün bunlara rağmen uygulama sürmüş ve 1993 yılında tamamlanmıştır.

1983 yılında başlayan çevre düzenleme çalışmalarının, 1986 yılında yarışma ile uygulamaya doğru yönlendirildiği ve 1993 yılında tamamlandığı görülmektedir. 10 yılı aşkın süren bu süreç izlendiğinde kamunun etkin olarak proje ve uygulama yapmasındaki sıkıntıları görülmektedir.

Bu sorunlar şu şekilde özetlenebilir:

1-Yerel Yönetimlerin teknik ve parasal açıdan yetersiz olması, bilgi ve
deneyim birikiminin bulunmaması,
2-Yerel Yönetimlerin kendileri ve merkezi yönetimle olan ilişkilerinde
iletişim ve eşgüdüm eksikleri, bürokratik engeller,
3-Yerel Yönetimin uygulama alanında yaşayan halkın planlama ve
uygulamaya olumlu katkı ve katılımlarını sağlamda yaşadığı zorluklar
ve yetersizlikler,
4-Yasal ve yönetsel çerçevede bulunan yetki kargaşası.

Hacı Bayram Camisi Koruma Amaçlı Planlama Çalışmaları ve Meydan Düzenleme örgütlenmesi, sürdürülebilir kalkınma için tarihsel çevre korunması politikaları için önemli ipuçları vermektedir. Bu nedenle de zaman içinde daha detaylı olarak irdelenmesi gereklidir.

I. BÖLÜMÜN DİPNOTLARI


1 JANSEN, H., 1937, “ Ankara İmar Planı ”, Plan Raporu, Alaeddin
Kıral Basımevi, İst., s. 6.
2 24 Mart 1925 Gün, 583 Sayılı Yasa.
3 “ Ankara Kalesi Koruma Geliştirme Projesi, Tespit, Değerlendirme, Ön Kararlar ”, 1980. T.C. Kültür Ve Turizm Bak. , O.D.T.Ü. Restorasyon Bölümü, s. 67.
4 “ Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Yarışması ” Yarışma Şartnamesi, 1986, Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığı, s.33.
5 KELEŞ, R. 1971, “ Eski Ankara’da Bir Şehir Tipolojisi ”, S. B. F. Yay. s.164.
6 Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’ nun
( G.E.E.A.K.), 14.10.1972 gün ve 6691 Sayılı Kararı
7 “ Ankara Eski Kent Dokusu Koruma ve Değerlendirme Projesi ” Proje Raporu, 1979, Hazırlayan; Beşbaş, N., Güneş, A., Özcan, Z., Tayla, L., Tırpan, A.
8 y.a.g.e., s.2.
9 Hasırcılar - Denizciler Caddesi bağlantısının açılması esnasında 5
tescilli yapı kamulaştırılmış ve yıkılmıştır.
10 751710 no’ lu plan, Ankara Büyük Şehir Belediye Meclisi‘ nin
14.11.1985 Gün ve 383 Sayılı Kararı ile onaylanmıştır.
11 Eski Hamam ( Eynebey Hamamı) 268 Envanter No‘ lu Anıtsal I. Derece korunacak yapıdır.
12 G.E.E.A.Y.K.‘ nun 12 . 4 . 1980 gün ve A - 2167 Sayılı Kararı.
13 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası, Madde 17.
14 G.E.E.A.Y.K‘ nun 12. 4. 1980 gün ve A - 2167 Sayılı Kararı.
15 Plan kargaşasına bir örnek: Hacı Bayram çevresinde, I. Derece Kentsel Sit Alanı içinde kalan 5185 Ada, üç kez plan değişikliğine uğramıştır.
16 “ Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar Yönetmeliği ” , Madde 90 / 2 ,
s.98 . , Ank . 1986 .
17 Bkz . Ankara Şehir İmar Müdürlüğü 1928 - 1984, Kuruluşunun 56. Yıldönümü
Anısı Olarak Hazırlanan Albüm. Bir yıl sonra Büyük Şehir
Belediyesine bağlanan AŞİM‘ in özerk yapısı ortadan kalkmıştır.
18 “ Ankara Tarihi Kent Dokusu Koruma Geliştirme Planlama
Faaliyetleri ”, Toplantı Tutanakları ( Yayınlanmamış Teksir ) ,
AŞİM., 1983.
19 TUNÇER, M., “ Ankara Tarihi Kent Dokusu Nasıl Korunuyor ? Ne Yapılabilir ? ”, PLANLAMA Dergisi, Sayı 90 / 3-4.
20 “ Hacı Bayram II. Çevre Koruma İmar Planı Raporu ”, AŞİM - ODTÜ, 1983 Ank. s. 8. Aynı temizleme ve yıkım işlemi “I. Derece
Kentsel Sit Alanı” olmasına rağmen bugün de yapılmak
istenmektedir.
21 51300 No’lu Plan ve Cetvelleri, İmar ve İskan Bakanlığı’nın 13.6.1963
gün ve Pl. İmar Um. Md. Şehircilik Dairesi Başkanlığının
060132009-4120 sayılı yazısı ile uygun bulunmuştur.
22 1 / 500 Ölçekli 63016 No’lu Etüd, İmar İdaresi Heyeti’nin 06.06.1972
Tarih / 386 Sayılı kararı ile uygun bulunmuştur.
23 1 / 500 Ölçekli 69600 / 1-2 No’lu Kesin Parselasyon Planı, İmar İdaresi Heyeti’nin 04.05.1976 Tarih / 487 Sayılı kararı ile uygun bulunmuştur.
24 G.E.E.A.Y.K.‘ nun 12.4.1980 gün / A - 2167 Sayılı kararı.
25 Bu alanda, koruma amaçlı bir planın hazırlanması amacıyla, O.D.T.Ü. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü ve Şehir Koruma Programı Yüksek Lisans
öğrencileri ile AŞİM elemanları uygulamaya yönelik bir çalışma yapmışlardır. Bu plan, T.K.T.V.Y.K. ‘ nun 03.09.1985 Gün / 1378 Sayılı Kararı ile uygun
bulunmuştur. " Hacı Bayram II . Çevre Koruma İmar Planı ” ve “ Uygulama
Koşulları ” için Bkz. Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzeni
Yarışması Şartnamesi, Ankara Büyük Şehir Belediyesi İmar
Dairesi Başkanlığı, 1986 s.72 ve s.88.
26 TUNÇER, M., 1987. “ Hacı Bayram Çevre Düzenlemesi ”,
“ Türk Vakıf Medeniyeti Çerçevesinde Hacı Bayram-ı Veli ve Dönemi Semineri ”, 2-3 Aralık 1986. Seminer Bildirisi. IV. Vakıf Haftası,
Vakıflar Gn. Md. Yay. Ank. s.205.
27 16126 Ada 1 Sayılı Parsel ile 8782 Ada 14 Sayılı parseller
düzenlenmiştir.
28 Ulus Tarihi Kent Merkezi Çevre Düzenleme Yarışması, 20.05.1986 Tarihinde
açılmış, 21.11.1986 tarihinde sonuçlanmıştır.
29 KARAYALÇIN, M. “ Koruyucu Kent Yenilemesi ve Yerel Yönetimler, 13-14
Aralık 1991, Türk-Alman Semineri, Açılış Konuşmaları,TMMOB Mimarlar Odası, Ankara Şb. Yay. , s. 14.
30 KARAYALÇIN, M. , 1991, y.a.g.e. , s.14.
31 BADEMLİ, R. , “ Koruyucu Kent Yenilemesi ve Yerel Yönetimler ”, 13-14 Aralık 1991, Türk-Alman Semineri, Bildiriler, TMMOB
Mimarlar Odası, Ankara Şb. Yay. , s.22.
32 BADEMLİ, R. , 1991, y.a.g.e. , s.23.

Gitti Çayyolu’ nun Çayı, Kavakları, Söğütleri ve Cankız !


http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2008/07/04/cayyolu.jpg

Ekim 2008-10-25



Çayyolu’nda Çevre Katliamı Mı Var? (Evet!)

Çayyolu platformu ve bazı sivil toplum örgütleri, "Pis su, kolektör ve yağmur suyu" çalışması gerekçesiyle Kutugün deresi çevresinde asırlık ağaçların kesildiği iddiasıyla tepki gösterdi: Doğal yaşamı öldürdüler
ANKARA - Çayyolu Platformu ve bazı sivil toplum örgütlerinin üyeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından "pis su kolektör ve yağmur suyu" çalışması gerekçesiyle Kutugün Deresi çevresindeki asırlık ağaçların kesildiği ve doğal hayatın zarar gördüğü iddiasıyla tepki gösterdiler. Platform adına açıklama yapan Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi muhtarı Ayşe Sevil Kuru, Çayyolu bölgesinde Kutugün deresi boyunca çevre katliamı yapıldığını öne sürdü. Kuru, bölgeye adını veren derenin Dodurga Köyü'nden doğduğunu, Alacaatlı Köyü, Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi, Çayyolu ve Koru Mahallesi sınırları içerisinden geçerek Ankara Çayına ulaştığını söyledi.
Dereyle sağ ve solundaki 10’ar metrelik alanların Hazine Müsteşarlığına ait taşınmaz olduğunu belirten Kuru, ASKİ Genel Müdürlüğünün "pis su, yağmur suyu ve kolektör" çalışması gerekçesiyle dere kenarındaki asırlık ağaçların kesildiğini söyledi.
Bu durumun doğal yaşamı öldürdüğünü öne süren Kuru, "Yapılan çalışmayla hazine malı olan ağaçlar, Hazine Tasfiye Müdürlüğüne teslim edilmediği gibi Hazineden de bu alan içinde böyle bir inşaat yapma izni mevcut değildir. Mücavir alan, büyükşehir belediyelerinde 50 kilometreye çıkınca sulak alanlar, sazlıklar, dereler, Hazine’ye aittir. Bu alanlar büyükşehirin korumasına gireceği yerde, ranta kurban gitmektedir" diye konuştu. Kuru, "Katliamın derhal durdurulmasını istiyoruz" dedi.
Yapılan çalışmaya itiraz amacıyla çeşitli sivil toplum örgütlerinden topladıkları imzaları ilgili birimlere ilettiklerini kaydeden Kuru, kesilen ağaçların yerine ithal ağaçların dikileceğini öğrendiklerini bildirdi.

ASKİ Genel Müdürü Kılıç’ın görüşü : ASKİ Genel Müdürü Kamil Kılıç ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Dereden pis kokular geliyordu. Derenin ıslahı ve yağmur suyu çalışması kapsamında 30 trilyona mal olan bir çalışma başlatıldı" dedi. İki ay boyunca sürecek çalışma bitiminde gerekli çevre düzenlemesi çalışması yapılacağını belirten Kılıç, ağaçların yenilerinin dikileceğini bildirdi. Çalışma kapsamında kesilen ağaçların "taşınabilir" bir ağaç olmadığını ifade eden Kılıç, bazı kesimler tarafından çalışmaya ideolojik yaklaşılmasını doğru bulmadıklarını kaydetti.
ASKİ tarafından pis su, yağmur suyu çalışması yapılmaması halinde kanalların tıkanacağını, daha büyük çevresel sorunlar yaşanacağını ifade eden Kılıç, çevreye duyarlı bir çalışma göstererek, iş bitiminde ağaçlandırma çalışmasının yapılacağını sözlerine ekledi. (aa)
http://cmo.org.tr/bashaber.php?id=1960



Bu yazı “Kent ve Çevre” üzerine yazılmış bir yazı değil, kentleşmenin ne olduğunu bilemeyen, gözlerini rant bürümüş, doğal çevrenin ve yaşamın ne olduğunu göremeyen yetkililere yazılmış bir yazıdır!!..

Çayyolu’na bundan 5 yıl önce taşındığımızda, Alacaatlı Köyü’ne gelmeden çevresi hafta sonu dolup taşan bir piknik alanı olan yeşil alanın içinden geçerdim. Yaz kış, az da olsa halen içinden temiz su akan bir derenin (Çayyolu Kutugün Deresi) üzerindeki köprüden geçerken duraklar ve daima akan suya, söğütlere ve kavaklara bakardım.. Dere şırıl şırıl akardı ve dingin bir yeşil doku vardı..Burada çocuklar dere içinde oynarlar, kurbağa yakalarlardı.. Ve çocukluğumda yok edilen Bahçelievler’deki kurbağalı dereyi hatırlayarak gülümserdim..

Bu dere aşağılara doğru akar ve iki tarafı 50-60 yıllık söğüt alanları ile çevrili bir inci kolye gibi yeni yapılmakta olan siteleri süslerdi..
Ancak, sanırım sıcak bir yaz günü (2008) bir gün dere kenarındaki kavaklar kesiliverdi ve ne olduğunu anlamadan söğüt ağaçları da kesilmeye başladı..
Durun ne oluyor diye müdahalede bulundum ben de çevre halkı gibi ama “kanalizasyon” olacakmış güzelim deremiz! Zaten son birkaç yıldır yaşadığımız kuraklık nedeni ile çevredeki yer altı kuyularının sayısı artmış, Belediye tankerleri sıra sıra dizilip yer altı suyunun en fazla olduğu bu noktadan suyu çekip götürüyordu..

Ve de refüjlere boca ediyordu.. Demek bu dere de Ankara’nın diğer dereleri, akarsuları, çayları gibi (Bend deresi, Ankara Çayı, İncesu Deresi vd) yok edilecekti.. Ağaçların sökülmesiyle birlikte bölgedeki doku tamamıyla bozuldu ve ortaya çirkin bir görüntü çıktı. Bakın Yenimahalle Belediye Meclisi Üyesi Engin Uç durumu protesto etti ve Ankara Hürriyet’e şunları söylemiş..



"ASKİ birşeyler yaparken başka birşeyleri yok ettiğinin, bölgenin dokusunu bozduğunun farkında değil mi? Bu işlem gerçekleşmeden önce CHP Grubu olarak kendilerini uyardık, inşaatın ve döşenecek olan boruların dere boyunun yanıbaşında, dereye paralel olarak uzanan stabilize yolun altına alınabileceğini söyledik ama dinletememişiz. Gordion’da dere yatağını değiştirerek inşaat alanını genişletmeyi akıl eden Büyükşehir Belediyesi, burada aynı uygulamayı yapmak yerine yeşili katletme yolunu seçmiş bulunuyor. Oysa bu tip alanların koruma altına alınması gerekirdi. 50 yaşında olduğunu sandığımız yüzlerce ağaca yazık oldu. Üstelik bu işlem, küresel ısınmaya karşı yapılan ağaçlandırma kampanyalarını, yurt dışına milyonlarca YTL ödenerek satın alınan iklimimize ve dokumuza uymayan fidanların göstermelik olarak dikildiğini ortaya koyuyor, tezatını oluşturuyor."

Çayyolu’na ismini veren dere Alacaatlı içinden akar, Çayyolu’na girerken “ıslah edilmiş” olduğundan artık kimse dereyi göremez. Onca kuraklığa karşın, dere gördüğünüz gibi bir hayli su taşıyordu. İşte ırmakların, vadilerin başkentinde sular böyle yok edilmiş, üzerlerine asfalt dökülerek barajların beslenmesine olanak tanınmamıştı...

Çayyolu Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi'nde yaz aylarından itibaren çekilen kuyu suları, Dostlar, Deste, Engürü ve Başkent Doktorlar sitesindeki evlerde derin çatlaklara yol açtı.

Bazı ev sakinleri konutlarını boşalttı, bazıları ise çatlaklar içinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Çayyolu Platformu (ÇAP) Başkanı İlhan Tezel, birkaç ay içinde kuyulardan binlerce ton su çekilmesinin bina zeminlerini kayganlaştırdığını ve evlerde çatlaklar meydana geldiğini söyledi. http://www.cayyolum.com/cyoluhaber10111207.htm

Yani aradan 40 yıl geçtikten sonra ben çocukluğumun kaderini bir kez daha burada derenin kaderini paylaşarak -içime akıttığım göz yaşları ile- tekrar yaşayacaktım.. Ne yazık ki, tüm itirazlar işe yaramadı, çünkü “bu bölge kentleşiyordu”, “bu bölgeye altyapı lazımdı” ve derenin yanına bir kolektör döşemek yerine denerin kendisi bir “pis su kolektörü”ne dönüştürüldü hızlı bir şekilde.. Gitti, kuşlar, gitti, kurbağalar ve çocukların neşe ile oyun oynadığı, gölgeli inci gibi ağaçlar..
Bu ağaçların sadece bir tanesini yetiştirmek bir insanın ömrünü alır nasıl kıydılar teker teker gitti söğütler..Bahçede uğraş veriyoruz milim milim büyüyor ağaçlar..
Bu da yetmedi, acımasızca, köpekler toplandı “kentli “oluyoruz ya, bu arada kulağı köpeli bizim “Cankız” da gitti..

Tüm siteyi koruyan, tek başına savunan, yemeğini almaya gelince uysal uysal kapıda bekliyen eğitilmiş bir köpekti.. Bizim sesimizi duymak için gelir kapının önüne yatar, kapıyı kapatınca da ayağı ile kapıyı iterdi..

Giden söğütler, kavaklar, dereler ve nihayet bir daha geri gelmeyecek köpekler ve biz “Kentli” olacağız..

Birçok medeni şehirde bu tür akarsuların kenarları düzenlenerek yürüyüş yolu, bisiklet yolu yapılır, dinlenme köşeleri, parklar yapılır ama bizde 30 katlı bloklar dikiliyor dere vadilerine, dere tabanlarına..

Bu da ”Çağdaş” belediyecilik olarak görülüyor..Sanırım “Islah” edilen geride kalan dere yataklarına da çok güzel bloklar ve iş merkezleri yapılabilir ve böylece tam kentli olunur! Beş yıl önce bir yazımda “Çayyolu’nda Daha Çağdaş Bir Yaşam mı? “diye sormuştum..

Hayır, Çayyolunda da “Çağdaş olmayan bir yaşam” diye şimdi cevap veriyorum.. Nedeni sadece bu yeşil ve suyun katledilmesi değil plansızca yapılan ve her noktayı saran spekülasayon ve yoğunlaşma..

İşte Çayyolu Deresi de “ISLAH “edildi ve yok oldu! Kıyıları yok edenler, doğal güzelliklerin üzerine “Termik santral” yapanlar, binlerce yıllık tarihi, doğayı, kültürü barajlara gömenlerin bir benzerlerinin elinden bu küçücük dere ve küçücük “Cankız “da kurtulamadı..

Çayyolu’na ismini veren Kutugün Deresi civarındaki 50 yaş üstü çok sayıda ağacı kestiği iddia edilen ASKİ Genel Müdürlüğü’nün, şimdi de Höyüktepe mevkiinde 1. derecede sit alanının tahrip ettiği öne sürüldü.

ASKİ ekiplerinin bölgedeki çalışmasını fark eden bir grup vatandaşın durumu ihbar ettiği ve ihbar üzerine bölgeye gelen Jandarma ekiplerinin iş makinaları ve dozerlerle yapılan ilk büyük tahribatı durdurduğu öğrenildi.

Tahribatın sistematik olarak devam ettiğini savunan CHP Yenimahalle Meclis Üyesi Engin Uç, Şunları söyledi:

"Kalıcı bir önlem alınmadığı takdirde söz konusu sit alanı telafisi mümkün olmayacak şekilde yok olacak. Bu alan, Kültür Bakanlığı web sitesinde Çayyolu köyü Höyüktepe Mev. 1. dereceden Arkeolojik Sit alanı olarak görülüyor. (ANKARA_KK 25/01/2002-7738). Sit alanlarında, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesi, imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenmesi, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaması konusunda ilke kararına varılmış.


Bakanlık derhal el koymalı

Şimdi olanlara bakalım, sit alanı büyük oranda tahrip edilmiş, ortada küçücük bir alana sıkışmış kalmış. Çevresinden yol geçirilmiş. Dere ıslah inşaatından çıkan hafriyat olduğu gibi alanın üzerine yayılmış. Önce gözlerini kırpmadan pissu ve yağmur suyu kollektör hatları inşaatı gerekçesiyle asırlık ağaçları yok ettiler, ardından yine aynı inşaat nedeniyle sit alanının mahvettiler. İşte son günlerde ’iş yapan’ Büyükşehir Belediyesi’nin marifetleri sizlere. Ne tarih dinliyorlar, ne doğa, ne çevre. Önlerine ne çıkarsa yok edip geçiyorlar. Kültür Bakanlığı derhal olaya el koymalı, buranın kalıcı olarak korunmasını sağlamalı, tahribatı gerçekleştirenler hakkında da gerekli yasal işlem başlatılmalıdır. Sit alanı nedir? İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır."
http://www.seshaber.com/haberdetay.asp?bolum=1996&uyeid=0

Uyarılarımızı dikkate bile almadılar... İşte Katliamın Belgesi



Ağaçlar kesilmeden önce manzara çok güzelken kesildikten sonra ortaya çıkan durum yandaki gibi oldu...

Çayyolu’na adını veren, bir zamanların Ankaralının piknik yaptığı söğüt ağaçlarıyla kaplı dereboyu Anakent Belediyesi tarafından pissu ve yağmur suyu kollektör inşaatı gerekçesiyle tamamiyle yok edildi. Ağaçların sökülmesiyle birlikte bölgedeki doku tamamiyle bozuldu ve ortaya çirkin bir görüntü çıktı.

Çayyolu’na adını veren dere boyundaki ağaçların Alacaatlı Köyü’nden bu yana sökülerek geldiğini görünce harekete geçtik. CHP Grup Başkanvekili Fazıl Güleken’i arayarak durumu bildirdik ve bu katliamın durdurulmasını istedik.

Yapılan görüşmelerde, önce bu ağaçların çok küçük olduklarını, yerlerine daha değerli ağaçlar dikileceği söylendi. Ancak kendilerine çektiğimiz fotoğrafları gönderince durumun vahameti ortaya çıktı.

Bunun üzerine ağaçların yok edilmeyeceği yolunda izlenimler aldık ve umutlandık. Gerçekten de biz harekete geçtikten sonra 15 - 20 gün hiçbir şey olmadı.

Ancak bültenimiz yayınlanır yayınlanmaz (dağıtım esnasında) buradaki asırlık ağaçların bir anda acımasızca yok edildiğini gördük ve basın aracılığıyla protestomuzu dile getirdik.

Düşünün ağaçlar yerinde kalsaydı ve yandaki yol kazılıp dere yatağı buraya alınsaydı, kötü mü olacaktı. Yazık oldu, haksızlık yapıldı bu güzelliğe de Çayyolu’na da...


https://www.cayyolum.com/haber/Uyarilarimizi-dikkate-bile-almadilar-Iste-Katliami.html



1957 Ankara Seli ve Ankara'nın Dereleri : Mehmet Tunçer Sunumu (18.10.2024)

  "1957 Ankara Seli ve Ankara'nın Dereleri" ‼️ 11 Eylül 1957 tarihinde Hatip Çayı (Bent Deresi) taşkınının yol açtığı sel, Ank...